İzmir’in Konak ilçesi Kuruçay Mahallesi’nde TCDD’ye ait yaklaşık 10.6 dönümlük arazi için hazırlanan imar planı değişikliğiyle, “DDY Alanı” ve “Yol” kullanımı kaldırılarak 8 bin metrekareden fazla bölüm “Ticaret Alanı”na çevrildi ve 24 kata kadar yapılaşma izni verilen düzenleme askıya çıkarıldı.
Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) İzmir Şubesi Başkanı Erdal Akyol, TCDD’ye ait bu arazinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından imara açılmasının yıllardır adım adım sürdürülen özelleştirme ve rant politikalarının yeni bir halkası olduğunu vurguladı. Demiryollarının, yalnızca raylardan ibaret olmadığını kaydeden Akyol, “Demiryolları; halkın ortak malıdır, kamusal ulaşımın güvencesidir, ülkenin geleceğidir. Bugün alınan kararlarla demiryollarına ait stratejik alanlar birer birer elden çıkarılmakta, kamu yararı yerine sermayenin çıkarları gözetilmektedir. Özellikle Alsancak Garı, yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli demiryolu merkezlerinden biridir. Avrupa’nın gelişmiş kentlerinde tarihi garlar kent yaşamının merkezinde korunurken, ülkemizde tam tersi bir anlayış hâkim kılınmaktadır. Alsancak Garı’nın çevresi yıllardır yüksek yoğunluklu yapılaşmaya açılmakta, demiryolları her geçen gün daha dar bir alana sıkıştırılmaktadır” ifadelerini kullandı.
‘KAMUSAL ALANLARA SALDIRI’
Demiryolunun gelecekte ihtiyaç duyacağı genişleme alanlarının yok edildiğini vurgulayan Akyol, “Dün Haydarpaşa için yapılanlar bugün Alsancak Gar için hayata geçirilmektedir. Bugün ‘imar’ adı altında yapılanlar, yarın ‘burası artık demiryolu için yetersiz’ denilerek Alsancak Garı’nın işlevsizleştirilmesine ve demiryolunun kent dışına taşınmasına zemin hazırlayacaktır. Bizlere göre asıl hedef budur. Çünkü Alsancak Garı’nın bulunduğu bölge, sermaye açısından İzmir’in en değerli rant alanlarından biridir. İktidarın yıllardır uyguladığı politikalar, kamusal alanları korumaya değil, onları sermayeye yeni kâr alanları olarak sunmaya yöneliktir. Demiryollarına ait arazilerin imara açılması da bu anlayışın bir sonucudur. Bu anlayış yalnızca demiryollarına değil, halkın ortak geleceğine de saldırıdır. Çünkü özelleştirme; kamusal hizmetlerin tasfiyesi, emekçilerin haklarının budanması, kamu varlıklarının sermayeye devredilmesi anlamına gelmektedir. Bizler biliyoruz ki bugün demiryolu arazilerini satanlar, yarın istasyonları, limanları, atölyeleri ve kamu hizmetlerini de sermayeye devretmek isteyeceklerdir. Buna sessiz kalmak, yalnızca demiryollarını değil, kamusal ulaşım hakkını ve gelecek kuşakların ortak mirasını da kaybetmek demektir” diye belirtti.
MA

















