Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden tahliye olan eski Amed Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, ailesi, yakınları ve siyasi parti temsilcileri tarafından karşılandı. Cezaevi önünde gazetecilere kısa bir açıklama yapan Mızraklı, Türkiye’de 2015 ve sonrasında demokrasi ve hukukun kaybedildiğini hatırlatarak, “Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görmek içinde sürecin şeffaflaştırılması, enformatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi.
‘HUKUKSUZLUKLARA KARŞI BAŞI DİK OLMAYI İLKE EDİNDİM’
Cezaevi kapısında açıklama yapan Mızraklı, “Hep bir yürek olmuş kocaman bir kitle görüyorum burada. Birbirimizden ayrı simalarımız olabilir ama yüreğimizde tek bir duygu var. Daha iyi bir gelecek, özgür, kardeşçe, demokratik bir yaşam hepimizi burada buluşturan temel ilke, ölçü bu oldu. Şu an cezaevinde olan onlarca arkadaşımız sizlerle birlikte güç buldu. O enerji bize direncimizi katlattıran, hislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerden o gücü alarak, hakkımızda usulsüzce kumpaslarla hukuksuzca kesilen cezalara karşı ayakta durmayı ve buradan başımız dik bir şekilde çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik. Benim tek değil, benim gibi duran gencecik 17-18 yaşındaki çocuklardan 80 yaşındaki büyüklerimize kadar bu duruşu gördüm” dedi.
‘KAYBETTİĞİMİZ ŞEY HUKUK VE DEMOKRASİYDİ’
Birçok hukuksuzlukla karşılaştıklarını ancak Türkiye’de yeni bir süreç başladığının altını çizen Mızraklı, şunları söyledi: “Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığı da gözetilerek, dikkatli ve özenli, hızlı yürütülmesi gerekiyor. Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde ararsınız derler. Yüzyılın muhasebesine girmiyorum, 2015 ve sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır. Bunu rahmetli Demirel, 1995-1996 yıllarındaydı. O dönemde faili meçhuller, köy baskınları, işkencelerde insanların katli söz konusuydu. O dönemde Demirel, ‘Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz’ demişti. Bunu tarihin belgelerinde, gazetelerde de bulabilirsiniz. 2015 ve sonrası hukuk dışılığın zirve yaptığı, şahikasına vardığı bir dönemdir. Kaybettiğimiz şey hukuksuzluktur. İkincisi demokrasidir. Zaten cılız olan demokrasinin bütün değerlerini aşındıran bir süreç yaşandı. Bunun yerellerden Ankara’ya, merkeze bütün merkezlere kadar ilmek ilmek örme sürecindeyiz.
SÜREÇ ŞAFFAFLAŞTIRILMALI
Ortada bir süreçten, barış ikliminden bahsediyoruz. Barış hadi öyle dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir. Hafızası olan, geçmişi olan, telafi edilmesi gereken bir süreçten bahsediyoruz. Barışın kalıcı olabilmesi için, yüreklerde, zihinlerde hafızalarda karşılık bulabilmesi için olması gereken şey samimi olmasıdır. Bunun içinde başta İmralı’da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış, bismillahı verilmiş arkasından demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kuran’ı Kerim’in ilk ayeti olan fatihası okunmuştur. Fatiha iki türlüdür. Bir geçmişin kötülüklerine Fatiha okumadır, bir de yeni bir döneme, açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o fatihadır, yeni bir dönem. Bu anlamda hukuka dönüşün, demokratikleşme adımlarının, toplumun kaygı ve korku koridorlarının telafi edileceği, güven arttırıcı adımlara ihtiyaç var. Bunun da en önemli faslı şeffaflaşmadır. Yani bir yerlerde bir takım görüşmeler yapılıyor, ondan sonrada bir şeyler duyuyoruz. Toplumdaki duygu yükünün ne olduğunu hissediyorum. Buradan çıkmak lazım. İnsanlar bir yola çıktıklarında varacakları adresleri görmek isterler, varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklardır, ya da yavaşlatacaklardır. Dolayısıyla bizlerde siyaset, toplum, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görmek içinde sürecin şeffaflaştırılması, enformatiğin çoğaltılması gerekiyor.
DEMİRTAŞ’IN MESAJINI GETİRDİ
Edirne F Tipi Cezaevi’nden bahsettiğimiz zaman onunla bütünleşmiş diyeyim. Asıl burada olması gereken benden önce sevgili Selahattin Demirtaş’tır. Ben bugün bu kapının önünde ise çok yakın zamanda bu kapının önüne tekrar dönmek istiyorum. İçeriye girmekten korkum yok. İçeri girmek için değil, oradaki yoldaşlarımı Selahattin Başkanı almak için gelmek istiyorum. Girerken de kucaklaşmamız muhteşemdi, çıkarken de öyle oldu. Kardeştik, yoldaştık, fikirdaştık, birbirimize sırtımızı veriyor, yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi dünya, daha özgür bir Türkiye, daha iyi bir yaşam, demokratik bir toplum nasıl olur nasıl olması üzerine kafa patlattık. Demirtaş’ın mesajı şudur, ‘Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.’ Mesajı bu oldu.”
‘MÜCADELEYE GÜÇ VERİN’ ÇAĞRISI
Mızraklı son olarak gazetecilere de seslenerek, şunları belirtti: “Artık Türkiye’de Demirtaş başta olmak üzere, İmralı’da Sayın Öcalan başta olmak üzere hepsi ile dışarıda özgürce herhangi bir kısıtlama olmaksızın mülakatların yapılması zamanının gelmesi temennisini ben söyleyeyim ama sizlerde lütfen bu mücadeleye güç verin, destek olun.”
MA

















