Künye   Hakkımızda
6 Kasım 2026, Cuma
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü

Evrensel Gazetesi’nde yayımlanan Kavel Alpaslan'ın yazısında, antikomünizmin tarihsel ve güncel örnekler üzerinden nasıl tersine dönerek komünizme yönelik bir görünürlük ve ilgi ürettiği tartışılıyor.

30 Nisan 2026
Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Kavel Alpaslan, Evrensel Gazetesi’nde kaleme aldığı yazısında, antikomünizmin yalnızca bir ideolojik karşıtlık olmadığını; kimi zaman farkında olmadan komünizmin temel tezlerini görünür kılan bir etkiye dönüştüğünü savundu. Güncel politik tartışmalar ve tarihsel örnekler üzerinden ilerleyen yazıda, antikomünist söylemlerin yarattığı çelişkiler ve bu söylemlerin nasıl ters bir propaganda işlevi gördüğü ele alındı.

Yazının tamamı şu şekilde:

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza iki kişilik bir kanepe var. Kitaplık ve TV ünitesi tüm duvarı kaplıyor. Genel olarak minimal bir dekorasyon ve açık renkli duvar kağıtları tercih edilmiş. Abajurdan loş bir ışık geliyor.

Güç bela kiraları ödeyerek sığmaya çalıştığımız yapılar düşünüldüğünde, saydıklarımız çoğumuzun imrenerek bakacağı sıcak bir yuvayı çağrıştıracaktır. Ancak inanmak güç olsa da, bu bir ‘sosyalizm parodisi.’

Betimlediğimiz mekân Almanya’daki bir antikomünist müzede bulunuyor. Buradaki kompozisyon Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ndeki (DAC) sosyalist ev hayatını eleştirel bir dille yansıtıyor. En azından müzenin iddiası o yönde. Ziyaretçilerin tipik bir Doğu Alman salonuyla karşılaştığında “Sosyalizmde hayat ne kadar, sıkıcı, sade ve griymiş” demeleri bekleniyor. Fakat kapitalizmin bundan daha iyi bir gelecek sunamayacağı karanlık çökünce ayyuka çıktı ve sonrasında işler değişti…

Genç işçilerin önüne koyulan bu manzara onlara ‘Tiksinti vermek’ şöyle dursun, gıptayla baktırıyor. Sosyalist dönemde evsizliğin olmadığı, herkesin barınma hakkının ücretsiz bir şekilde -ya da sembolik ücretlerle- güvence altına alındığını öğrenmek, salonun zihinlerde ‘konfor’ çağrışımı yapmasına neden oluyor. Başka bir deyişle: Antikomünist propagandayla yola çıkan anlatı, kendini ‘kazayla’ komünist propaganda yaparken buluyor!

Şaşkınlıktan doğan ilgi

Dönüşümü anlamak için önce bu müzelerin anatomisini inceleyerek söze başlayalım. Geçmişinde sosyalist mirasa bir şekilde dokunmuş pek çok ülkede ‘sosyalizm altında günlük yaşam’ ya da ‘komünizm suçları’ isimleri altında toplanan müzelere rastlamak mümkün. Bazıları sadece günlük yaşamı ele alıp basit ve apolitik bir anlatı tercih ediyor. Bunlar tarihsel gerçeklikten yalıtılmış ‘egzotik bir deneyim’ sunuşundan ibaret olsa da, görece masum sayılabilir. Çünkü diğer bazıları aynı ‘gündelik hayat’ nostaljisini net bir antikomünist perspektifle pazarlıyor.

Tiran, Berlin, Budapeşte, Bükreş ya da Prag… hepsi bu tip müzeler ve turlarla dolu. Hepsi de tek renkli bir anlatıya sahip: Sosyalizmin ne kadar baskı ve kasvetle dolu ‘ibretlik’ bir zaman dilimi olduğunu zaman kapsülü şeklinde anlatmak. Peki ya ücretsiz sağlık, eğitim? Ulaşılabilir kültür-sanat? Herkes için barınma hakkı? İşsizliğin ve açlığın ortadan kalkması? Tüm bunlar yokmuş gibi baştan sona ‘kötülükle’ yaratılmış bir ‘öcüyle’ baş başa kalıyorsunuz.

Parmak kötüye işaret ederken, gölgesi bize dolaylı yoldan ‘kapitalizmin sosyalizmin aksine çeşitlilik, renk, özgürlük ve rahatlıkla dolu olduğunu’ anlatıyor. Vermek istedikleri mesaj tam olarak bu ters okumayla beliren sermaye düzenine övgüyle sınırlı. Sosyalist inşa döneminin herkes tarafından kabul edilen artılarına yer verilmediği gibi, 1990’lardan itibaren kapitalizme geçişin bu ülkelerde yarattığı yıkıma dair de tek kelime görmek mümkün değil.

