Künye   Hakkımızda
5 Temmuz 2026, Pazar
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

“Bir komedyeni yenemeyince babasını yargılamak”

Kemal Sezer, Deniz Göktaş hakkında yürütülen soruşturmanın ardından komedyenin babasının siyasal geçmişinin gündeme taşınmasını değerlendirdi.

5 Temmuz 2026
“Bir komedyeni yenemeyince babasını yargılamak”
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Kemal Sezer, kaleme aldığı “Bir Komedyeni Yenemeyince Babasını Yargılamak” başlıklı yazısında, komedyen Deniz Göktaş hakkında başlatılan soruşturmanın zamanla sahnedeki ifadelerden uzaklaştırılarak ailesinin geçmişine yöneltilmesini değerlendirdi. Sezer, bu durumun yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasal bir tartışma yöntemi olduğunu belirtti.

Yazısında, ilk tartışmanın Deniz Göktaş’ın stand-up gösterisindeki sözleri üzerine yürütüldüğünü hatırlatan Sezer, kısa süre sonra gündemin komedyenin babasının onlarca yıl önceki siyasal geçmişine çevrildiğini ifade etti. Bunun, düşünceyi tartışmak yerine düşünceyi dile getiren kişiyi ve yakın çevresini hedef alan bir “kriminalizasyon” tekniği olduğunu savundu.

Yazının tamamı şu şekilde:

“Bir düşünceye cevap veremeyen iktidarlar, çoğu zaman düşünceyi değil; onu söyleyen kişiyi hedef alır. Kişiyi susturmak da yetmezse ailesi, geçmişi ve ilişkileri tartışmanın konusu hâline getirilir. Böylece fikir geri çekilir, onun yerine kişi yargılanmaya başlanır.”

I. KAHKAHADAN SOY KÜTÜĞÜNE

“Kahkahanın Yargılanması” başlıklı ilk yazıda, (1) Deniz Göktaş hakkında yürütülen soruşturmayı düşünce ve ifade özgürlüğü ile ceza hukuku bakımından değerlendirmiştik. İlk tartışma, stand-up gösterisindeki sözlerdi. Ancak kısa süre içinde kamuoyunun önüne başka bir gündem sürüldü. Bu kez konuşulan, komedyenin söyledikleri değil; babasının kırk yılı aşkın süre önceki siyasal geçmişiydi.

Böylece tartışma sözden kişiye, kişiden ailesine, ailesinden geçmişine taşındı. Bu yalnızca bir haber tercihi değildir. Bir düşünceye cevap verilemediğinde, düşünceyi söyleyen kişiyi ve onun soy bağını tartışmaya açan tanıdık bir “kriminalizasyon”yöntemidir.

Bu ülkede mizah yeni değildir; saraydan sokağa, meddahlardan hiciv şairlerine, nükte ustalarından modern stand-up sahnesine uzanan uzun bir damar vardır. Bugün “tarih” ve “gelenek” adına konuşanların, mizah karşısında mutlak monarklardan bile daha alıngan bir siyasal refleks göstermesi başlı başına bir çelişkidir. Sorun mizahın sertliği değil; iktidarın kendisini gülmenin konusu olmaktan çıkarma isteğidir.

II. BİR DÜŞÜNCEYE CEVAP VEREMEYİNCE NE YAPILIR?

Demokratik toplumlarda bir düşünceye verilecek ilk cevap, başka bir düşüncedir. Ancak düşünceye cevap üretilemediğinde yöntem değişir: sözün doğruluğu değil, sözü söyleyen kişinin itibarı tartışılır. Düşünce geri çekilir; düşünceyi dile getiren kişi tartışmanın merkezine yerleştirilir.

Bu da sonuç vermezse hedef genişler. Kişinin ailesi, geçmişi, arkadaşları, siyasal ilişkileri ve yaşam öyküsü tartışmanın konusu hâline getirilir. Artık amaç sözü çürütmek değil, sözü söyleyen kişiyi toplum gözünde güvenilmez, tehlikeli veya gayrimeşru göstermektir.

Deniz Göktaş tartışmasında yaşanan da tam olarak budur. Stand-up gösterisindeki sözler etrafında başlayan tartışma, kısa süre içinde babasının kırk yılı aşkın süre önceki siyasal geçmişine taşınmıştır. Böylece hukuki tartışmanın yerini, kişinin soy bağı üzerinden yürütülen siyasal bir tartışma almaya başlamıştır.

