Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Profesörü Dr. İzge Hakan Günal, 2012-2016 yılları arasında barış talebini yükseltmek ve başlayan sürece katkıda bulunmak için çeşitli imza metinleri yayımlayan Barış İçin Akademisyenler Hareketi’nin imzacısı olması sebebiyle 2017’de görevinden uzaklaştırıldı. Verdiği hukuk mücadelesini kazanan ve 8 yıl sonra görevine iade edilen Günal, buna rağmen hekimlik yapamıyor ve öğrencilere ders veremiyor. Günal, başhekimlik ve rektörlük sebebiyle hala hak ihlallerine uğramaya devam ediyor.
Günal, yaşanan duruma ilişkin konuştu.
‘İNSANLARIN ÖLDÜRÜLMESİNE KARŞI DURDUM’
Barış İçin Akademisyenler Hareketi’ne değinen Günal, “Bundan 10 yıl önceydi. Güneydoğu’da bir savaş vardı. Her gün televizyonlardan batıda oturup orada öldürülen insanları izliyorduk. Aynı zamanda çok ciddi ve büyük insanlık dramları yaşanıyordu. İnsanlar uzaktan keskin nişancılarla öldürülüyordu ve halk ölüsünü alıp kaldıramıyordu. Daha korkunç şeyler oldu. Mesela evde birisinin bir yakını öldüğünde gidip töreni yapıp gömemiyor. Ne yapıyor? Buzdolabını açıp buzdolabına koyuyor. Annenizi, babanızı, çocuğunuzu buzdolabına koyuyorsunuz. Bizim de bir şey yapmamız gerekiyordu. ‘Ne yapalım’ diye düşünürken birden bire karşıma akademide bir imza kampanyası olduğu duyurusu geldi. Hemen imzaladım. Metni doğru dürüst okumadım bile. Çünkü metni okumam gerekmiyordu. Metne şöyle bir baktım ‘savaş dursun’ diyordu. Çok da yerinde bir hareketti. Çok kısa zaman içerisinde bin 200 imza toplandı” diye belirtti.
Görevinden alınma sürecine değinen Günal, “Arkasından bir gün dava açıldığını öğrendik. Dava açıldıktan sonra da operasyonlar başladı. Gözaltından serbest bırakıldılar ama hemen açığa alındılar ya da atıldılar ve böylece bir KHK dönemi başladı. Artık arka arkaya çeşitli üniversitelerden KHK’larla barış imzacıları tek tek atılıyordu. Bu arada bizim imzamızdan daha yiğitçe bir hareketi ikinci imzacılar denilen bir grup yaptı. Yani işlerin bu yöne gittiğini bile bile imza atanlar oldu. Olayların kendi aleyhlerine gelişeceğini bilmelerine karşın ‘Biz de bu suça ortak olmuyoruz’ diye bir metin imzaladılar. Böylece 2 bin 200 civarı akademisyen metni imzalamış olduk. Sonra açığa alınmalar ve atılmalar başladı. Çoğunlukla doğrudan KHK ile atıldı” ifadelerini kullandı.
‘SAĞLIK BİR İNSAN HAKKIDIR’
Emekliliğe başvurmak zorunda kaldığını belirten Günal, “Bu atılma sürecinde emekliliğe başvurduk. Başvurum kabul edildi ama ‘Emeklisin fakat emekli maaşı ödemeyiz’ dediler. Dava ettik, maaş aldık. Maaşı aldım, ikramiyemi vermediler. Yine dava… İnsanın normal hakkı olan her şeyi dava yoluyla almak zorunda kalması kötü bir yıldırma yöntemidir. 3 yıl ödenmemiş maaşın faizini sordum. ‘Yok, onun için de dava açman lazım’ dendi. Onun için de tekrar dava, pasaport için dava, geriye dönüş için dava. Hesap sorulmayınca herkes her uygulamayı yapıyor ve yanına kar kalıyor. Ben hayatımda hiç özel hasta bakmadım. Hiç muayenehane açmayı düşünmedim. Hiç özel hastanede çalışmayı düşünmedim. Çünkü dünya görüşüm sağlığın bir insanın hakkı olduğu, parayla satılamayacağıdır. Bir insana parayla sağlık satmanın bir tür dolandırıcılık olduğu kanısındayım” dedi.
‘HEKİMLİK YAPAMIYORUM’
Göreve iadesi için açtığı davadan ve sürecinden bahseden Günal, “Süreç sonucunda 2025 Kasım ayında davayı kazandım. Lakin Dokuz Eylül Rektörlüğü kararı uygulamadı. Mahkeme kararını uygulamıyorlar diye yeni bir dava daha açtık. Neyse ki mahkeme hızlı karar verdi. Mahkeme kararı uygulansın diye komik bir karar yazıldı. İstinafa başvurdular. Yasal hakları olan 35 gün süreyi sonuna kadar kullandılar. 35 gün sonra ‘Gelin başlayın’ dediler. Fakat işe başlayalı 2 aya yaklaşıyor sisteme erişimim hala yok. Hasta bakamıyorum. Yani hiçbir şekilde burada hekimlik yapamıyorum. Ben mahkeme kararıyla geri döndüm. Ben gittiğimde hasta bakıyordum yine hasta bakan pozisyona gelmem lazım. Yani rektörlük ve başhekimlik bir kez daha mahkeme kararını çiğniyor. Film yazamam, tetkik isteyemem, reçete yazamam. Resmen bunların hiçbirisini yapamıyorum. Ayrıca kamu zarara uğratılıyor. Sonuçta bana bir profesör olarak maaş ödüyorlar” diye kaydetti.
Barış çağrısı yapan Günal, “Umarım bir daha böyle Barış İçin Akademisyenler gibi topluluklara gerek kalmaz, ülke hep barış içinde olur da kimse savaşa karşı bir şeyler yapmak zorunda kalmaz. Çok komiktir ama bizler de savaşa karşı barış istediğimiz için suçlanmaz ve bu kadar eziyet çekmeyiz” ifadelerini kullandı.
MA

