Her şeye rağmen kapitalist tahribatın gerçeği, aradan geçen onca yılın ardından bu çarpık çarpık anlatıyı bile ters yüz etti. Gözle görünür bir örnek üzerinden giderek düşünelim: Mesela düne kadar ‘çirkin’ bulunan sosyalist döneminin toplu konutları, gençler arasında ‘brutal mimarisi’ nedeniyle ‘estetik’ olarak değerlendirilmeye başlandı. Apartmanlar artık sık sık tişörtlere ya da albüm kapaklarına basılıyor. Yapıların estetiğini öne çıkaran-parlatansa sosyalist dönemin barınma hakkını güvence altına alan politikaları. Sosyalizmin garanti ettiği hakların giderek daha da ufuktan kaybolurken gençlerin bu mirasa dönük şaşkınlığı bazen bir salon dekorasyonu kadar basit bir alanda bile kendini gösteriyor…

Daha böyle pek çok ‘ters-yüz edilen propaganda’ örneği sayabiliriz: Bir zamanlar ‘sıradan’ ya da ‘tek tip’ denilerek küçümsenen işçi tatil köyleri, bugün Airbnb’de ‘Sovyet nostaljisi’ etiketiyle pazarlanıyor. Kapitalizm, ulaşamadığı o kitlesel dinlenme hakkını bir ‘retro deneyime’ çevirerek satmaya çalışıyor. Ya da betonlar kentleri yutarken, sosyalist şehir plancılığının ‘çirkin’ görülen dev parkları bugün bir nimet gibi görülüyor.

Aile evini terk ediş yaş ortalaması yükseliyor

Artan ilgiyi ‘modaya’ yorup geçemeyiz. Avrupa Birliği’nde (AB) aile evinden ayrılmanın yaş ortalaması 26. Ekonomisi kuzeye oranla daha zayıf Güney ve Doğu Avrupa ülkelerinde ortalama yaş 30’ların üzerine çıkıyor. İspanya’da tarihinin en yüksek oranına ulaşıldı: 16-29 yaş aralığındaki gençlerin sadece yüzde 15’i aile dışında bir evde yaşıyor. Birçok genç gelirlerinin yüzde 40’ından fazlasını kiraya harcıyor. Tek başına bu yükü omuzlamaya kalktıklarında, bu oran yüzde 92’ye kadar çıkabiliyor.

Hayatlarımızdan ve çevremizden gayet iyi bildiğimiz üzere, bu bizden uzak bir gündem değil. Konut krizinin en şiddetli şekilde hissedildiği Türkiye’de de bu oran AB ortalamasının üzerinde. Ayrıca kiralar tüm dünyaya taş bırakacak şekilde yükseliyor. Dar gelirliler giderek daha az mülke sahip olurken, birden fazla ev sahibi olanların oranı artıyor. Dolayısıyla AB ve İspanya için söylediklerimiz misliyle Türkiye için de geçerli.

Bugün erişilebilir konutlara ulaşmak mümkün…

İspanya merkezli Diario Socialista’da tam da bugün konuştuğumuz konu hakkında yayımlanan bir makale var. DAC’ın uygun maliyetle herkesi ev sahibi yapmayı amaçlayan prefabrik konutları Plattenbau üzerinden giden yazı, bugün gelişen üretim güçlerine rağmen barınma hakkı gibi uzaklaşan refah çelişkisinin artık antikomünist anlatı tarafından gizlenemediğine dikkat çekiyor:

“Ostalgie [1] artık yalnızca eski DAC vatandaşlarına özgü bir duygu değil. Geçmişe gömülmüş bir anı da değil. Antikomünist propaganda aşınıyor. Üstelik bugüne yansıyan rahatsız edici sorular doğuruyor: Muazzam üretim kapasitesine sahip bir sistemde binlerce boş daire ve ‘ulaşılabilir’ olduğu iddia edilen ama her geçen gün fiyat artışıyla daha da erişilmez hale gelen sayısız tüketim markası varken çoğunluk için uygun konut seçenekleri ortadan kalkıyor. Bunun ne anlamı var? DAC Müzesi rahatsız edici bir sır saklıyor: Mevcut üretici güçlerin ulaştığı seviyeyle onlarca yıldır tüm nüfusa standart ama erişilebilir, evrensel ve neredeyse ücretsiz bir yuva sunmanın önünde hiçbir teknik engel yok. Tek engel siyasi.”

Kapitalist kıyametin açığa çıkarttıkları

Bugün iliklerimize kadar hissettiğimiz ‘konut krizini’ bir ‘doğal afet’ gibi görmemek gerekiyor. Friedrich Engels’in de altını çizdiği üzere, bugün yaşadığımız kapitalizm ile konut sorunu arasında ayrılmaz bir bütünlük var. İşçi mahallelerinin güvencesizliği, gettolaşma, şehrin rant alanlarına açılması, işçilerin kira yüküyle çifte sömürüye maruz kalışı, zenginliğin eşitsiz dağılımı… hepsi kapitalizmin doğasına ilişkin sorunlar.