Bu yöntem yeni değildir. Tarih boyunca düşünceleri susturmak isteyen iktidarlar, çoğu zaman önce düşünceyi, ardından düşünceyi söyleyen kişiyi, en sonunda da onun çevresini ve geçmişini yargılamaya yönelmiştir. Çünkü düşünceye cevap veremeyenler, çoğu zaman düşüncenin sahibini tartışmanın konusu hâline getirir.

III. DENİZ GÖKTAŞ’IN BABASI NEDEN GÜNDEME GETİRİLDİ?

Deniz Göktaş hakkında yürütülen tartışma başlangıçta sahnede söylediği sözler etrafında ilerliyordu. İktidara yakın basın organlarında, Göktaş’ın babasının geçmişi “istihbari bilgi” diliyle ve suçlayıcı bir çerçeve içinde dolaşıma sokuldu.

Bu haberlerde, Deniz Göktaş’ın babasının Çorum olayları döneminde sahada bulunduğu, THKO çizgisiyle ilişkilendirildiği, daha sonra TDKP çevresiyle bağlantılı olduğu ve geçmişte cezaevi süreci yaşadığı ileri sürüldü.

Böylece tartışmanın merkezi, Deniz Göktaş’ın gösterisindeki sözlerden uzaklaştırılarak babasının kırk yılı aşan siyasal geçmişine kaydırıldı. Çorum, THKO, TDKP ve devrimci hareket tarihi, bir komedyenin güncel soruşturmasının parçası gibi sunulmaya başlandı.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Deniz Göktaş’a yöneltilen suçlamalar kendi sözleriyle ilgilidir. Babasının geçmişi ise bu suçlamaların hukuki unsurlarını açıklayan bir veri değildir. Buna rağmen bu geçmişin gündeme getirilmesi, tartışmanın yalnız hukuki değil, siyasal bir zeminde yürütüldüğünü göstermektedir.

IV. HUKUK NE DİYOR?

Modern ceza hukukunun en temel ilkelerinden biri, ceza sorumluluğunun şahsiliğidir. Bu ilke, bir kimsenin yalnızca kendi fiilinden dolayı sorumlu tutulabileceğini; başkasının eylemi, düşüncesi veya geçmişi nedeniyle suçlanamayacağını ifade eder.

Bu ilke, Anayasa’nın 38. maddesinin yedinci fıkrasında açık biçimde güvence altına alınmıştır:

“Ceza sorumluluğu şahsidir.” (Anayasa m. 38/7) (2)

Türk Ceza Kanunu’nun bütün sistemi de bu ilke üzerine kuruludur. Ceza hukuku, soy bağına, aile ilişkilerine veya siyasal mirasa değil; kişisel fiile, kusura ve bireysel sorumluluğa dayanır. Aksi kabul, modern ceza hukukunun reddettiği kolektif sorumluluk anlayışına geri dönmek anlamına gelir. ​Hukuk devletinde hiç kimse, babasının, annesinin, eşinin, kardeşinin ya da herhangi bir yakınının düşünceleri, siyasal faaliyetleri veya geçmişteki eylemleri nedeniyle hukuki veya cezai sorumluluk altına sokulamaz.

Bu nedenle, bir kişinin ailesinin geçmişini kamuoyu önünde tartışmaya açmak ile o kişi hakkında yürütülen ceza soruşturması arasında hukuki bir bağ kurulamaz. Deniz Göktaş hakkında yürütülen soruşturmanın konusu, kendi sözleri ve kendi fiilleridir. Babasının kırk yılı aşkın süre önceki siyasal geçmişi ise bu soruşturmanın hukuki unsurlarından biri değildir.

Ceza hukukunda bireysellik esastır; soy bağı değil. Hukuk, kişileri aileleriyle değil, kendi eylemleriyle değerlendirir. Hukuk devletini, kolektif sorumluluk anlayışından ayıran temel çizgi de tam olarak budur.

V. TARİH NE ANLATIYOR?

Deniz Göktaş’ın babasına ilişkin haberlerde en dikkat çekici unsur, Çorum olaylarına yapılan göndermelerdi. Ancak bu göndermeler, tarihsel bağlamından koparıldığında eksik ve yanıltıcı bir tablo ortaya çıkarmaktadır.

1980 yılında yaşanan ve geniş bir literatürde “Çorum Katliamı” olarak anılan süreç,(3) Türkiye’nin en ağır toplumsal şiddet olaylarından biridir. Onlarca kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi yaralanmış, çok sayıda ev ve iş yeri tahrip edilmiştir.

