Akademisyen ve ekonomist Prof. Dr. Mustafa Durmuş, Mezopotamya Ajansı’na yaptığı değerlendirmede Kürt illerindeki ekonomik tabloyu, gelir dağılımındaki eşitsizlikleri ve komünal ekonomi modeline ilişkin görüşlerini paylaştı.
Bölgede yaşam maliyetlerinin giderek ağırlaştığını ifade eden Durmuş, resmi verilerin de gelir seviyesinin Türkiye ortalamasının belirgin biçimde altında olduğunu gösterdiğini söyledi. Düşük gelir düzeyi nedeniyle geniş kesimlerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirten Durmuş, açlık ve yoksulluk sınırının mevcut gelirlerin üzerinde kaldığına dikkat çekti.
Yoksulluğun yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamayacağını dile getiren Durmuş, genç nüfus, doğal kaynaklar ve tarımsal potansiyele rağmen bölgenin kalkınamamasının siyasal tercihlerle bağlantılı olduğunu savundu. Devlet teşviklerinin sınırlı bir sermaye grubuna yöneldiğini öne süren Durmuş, bu durumun bölgesel eşitsizlikleri derinleştirdiğini ifade etti.
Kalıcı bir barışın demokratikleşme ile birlikte inşa edilebileceğini belirten Durmuş, bunun ekonomik alanda da karşılığının olması gerektiğini söyledi. Yerel yönetimlerin ekonomik karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmasının önemine işaret eden Durmuş, üretim ve bütçe planlamasının yerelden belirlenmesini önerdi.
Demokratik ekonominin temel araçları arasında kooperatifler ve komünlerin bulunduğunu kaydeden Durmuş, ortak üretim ve ortak mülkiyete dayalı yapıların hem istihdam yaratabileceğini hem de toplumsal dayanışmayı güçlendirebileceğini dile getirdi. Komünlerin üretim, tüketim ve dağıtım süreçlerini birlikte planlayan demokratik yapılar olduğunu ifade eden Durmuş, bu modelin rekabet yerine ortaklaşmayı esas aldığını söyledi.
Komünal üretimin farklı alanlarda uygulanabileceğini belirten Durmuş, tarımdan hayvancılığa, tekstilden sanata kadar çeşitli üretim alanlarında bu modelin geliştirilebileceğini ifade etti. Ürünlerin belediyeler, kooperatifler ve diğer komünler aracılığıyla dolaşıma girebileceğini belirten Durmuş, böylece yerel ekonominin güçlenebileceğini savundu.
Durmuş, komünal ekonominin büyük sermaye ve tekelleşmeye karşı alternatif bir model sunduğunu ileri sürerek, bireyciliğin yerine dayanışmayı, kâr odaklı üretimin yerine ise toplumsal ihtiyaçları merkeze alan bir anlayışın geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Komünal yapının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal bir yaşam modeli olarak değerlendirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
HABER MERKEZİ

















