Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir İl Örgütü, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü’ne dönük saldırıda katledilen Deniz Poyraz için parti binasında anma programı kapsamında söyleşi düzenledi. Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Gülistan Sönük ve Deniz Poyraz Davası avukatı Türkan Aslan Ağaç’ın konuşmacı olduğu söyleşide, salona “Deniz’e ve özgürlük mücadelesinde yitirdiğimiz tüm yoldaşlara sözümüz var; adil, eşit, özgür yeni yaşam kuracağız” pankartı asıldı. Programa; DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Barış Anneleri, TJA aktivistleri, DEM Parti İlçe Örgütü yöneticileri ve çok sayıda kişi katıldı. Anma, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından sinevizyon gösterimiyle başladı.
Sema Yüce ve Deniz Poyraz şahsında, Kürdistan’da Kürt bir kadın olmanın insana çok ağır sorumluluklar yüklediğini dile getirerek, “Sistemin ‘ikinci sınıf’ olarak gördüğü iki ayrı kimliği birden taşıyorsunuz. Üstelik bu tek tipleştirici toplum yapısı içinde her an hedef tahtasına oturtulabiliyorsunuz. Dünyanın her yerinde kadın özgürlük mücadelesi yürüttüğünüzde saldırıların hedefi olursunuz; ancak Kürt iseniz, bu saldırılara bir de Kürt kimliğiniz yüzünden maruz kalırsınız. Saldırılar doğrudan iktidar eliyle yürütülüyor; iktidar bu saldırıları ya bizzat organize ediyor ya da kullandığı nefret diliyle faillerin önünü açıyor. Nitekim 17 Haziran saldırısından birkaç ay önce HDP yönelik kapatma davası açılmıştı. Bu kapatma davası ile 17 Haziran’daki saldırıyı birbirinden bağımsız düşünmek kesinlikle mümkün değildir” sözlerini kullandı.
‘ÖTEKİLEŞTİRİCİ BİR PARADİGMA YERLEŞTİRİLDİ’
Deniz Poyraz’ın katledildiği saldırının Türkiye’nin tarihinde kayda geçmiş parti binasına gerçekleşen ilk saldırı olduğuna dikkat çeken Türkan Aslan Ağaç, “Gündüz gözüyle herkesin gözü önünde kolluğun denetimi altında silahlı saldırıları gerçekleştirildi. Bu Türkiye tarihinde yok. O dönem o anayasayla birlikte bu topraklara her ne kadar Anadolu’nun, Mezopotamya’nın hoşgörünün coğrafyası olduğu söylense de aslında o tarihten sonra bu topraklara ayrılıkçı, nefret ve ötekileştirici aslında bir paradigma yerleştirildi. Bir irade yerleştirildi. Ve o yüzyıllık nefret ve ötekileştiren, kendisi dışında yani Türk ve Sünni olmayan herkesi ötekileştiren bir sistemin sonucudur aslında yapılan bu saldırılar. Hakikat komisyonlarının talebi de bunun için var. Ancak, şu aşamada hakikat komisyonlarının oluşturulması noktasına uzak bir noktadayız. Umut ediyorum ki, Barış ve Demokratik Toplum Süreci başarıya ulaşır. Tabii bu da bir temenni olarak söylemek çok yanlış olur. Çünkü hem müzakere ve hem mücadele olduğunu hepimiz artık idrak ediyoruz. Bir müzakere var. Ama bunun neredeyse büyük bir bölümü mücadele ile geçmek durumunda” dedi.
‘BARIŞI BU TOPRAKLARA TAŞIMAMIZ GEREKİYOR’
Güçlü bir mücadele ve örgütlenme hattıyla özgürlüğe ulaşılmasının mümkün olacağını belirten Türkan Aslan Ağaç, “Örgütlenirsek ancak faillerin ortaya çıkarılması açısından bir yüzleşilmesi ve gerçek adaletin bu topraklara gelmesi mümkün olabilir. 100 yıllık bir sarmalın içerisindeyiz. Neredeyse bu coğrafyada yaşayan herkesin genlerine kadar işlemiş bir şiddet sarmalı, bir nefret sarmalı var. Örgütlenmemiz, mücadele etmemiz ve barışı topraklara getirmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu uğurda özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürütürken yaşamını kaybeden tüm yoldaşların mücadelesi önünde saygıyla eğiliyorum” diye konuştu.
MA

