O günlerde saldırılar karşısında bazı mahallelerde barikatlar kurulmuş, silahlı ve silahsız gruplar mahallelerin korunmasına katılmıştır. Bu süreçte farklı sol örgütlere mensup veya onlara yakın kişilerin de bu savunmanın içinde yer aldığı bilinmektedir. Aynı olaylara bakanlar arasında ise uzun yıllardır süren farklı değerlendirmeler bulunmaktadır. Bir kesim bu grupları “silahlı örgüt mensubu” olarak nitelendirirken, başka bir kesim -ki o kesimin içinde biz de varız- onları kitlesel saldırılar karşısında mahallelerini ve sivilleri korumaya çalışan insanlar olarak değerlendirmektedir.

Bu tarihsel tartışmanın bugün yeniden gündeme getirilmesi, Deniz Göktaş’ın sahnede söylediği sözlerin hukuki değerlendirilmesine doğrudan bir katkı sağlamamaktadır. Aksine, kırk yılı aşkın süre önce yaşanmış siyasal çatışmaların bugünkü bir ifade özgürlüğü tartışmasının merkezine taşınması, hukuki meseleyi tarihsel ve siyasal bir tartışmayla gölgeleme sonucunu doğurmaktadır.

Tarih elbette tartışılabilir; ancak tarihsel olaylar, güncel bir ceza soruşturmasında kişiler hakkında peşin kanaat oluşturmanın aracı hâline getirilemez. Hukuk, geçmişten devralınan siyasal kimlikleri değil, somut olaydaki fiili ve bireysel sorumluluğu değerlendirir.

VI. KRİMİNALİZASYONUN MANTIĞI

Kriminalizasyon, bir düşünceyi yanlışlamanın değil; onu dile getiren kişiyi toplum gözünde gayrimeşru, tehlikeli veya suçla ilişkili göstermenin siyasal tekniğidir. Böylece tartışma, düşüncenin doğruluğu üzerinden değil, düşünceyi söyleyen kişinin meşruiyeti üzerinden yürütülmeye başlanır.

Bu yöntem, Schopenhauer’in “eristik diyalektik” olarak tarif ettiği tartışma biçimini hatırlatır. Eristik tartışmada amaç hakikati bulmak değil, rakibi yenmektir. Bunun başlıca yollarından biri savı çürütmek yerine kişiyi hedef almak; bir diğeri ise konu sıkışınca tartışmayı başka bir alana taşımaktır. Deniz Göktaş olayında da benzer bir mekanizma işletilmektedir: Tartışma, stand-up gösterisindeki sözlerin anlamından uzaklaştırılmış; babasının geçmişine, ailesine ve siyasal çağrışımlara taşınmıştır. Böylece mizah konuşulmaz; komedyenin soy bağı konuşulur.

Bu mekanizma yalnız tartışma hilesi değildir; bazen daha baştan muhatap almama biçiminde işler. Rancière’in “anlaşmazlık” kavramıyla anlattığı gibi, iktidar karşısındaki sözü her zaman anlamlı bir söz olarak kabul etmez; kimi zaman onu öfke, taşkınlık, gürültü veya suç emaresi gibi duymayı tercih eder. Bu durumda kişi yalnız haksız bulunmaz; konuşan bir özne olarak da tanınmaz. (4) Deniz Göktaş olayında da önce mizahın anlamı tartışılmamış; sözün sahibi, ailesi ve geçmişi tartışmaya açılmıştır.

Bu yöntem ne yalnız iktidarlara ne de yalnız Türkiye’ye özgüdür. Düşüncede tıkanan, söze cevap üretemeyen herkes; en yakındaki yol arkadaşları bile, zaman zaman aynı yönteme başvurabilir. ​McCarthy döneminde (5) insanlar çoğu zaman söyledikleri düşüncelerden çok, kimlerle görüştükleri ve hangi çevrelerle ilişkilendirildikleri üzerinden hedef alındı. Türkiye’de de 12 Eylül sonrasında, OHAL dönemlerinde ve bugün benzer biçimde kişilerin fiillerinden çok siyasal kimlikleri, sosyal çevreleri, akrabalık ilişkileri veya geçmiş bağlantıları tartışmanın merkezine taşınabildi. Bu nedenle hakikati arayanların, iktidarın ya da polemikçilerin gösterdiği yere değil, çoğu zaman göstermediği yere bakması gerekir.

Nitekim Yozgatlı çiftçi Abdullah Ceylan’ın “Turpunan, şalgamınan devlet idare edilmez; devlet adaletle, hukukla idare edilir” sözü de aynı hakikati yalın biçimde ifade eder.(6) Halk bazen uzun siyasal analizlerin söyleyemediğini tek cümleyle söyler: Devlet, korku, tehdit, gündem saptırma ve kriminalizasyonla değil; hak, hukuk ve adaletle ayakta kalır.

