12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nde çocuk emeği bir kez daha gündemde. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 160 milyon çocuk çalışıyor. Milyonlarca çocuk ise ağır ve tehlikeli işlerde istihdam ediliyor.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre, Türkiye’de son 10 yılda en az 671 çocuk işçi, çalışırken yaşamını yitirdi. Ölümlerin büyük bölümü tarım sektöründe meydana gelirken, trafik-servis kazaları, boğulma, zehirlenme ve ezilme başlıca ölüm nedenleri arasında yer aldı. Uzmanlara göre, çocuk işçiliğinin temel nedenlerinin başında yoksulluk, gelir adaletsizliği, işsizlik ve sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği geliyor. Yine çocukların erken yaşta çalışma hayatına katılması eğitim hakkını da doğrudan etkiliyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Kübra Bülbül, çocuk işçiliğinin geldiği duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kübra Bülbül, çocuk işçiliğinin yıllar önce yasalar açısından suç olarak değerlendirildiğini hatırlatarak, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasıyla çocukların çalıştırıldığı alanların “meslek eğitimi” adı altında meşrulaştırıldığını ifade etti. Daha önce “MESEM’ler kapatılsın” talebinin öne çıktığını belirten Kübra Bülbül, bugün ise bu merkezlerde çocukların ölmemesi ve güvencesizliğin sona erdirilmesinin konuşulduğuna dikkat çekti.
EN ÇOK SANAYİ, TEKSTİL VE GERİ DÖNÜŞÜMDE
Kentlerde çocuk işçiliğinin en çok sanayi, tekstil ve geri dönüşüm sektörlerinde görüldüğünü belirten Kübra Bülbül, kırsaldan kentlere göçle birlikte tarım alanlarında da çocuk emeğinin yaygınlaştığını kaydetti. Çocukların çalışmaya sürüklenmesinin tek bir nedeni olmadığını vurgulayan Kübra Bülbül, okul terki, akran zorbalığı, ayrımcılık, aile içi şiddet, yoksulluk ve yakınının cezaevinde olması gibi birçok etkenin birbirini beslediğini ve Kürt, Roman ile mülteci çocukların bu risklerle daha fazla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Çalışan çocukların başta eğitim, sağlık, barınma ve oyun hakkı olmak üzere temel haklarının ihlal edildiğini belirten Kübra Bülbül, “Çocuklar zaten çalıştırıldıkları için başlı başına hak ihlaline maruz kalıyor. En temel ihlal ise çocuk olma haklarının ellerinden alınarak işçi kimliğiyle baş başa bırakılmalarıdır” dedi.
‘YOKSULLUK ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİ ARTIRIYOR’
Yoksulluğun derinleşmesiyle ailelerin önceliğinin barınma, beslenme ve sağlık ihtiyaçlarına yöneldiğini ifade eden Kübra Bülbül, eğitim hakkının geri plana itildiğini, ihtiyaçlarının karşılanamaması, okulda beslenme sorunu ve akran zorbalığının çocukları okuldan kopardığını, bunun da çalışma yaşamına sürüklenmelerine neden olduğunu belirtti. Çocuk işçiliğinin bugün meslek edindirme programları adı altında eğitim sistemiyle bütünleştirildiğini söyleyen Kübra Bülbül, birçok ailenin çocuklarının aldığı düşük ücret sayesinde evin faturalarını ödeyebildiğini, bu nedenle güvencesiz çalışma koşullarının göz ardı edilebildiğini ifade etti. Kübra Bülbül, bunun yapısal yoksulluğun bir sonucu olduğunu belirterek, yoksul ailelerin çocuklarının güvencesiz çalışma döngüsü içinde kalmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.
2025’TE 94 ÇOCUK İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ
Çocuk iş cinayetlerine ilişkin verileri İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi üzerinden takip ettiklerini aktaran Kübra Bülbül, 2025 yılında yaşamını yitiren 94 çocuk işçiden 26’sının 14 yaş ve altında, 68’inin ise 15-17 yaş arasında olduğunu belirtti. Hayatını kaybeden çocukların 13’ünün kız, 81’inin erkek olduğunu ifade eden Kübra Bülbül, ölümlerin 31’inin tarım, 27’sinin sanayi, 20’sinin hizmet ve 16’sının inşaat sektöründe gerçekleştiğini söyledi.
Çocuk işçiliğinin önlenmesi için ailelerin sosyal desteklere erişiminin artırılması, tüm çocukların nitelikli ve kesintisiz eğitime devamının sağlanması, kayıt dışı sektörlerde denetimlerin sıklaştırılması ve çocuk işçi çalıştıranlara caydırıcı yaptırımlar uygulanması gerektiğini belirten Kübra Bülbül, çıraklık ve staj uygulamalarının da eğitim amacı doğrultusunda denetlenmesi gerektiğini ifade etti. Kamuoyuna ve yetkililere çağrıda bulunan Kübra Bülbül, “Çocukların yeri işyerleri değil, okulları ve güvenli yaşam alanlarıdır. Hiçbir çocuk geçimini sağlamak uğruna yaşamını riske atmak zorunda kalmamalıdır. Çocuk haklarını merkeze alan, yoksulluğu azaltan ve toplumsal farkındalığı güçlendiren politikalar hayata geçirilmelidir” diye konuştu.
Hamdullah Yağız Kesen / MA

















