Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yasanın ardından gözler kurulacak olan komisyonlarda kimlerin yer alacağı. Aleviler ve kadınlar, süreç kapsamında kurulacak olan komisyonlarda yer almak istediklerini belirterek, bu kesimlerin demokratik toplumun inşasında önemli roller oynayabileceğini kaydetti.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) üyesi Kadriye Doğan, Alevilerin sürece bakışı ve yaklaşımına dair değerlendirmelerde bulundu.
Barıştan yana olan ciddi bir toplumsal kesim olduğunu vurgulayan Kadriye Doğan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kazanımlarının topluma anlatılması gerektiğini söyledi. Kadriye Doğan, “Bunun yanında hangi toplumsal kesimler sürece daha çok destek vermeli veyahut verebilecek potansiyele sahiptir diye baktığınız zaman Türkiye’de Aleviler demokratik talepleri ve kendi inanç özgürlüğünün çeperinde bu mücadelenin esas öznelerindendir. Bu bir gerçekliktir. İnancımızın özü itibariyle de bu böyledir. Çocukluğuma döndüğüm zaman Alevilik nedir, deseler ben bir vardan varoluş inancın getirisi, vardan varlığın birliğine, inançla birlikte sözün değeri, edep, erkan bunlar üzerinde temellenmiş bir inanç olduğunu söylerim. Onun için bugün ahlaki politik toplum beklentisi ve bunun ayaklarının örülmesi sürecinde Aleviliğin buranın temel dayanaklarından birisi olması gerektiğini gerçekten samimiyetle görmek, söylemek bu temelde örgütlülüğün güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.
‘KADIN OCAĞIN SAHİBİDİR’
Alevilikteki ocak sisteminin, komünal bir yapı olduğunu dile getiren Kadriye Doğan, bütün Alevilerin örgütlenmesi ve özellikle görünmez kılınan kadın boyutunun açığa çıkarılması gerektiğini söyledi. Kadriye Doğan, “Kadın ocağın sahibidir. Alevi coğrafyasına sadece siyasetin baktığı şekilde bakmamak gerekiyor. Alevi toplumunun örgütlenip geleceğe aktarması gereken temel iki konu olduğunu düşünüyorum. Aleviliğin kitlesel gücünü; demokrasi ve barış talebine aktarmak çok önemlidir. Bu inancın kendi dokusunu, kendi doğal halini ve kendi özgürlüğünü bahsettiğim varlığın birliği ilkesini, edep, erkanını, cemini, civatini, ocak sistemini yani o komünal yapısını geleceğe aktarmanın da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Aleviliğin bu temelde örgütlenmesi gerekiyor. Aleviliği geleceğe aktırırken o inancın özgünlüğünü sistemin asimilasyon çemberinden çıkarmak gerekiyor. Alevilik doğduğu yerde kendi coğrafyasında, kendi doğasında ocaklar üzerinden güçlendirilmeli ve bu ocaklar da kadın boyutunu görünür kılmalıdır” diye belirtti.
‘DEVLET İNANÇLARA EŞİT MESAFEDE DURMALI’
Alevilerin eşit yurttaşlık, eğitim gibi talepleri olduğunun altını çizen Kadriye Doğan, devletin din ve inançlara karışmaması gerektiğini söyledi. Kadriye Doğan, “Anayasada eşit yurttaşlık temelinde bütün inançların, devletin eşit mesafede durduğu ve herhangi bir inancın diğer üzerinde egemenliğinin olmadığı noktasında bir talep çok kıymetli olur. Bu eşitliği de beraberinde getirir. Diğer inancın da toplumsal tahakkümünü kırmış olur” diye konuştu.
ALEVİLER VE SÜREÇ
Kürt Özgürlük Hareketi’nin Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında ortak yaşamı inşa etmeyi hedeflediğini söyleyen Kadriye Doğan, “Özgürlük Hareketi’nin de siyasi alanın da perspektifi tüm topl
umların, inançların bir arada kendini olduğu gibi kabul edip ortak yaşamının inşa edilmesi üzerinedir. Bu anlamıyla Özgürlük Hareketi’nin bulunduğu tüm ülkelerde pozitif entegrasyon talepleri var ve bu yönde adımlar atılıyor. Bu adımlar atılırken Aleviler de özellikle Türkiye’de ve diğer ülkelerde en mağdur, en tanınmayan inançtır. Özellikle Kürt Aleviler, hem Kürtlüklerinden hem Aleviliklerinden dolayı mağdur. Bu anlamıyla çifte mağduriyet yaşıyorlar. Aleviler hangi ulustan olursa olsun geçmişten günümüze hafızalarında katliamlar, acılar, sürgünler bulunan bir toplumdur. Süreçte bütün bunların göz önünde bulundurulması gerekir” ifadelerini kullandı.
‘ALEVİLER BARIŞ İSTİYOR’
Alevilerin barış istediğini aktaran Kadriye Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aleviler barış süreci ve demokratik toplumun inşasında çok önemli bir güç olacaklardır. Bu sürecin de en ciddi kazananları gelecekte de artık mağduriyetlerin, katliamların yaşanmadığı, asimilasyona maruz kalmayan bir toplum olacaklardır. Bu yüzden bu sürece en büyük katkıyı vermesi gereken Alevilerdir. Aleviler bu sürecin barış ve demokrasiye evrilmesi katkı sunmalıdır. Aksi halde Diyanet’in eğitim alanındaki bu gidişiyle Aleviler yoğun bir asimilasyon kıskacında kalacaktır. Alevilerin süreç kapsamında kurulacak komisyonlarda yer alma talepleri de var. Özellikle DAD olarak çağrımız var; Komisyonlarda Aleviler yer almalı. Bu süreçte orada sözlerinin ve taleplerinin yerine getirilmesi için Alevilerin o komisyonlarda mutlaka ama mutlaka bulunmaları gerekiyor. Alevilerin komisyonlarda kadın boyutuyla yer alması gerekiyor. Aleviler eril bir yaklaşımla oradaki komisyonlara değil, kadınların varlığını unutmadan kadınları da o komisyona dahil ederek taleplerini daha da yükseltmeliler. Aleviler olarak barış istiyoruz. Ortadoğu’da, Mezopotamya’da yani Kürtlerin, Alevilerin yaşadığı tüm coğrafyalarda artık yaşam başka türlü ilerleme şansını tümüyle kaybetti. Bunun için emek verip karanlığa değil, aydınlığa doğru yürümenin yollarını aramamız ve gerçekten bu alana da emek vermemiz gerekiyor.”
MA


