Baskı her zaman beklenen sonucu doğurmaz. İktidar, Deniz Göktaş’ı susturmak ve topluma gözdağı vermek isterken, onu yalnız bir komedyen olmaktan çıkarıp daha geniş bir fikrin simgesine dönüştürmüştür. Artık tartışılan yalnız bir stand-up gösterisi değil; baskı, yasak, yoksulluk ve yolsuzluklar karşısında biriken toplumsal söz ihtiyacıdır. Hakikat, tek kişinin, tek örgütün ya da tek düşüncenin mülkiyetinde değildir; çoğu zaman farklı insanların, farklı deneyimlerin ve farklı olguların içine dağılmıştır. Bu nedenle yapılması gereken, gösterilene takılıp kalmak değil; geniş pencerelerden bakarak görünmeyeni de aramaktır.

VII. SONUÇ

Bir toplumda insanlar söyledikleri sözlerle değil, ailelerinin geçmişiyle tartışılmaya başlanıyorsa, mesele artık mizah değildir. Mesele, düşünceye karşı hukukun değil, soy bağı üzerinden siyasal meşruiyet üretme çabasının devreye girmesidir.

Oysa hukuk bireyin fiilini değerlendirir; tarih olguları inceler. Hiçbiri, insanların miras aldığı soy bağı üzerinden hüküm kurmaz.

Bir düşünceye cevap veremeyenler sonunda soy kütüğüne konuşmaya başlar. Bu, düşüncenin gücünü değil; ona cevap üretilemediğini gösterir. Haklılık, rakibin geçmişini tartışarak değil; onun düşüncesine cevap vererek gösterilir.

HABER MERKEZİ

İlgili Haberler

Fransa’daki Lalique Müzesi’nde 4 milyon euroluk mücevher hırsızlığı
Gündem

Fransa’daki Lalique Müzesi’nde 4 milyon euroluk mücevher hırsızlığı

5 Temmuz 2026
Macron, Suriye’yi ziyaret edecek
Gündem

Macron, Suriye’yi ziyaret edecek

5 Temmuz 2026
Yunanistan’da ‘zehirli duman’ uyarısı: ‘Kapı ve pencereleri kapalı tutun’
Gündem

Yunanistan’da ‘zehirli duman’ uyarısı: ‘Kapı ve pencereleri kapalı tutun’

5 Temmuz 2026
Gazeteci Berfin Ay gözaltına alındı
Gündem

Gazeteci Berfin Ay gözaltına alındı

5 Temmuz 2026
Yerinden edilen Serêkaniyêliler güvenli geri dönüş talep etti
Gündem

Yerinden edilen Serêkaniyêliler güvenli geri dönüş talep etti

5 Temmuz 2026
İran: ABD ile barış yok, İsrail’i tanımayacağız
Gündem

İran: ABD ile barış yok, İsrail’i tanımayacağız

5 Temmuz 2026
Politika'dan Günün Yorumu
İç Politikayı Nasıl Değerlendiriyoruz?
Politika'dan Yorum

İç Politikayı Nasıl Değerlendiriyoruz?

Politika Haber
14 Haziran 2026
Politika'dan Söyleşi
“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”
Politika'dan Söyleşi

“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”

Politika Haber
24 Ocak 2026

EN SON HABERLER

Fransa’daki Lalique Müzesi’nde 4 milyon euroluk mücevher hırsızlığı

Fransa’daki Lalique Müzesi’nde 4 milyon euroluk mücevher hırsızlığı

5 Temmuz 2026
Macron, Suriye’yi ziyaret edecek

Macron, Suriye’yi ziyaret edecek

5 Temmuz 2026
Yunanistan’da ‘zehirli duman’ uyarısı: ‘Kapı ve pencereleri kapalı tutun’

Yunanistan’da ‘zehirli duman’ uyarısı: ‘Kapı ve pencereleri kapalı tutun’

5 Temmuz 2026
“Bir komedyeni yenemeyince babasını yargılamak”

“Bir komedyeni yenemeyince babasını yargılamak”

5 Temmuz 2026
Gazeteci Berfin Ay gözaltına alındı

Gazeteci Berfin Ay gözaltına alındı

5 Temmuz 2026
Yerinden edilen Serêkaniyêliler güvenli geri dönüş talep etti

Yerinden edilen Serêkaniyêliler güvenli geri dönüş talep etti

5 Temmuz 2026
İran: ABD ile barış yok, İsrail’i tanımayacağız

İran: ABD ile barış yok, İsrail’i tanımayacağız

5 Temmuz 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri
  • Tüm Haberler

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!