Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı kapsamında atılacak yasal adımlar çerçevesinde Kürtçe’ye statü tanınması temel talepler arasında yer alıyor. Kürt dil ve kültürüne yönelik asimilasyon politikalarına karşı mücadele sürerken, Dil Bilimci Zana Farqînî, eğitim ve yaşamın Kürtçe olması gerektiğine dikkat çekti.
‘TOPLUM ÖZÜNDEN KOPARILIYOR’
Her ulusun kendi dili ile tanındığını ve kültürü yaratan temel ögenin dil olduğunu söyleyen Farqînî, bunun önemini bilen iktidarların ilk olarak dile saldırdığını belirtti. Farqînî, asimilasyonun sadece yasaklama olarak ele alınamayacağını hatırlatarak “Dilin unutturulmasından tutalım, beynin yıkanmasına kadar devam eden bir süreçtir asimilasyon. Bu şekilde toplumlara başka bir kimlik kabul ettiriliyor ve o toplumu özünden kopartıyor. Dilini unutan toplumun her bireyi çok rahatlıkla başka bir kimliğe kayabiliyor” dedi.
‘YAŞAMIN HER ALANINDA KÜRTÇE! ’
Kürt dilinin yağmur altındaki kar gibi eridiğini söyleyen Farqînî, yeni neslin Kürtçe konuşma oranından bu sonucun çıkarılabileceğine değindi. İleri yaşlardaki kişilerde daha yaygın olan Kürtçe konuşma oranının düşüşe geçtiğine dikkat çeken Farqînî, “Konuşan kesim de sadece günlük yaşam da kendini ifade etmekle kalıyor, kendi dilinde yazamıyor, tartışamıyor. Bu yüzden de bu topluma öncülük eden herkesin Kürtçeyi yaşatma ve geliştirme sorumluluğu vardır. Yaşamlarının her alanı Kürtçe olması gerekir ki dil ayakta kalsın. Aynı zamanda bütün anne ve babaların da evlerinde çocuklarıyla Kürtçe konuşup bu dile sahip çıkmaları gerekir. Bu mücadelenin bir ayağıdır. Bunun yanında da Kürt dilinin statüsü için herkesin elini taşın altına koyup mücadele etmesi gerekir. Kürtçe’nin eğitim dili olması için sadece beklemekle kalmayıp asimilasyonun önüne geçmeliyiz. Aynı zamanda bunu da çok iyi bilmek ve farkında olarak hareket etmek gerekir ki Kürtçe eğitim dili olmayana kadar bizlerin de kurtuluşu olmayacaktır” şeklinde konuştu.
‘DİLDE ZENGİNLİĞİ VE ÇEŞİTLİLİĞİ SAVUNUYORUZ’
Siyasetçilerin ve toplum öncülerinin sorumluluğunu hatırlatarak konuşmasını sürdüren Farqînî, Kürt toplumunun örgütlü ve politik olduğunu dile getirdi. Kürtçe konuşmanın marjinalleştirildiğini ifade eden Farqînî, “Başka dilin bilinmesine karşı değiliz ve dil zenginliğini, çeşitliliğini savunuyoruz. Yalnız bu başka bir dili öğrenirken kendi dil ve kültürümüzü yok sayıp bırakalım anlamına gelmez. Diğer dillerin kendi anadilimizi kendi içinde eritmemesine dikkat etmemiz lazım ve özellikle evlerimize dilimizi unutturacak yabancı bir dilin girmesine de izin vermememiz gerekir. Konuşulmayan dil haznesini kaybediyor ve egemen dile karşı direnemediği zaman da o dilin üyeleri de kendi dillerini bırakıyorlar. Dolayısıyla bıraktıkları zamanda kendi dillerinin bir işe yaramadığının hissiyatına kapılıyorlar. Zaten egemenlerin de istediği tam da budur ve bu asimilasyonun en önemli ayağıdır. Bunun içinde Kürtlerin davasını, mücadelesini kendi dillerinde yapması elzemdir” diyerek asimilasyon politikalarına karşı mücadeleye dikkat çekti.<span class=”Apple-tab-span” style=”white-space:pre”> </span>
MA

















