Almanya Federal Adalet Divanı, apartman yönetimlerinin yalnızca ileride oluşabilecek gürültü ihtimalini gerekçe göstererek daire sahiplerinin balkonlarına split klima takmasını engelleyemeyeceğine karar verdi.
Karar, Berlin’de bir apartman sakininin balkonuna klima dış ünitesi yerleştirme talebinin apartman yönetimi tarafından reddedilmesi üzerine açılan davada verildi. Yerel mahkemenin ardından dosyayı inceleyen Federal Adalet Divanı, olası rahatsızlıkların peşinen yasaklama gerekçesi yapılamayacağına hükmetti.
Yüksek Mahkeme, değerlendirilmesi gereken hususun klimanın binaya fiziksel etkileri olduğunu belirterek, gürültü ya da yoğuşma suyu gibi kullanım sırasında ortaya çıkabilecek sorunların ancak gerçekleşmeleri halinde ayrı hukuki süreçlere konu olabileceğini ifade etti.
Karar, Almanya’da uzun süredir tartışılan klima kullanımını yeniden gündeme taşıdı. Geleneksel olarak soğuk iklim koşullarına göre şekillenen Alman mimarisi ve kentleşme anlayışı, kalın yalıtım, doğal havalandırma ve enerji tasarrufu odaklı bir yapı modeli üzerine kuruluydu. Ancak son yıllarda sıklaşan sıcak hava dalgaları ve tropikal geceler, özellikle iyi yalıtılmış binalarda yaz aylarında aşırı ısınma sorununu beraberinde getirdi.
YouGov araştırmasına göre Almanya’da hanelerin yaklaşık yüzde 17’sinde klima bulunurken, klima sahibi olmayanların önemli bir bölümü de cihaz satın almayı planlıyor. Split klima satışlarının son yıllarda düzenli biçimde artması da bu eğilimi destekliyor.
Kararın ardından Alman basınında da iklimlendirme sistemlerine ilişkin tartışmalar öne çıktı. Die Zeit, klimayı “yazın en politik cihazı” olarak nitelerken, ZDF ise iklim krizinin etkileriyle birlikte okullar, hastaneler ve bakım evleri gibi kamusal alanlarda klima kullanımının kaçınılmaz hale geldiğine dikkat çekti.
Hukukçular, Federal Adalet Divanı’nın kararının yalnızca klima montajına ilişkin teknik bir içtihat olmadığını, aynı zamanda Almanya’nın değişen iklim koşullarına uyum sürecinde mülkiyet hakkı ile yaşam koşullarını birlikte değerlendiren önemli bir emsal niteliği taşıdığını belirtiyor.

















