Taliban’ın yönetime gelmesiyle birlikte Afganistan’da kadınlar toplumsal alandan neredeyse silindi. Kadınların çalışma, eğitim, sağlık, seyahat, boşanma, evliği reddetme hakları birçok bölgede yasaklanırken, bazı eyaletlerde ise bu haklar çok kısıtlı bir şekilde uygulanıyor. Afganistanlı bir kadın, Afganistan Women’s News Agency’e (AWNA- Afganistan Kadın Haber Ajansı) yazdığı mektupla yaşadıklarını anlattı.
Genç kadının mektubu şöyle: “Bugün ülkemdeki tüm kadınlar ve kız çocukları için yazıyorum. Yıllarca sessizlik içinde yaşayan kadınların acı kaderi hakkında yazıyorum; acıları duyulmayan ve birçokları için normalleşen kadınlar hakkında. Bugün evimizde, ailedeki erkekler arasında hükümet hakkında bir tartışma vardı. Erkekler oturup Taliban’ı övüyorlardı. Bunun en iyi hükümet olduğunu söylüyorlardı. Kimse kadınlardan bahsetmedi. Kimse okuma hakkı olmayan kızlardan, çalışmasına izin verilmeyen kadınlardan veya her geçen gün bizim için daha da küçülen ve kararan bir hayattan bahsetmedi.
ERKEKLERİN BAHSETTİĞİ TEK SORUN İŞSİZLİK
Sonra kadınların erkeklerin bakması için makyaj yaparak dışarı çıktıklarını söylediler. Kadınların dine bağlı kalmadıklarını söylediler. Yıllarca İran’da yaşadıktan sonra ülkeme döndüğümde, dinin gerçekte ne anlama geldiğini düşünmeye devam ettim. Din, kız çocuklarının eğitim hakkını elinden almak anlamına mı geliyor? Din, kadınların çalışma ve bağımsız olma hakkını elinden almak anlamına mı geliyor? Din, kadınların şiddet, baskı ve adaletsizlik karşısında sessiz kalması gerektiği anlamına mı geliyor? Din, kadınların her zaman suçlu olduğu anlamına mı geliyor?
KADIN DÜŞMANI FİKİRLER YASA OLDU
Taliban’dan önce bile Afganistan kadınlar için güvenli ve adil bir ülke değildi. Kadınlar her zaman birçok haktan mahrum bırakılmıştı, ancak bu yıllarda aynı eski ve kadın düşmanı fikirler yasa haline geldi. Artık kısıtlamalar sadece insanların inançları değil; hükümet yapısının bir parçası. Taliban yönetimi altında kadınlar ve kız çocukları en temel insan haklarından mahrum bırakılıyor ve kimse onların haklarından bahsetmiyor. Afganistan’ı en izole ülkelerden biri haline getiren Taliban’a karşı onları ve haklarını savunacak kimse yok.
ERKEKLER TALİBAN’DAN YANA TAVIR ALDI
Kadınlar ve kız çocukları eğitim, çalışma, egzersiz, seyahat, özgürce dolaşma ve hatta kıyafetlerini seçme hakkına sahip değiller ve Taliban tüm bu hakları ellerinden aldı. Bu beş yılda, bu topraklardaki kadınlar ve kız çocukları için ayağa kalkan çok az erkek oldu. Birçoğu, kadınların toplumdan dışlanmasını sessizce, hatta bazıları memnuniyetle izledi; sanki kadınların sosyal hayattan dışlanması normal ve kabul edilebilir bir durummuş gibi.
BİRÇOK KADININ AKIBETİ BELİRSİZ
Ancak Afgan kadınları ve kızları, tüm korku ve tehditlere rağmen sessiz kalmadılar. Binlerce umut ve binlerce tehlikeyle sokaklara döküldüler, protesto ettiler ve en temel insan hakları için ayağa kalktılar; bu duruşun bedelinin özgürlükleri, güvenlikleri ve hatta hayatları olabileceğini biliyorlardı. Bu yıllarda milyonlarca kadın ve kız çocuğu eğitim, çalışma ve topluma katılım hakkından mahrum bırakıldı. Birçoğu tutuklandı, kayboldu ve aileler sevdiklerinin akıbetini bile bilmiyordu. Birçok genç kız ve kadın şiddet, aşağılama ve saldırının kurbanı oldu; ancak toplum çoğu zaman sessiz kalmayı seçti.
Bu toprakların kadınlarının, hayatlarının en zor günlerinde çoğunlukla yalnız bırakılmış olmaları büyük bir acıdır. Birçok erkek tüm acıyı sadece işsizliklerinde ve kişisel sorunlarında gördüler, ancak kadınlara dayatılan sistematik ve amansız acıyı görmediler veya görmek istemediler. Bununla birlikte, Afgan kadınları hâlâ ayakta; yaralı, yorgun ama teslim olmamışlar. Tüm bu yıllar boyunca, birçok kadın ve kız çocuğu binlerce korku ve umutla sokaklara döküldü. Protesto ettiler ve hayatlarını riske attılar, ancak kaç erkek onların yanında durdu? Kaç erkek kadın haklarını savundu?
GÖZLERİMİZİ BİLE ÖRTSEK GÜVENDE DEĞİLİZ
Genç kızlar zorla evlendirildi, satıldı ve değersiz nesneler gibi muamele gördüler. Birçok kadın her gün kendi evlerinde şiddete maruz kalıyor, ancak çok azı sesini yükseltiyor. Bu yıllarda, bu ülkenin kadınları her zamankinden daha yalnız bırakıldı; evlerinde, pencerelerin ardında ve yavaş yavaş ellerinden alındıkları hayatlarında yalnız. Erkekler sorunun kadınların makyajı olduğunu söylüyor. Ama bir gün otobüste oturuyordum; başörtüsü takıyordum. Otobüs kalabalıktı ve herkesin sesi birbirini bastırıyordu. Birdenbire bir kadının sesi duyuldu: ‘İnsanların kızlarına neden dokunmak istiyorsunuz?’ Adam korkuyla yerinden kıpırdadı ve gitti. Birkaç dakika sonra, kadının savunduğu kızın ben olduğumu fark ettim.
O gün, sorunun başörtüsü olmadığını anladım. Sorun kadın olmak değil. Gözlerimizi bile örtecek kadar örtünsek bile, yine de güvende değiliz. Sorun, kadınları sürekli suçlayan ve kendilerini düzeltmek yerine onları sınırlayan zihinlerdir.
KADINLAR OLMADAN TOPLUM HİÇBİR YERE VARAMAZ
Din, bir kadının yüksek sesle gülmesinin bir utanç olduğu anlamına mı geliyor? Din, bir kadının kendi için yaşamasının onursuzluk sayıldığı anlamına mı geliyor? Bir kadının kahkahasının sesi neden bazılarına ağlamasının sesinden daha korkutucu geliyor? Buna hükümet mi deniyor? Buna dindarlık mı deniyor? Acı gerçek şu ki, kadınlarını susturan bir toplum asla refah içinde yaşayamaz. İnsanlarının yarısını yok eden bir ülkenin geleceği olmaz. Bu ülkenin erkek ve kadınları kendilerini değiştirmezlerse, insanlığın önyargı ve baskıdan daha önemli olduğunu öğrenmezlerse, Afganistan asla barış ve özgürlüğün yüzünü göremeyecektir. Hiçbir toplum kadınları olmadan hiçbir yere varamaz.”
MA

