Kapitalizmin kendi krizini örtmek için kullandığı metotlar eskisi gibi sorgulanmadan doğru olarak kabul edilmiyor. Burjuvazinin işçi sınıfına doğrulttuğu silah geri tepiyor. Çünkü artan kapitalist sömürü ve geçen zaman geriye dönüp neyi kazanıp neyi kaybettiğimizi tartma fırsatı veriyor.

Genç işçiler kendi anne-babalarının aksine bir ömür boyu çalışsalar bile ev alamayacaklarının bilincindeler. Yaşadıkları kentlerin, mahallelerin, evlerin ve hatta salonların neye benzediğini de gayet iyi biliyorlar. İşte bu yalın gerçek o kadar basit ve o kadar güçlü ki geçmiş sosyalist inşa deneyimlerine dair en ufak bir merak kıvılcımı, barınma hakkının mütevazı şekillerde de olsa güvence altına aldığı bir alternatifin mümkün olduğu fikrini alevlendiriyor.

[1]Doğu Almanya’daki yaşamın belirli yönlerine duyulan özlem

HABER MERKEZİ

Previous Post

İran Meclis Başkanı Kalibaf: ‘3 gün geçti hiçbir kuyu patlamadı’

Next Post

Pezeşkiyan: Basra Körfezi’ndeki güvensizliğin kaynağı ABD’dir

İlgili Haberler

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den 12 Aralık’ta Ankara mitingi çağrısı
Emek

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den 12 Aralık’ta Ankara mitingi çağrısı

5 Kasım 2026
Resul Emrah Şahan’dan DEM Partili meclis üyelerine: Ortak geleceğe sahip çıkmaya devam edeceğiz
Gündem

Resul Emrah Şahan’dan DEM Partili meclis üyelerine: Ortak geleceğe sahip çıkmaya devam edeceğiz

5 Kasım 2026
Öcalan’ın “Demokratik Cumhuriyet ve Demokratik Entegrasyon” belgesi yayımlandı
Gündem

Öcalan’ın “Demokratik Cumhuriyet ve Demokratik Entegrasyon” belgesi yayımlandı

5 Kasım 2026
Trump’ın Ara Seçimlerde Büyük Yenilgisi
Dünya

Trump’ın Ara Seçimlerde Büyük Yenilgisi

5 Kasım 2026
Ela Rümeysa Cebeci duruşma sonrası gözyaşlarıyla konuştu
Gündem

Ela Rümeysa Cebeci duruşma sonrası gözyaşlarıyla konuştu

4 Kasım 2026
DEM Parti’den 4 Kasım’ın 10’uncu yılında Edirne Cezaevi önünde açıklama
Gündem

DEM Parti’den 4 Kasım’ın 10’uncu yılında Edirne Cezaevi önünde açıklama

4 Kasım 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Burjuva siyaset, ahlak ve biz
Gündem

Burjuva siyaset, ahlak ve biz

Melike Korkmaz
8 Ekim 2026
Politika'dan Söyleşi
Gazeteci Aykan Sever: Lula ve PT yeni bir krize kadar beşik sallama modunda
Gündem

Gazeteci Aykan Sever: Lula ve PT yeni bir krize kadar beşik sallama modunda

Politika Haber
1 Kasım 2026

EN SON HABERLER

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den 12 Aralık’ta Ankara mitingi çağrısı

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den 12 Aralık’ta Ankara mitingi çağrısı

5 Kasım 2026
Fransa’da genel grev başladı: İlk öğrenci barikatları Paris’ten

Fransa’da genel grev başladı: İlk öğrenci barikatları Paris’ten

5 Kasım 2026
ABD seçimlerinde Demokratların dikkat çeken zaferleri: Filistin, göçmen hakları ve sol siyaset öne çıktı

ABD seçimlerinde Demokratların dikkat çeken zaferleri: Filistin, göçmen hakları ve sol siyaset öne çıktı

5 Kasım 2026
Berluna Vista işçisinden Refik Aydoğan’a: “Kimse senden sadaka istemiyor”

Berluna Vista işçisinden Refik Aydoğan’a: “Kimse senden sadaka istemiyor”

5 Kasım 2026
Fon soruşturmasında yeni gelişme: Fatma Betül Sayan Kaya ve iki isim adliyeye geldi

Fon soruşturmasında yeni gelişme: Fatma Betül Sayan Kaya ve iki isim adliyeye geldi

5 Kasım 2026
Soma’da İmbat işçileri TKİ önünde: “Haklarımızı alana kadar ayrılmayacağız”

Soma’da İmbat işçileri TKİ önünde: “Haklarımızı alana kadar ayrılmayacağız”

5 Kasım 2026
Resul Emrah Şahan’dan DEM Partili meclis üyelerine: Ortak geleceğe sahip çıkmaya devam edeceğiz

Resul Emrah Şahan’dan DEM Partili meclis üyelerine: Ortak geleceğe sahip çıkmaya devam edeceğiz

5 Kasım 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!