Anayasa Mahkemesi, Antalya 12. Aile Mahkemesinin itirazı üzerine 4 Haziran’da yapılan Genel Kurul’da boşandığında yoksulluğa düşen tarafın süresiz nafaka talep etmesini düzenleyen maddenin iptaline karar verdi. Kadın örgütleri başta olmak üzere birçok kesimin tepkisine neden olan karara ilişkin Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim değerlendirmelerde bulundu.
12’nci Yargı Paketi’ne ilişkin gündeme gelen tartışmalara değinen Fidan Ataselim, nafaka hakkının sınırlandırılmasının kadınları yoksulluğa ve şiddet ortamına mahkum etmek olduğunu belirtti.
Toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadan yapılacak düzenlemelere karşı mücadeleyi sürdüreceklerini söyleyen Fidan Ataselim, kadınlara tanınan tüm hakların bir usul olarak torba kanunlarla düzenleme yapılıp hayata geçirildiğini dile getirdi. Fidan Ataselim, “9’uncu, 10’uncu, 11’inci yargı paketi gibi birçok yargı paketi taslağında, nafakaya ilişkin düzenlemelerin olduğunu gayrı resmi taslaklardan görüp, duyum alıyorduk. Bu duyumlar üzerine çalışmalar, mücadeleler yürüttük. Buna karşı birçok kadın örgütüyle, LGBTIQ+ örgütü ile birlikte ‘Nafaka Kadın Platformu’ kuruldu. Biz de bir şekilde bu saldırıları, bu düzenleme heveslerini geri püskürtebildik” dedi.
MEDENİ KANUN HEDEFTE
12’inci yargı paketinin gelmesi beklenirken, AYM’nin “nafaka” kararıyla karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Fidan Ataselim, Medeni Kanun’un 175’inci (Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir) maddesini hatırlatarak, ekledi: “Uzun süredir kadın düşmanlarının aslında bir olup nafaka hakkını hedefe oturttuklarını biliyoruz. Bugün AYM’nin nafaka hakkının daraltılmasına ilişkin bir iptal kararını oy birliğiyle değil oy çokluğuyla veriyor olması, bu durumun sadece nafaka hakkı değil medeni kanunun hedefe oturtulmasının büyük göstergesidir.” Son yıllarda “nafaka mağduru erkekler var” denilerek gerçek dışı odakların yaratılmaya çalışıldığının altını çizen Fidan Ataselim, ortaya atılan iddialarla “Bir gün evli kaldı ama işte ömür boyu nafakaya mahkûm oldu, ödemek zorunda kaldı” örneklerini veren Fidan Ataselim, bu örneklerin gerçeği yansıtmadığını araştırmalar sonucu bildiklerini belirtti. Fidan Ataselim, “Nafaka ödemek istemeyen erkeklerin mağduriyetini değil, tam tersine o sonlanmış aile olan, birlikte yaşayan, insanların içerisinde bulunduğu, kadın ve çocukların geçmiş dönemde içerisinde bulunduğu bir şiddet olduğunu görüyoruz. Kız çocuklarına yönelik mevcut eş, kadın eşlere yönelik bir şiddet olduğunu gördük. Bunları ortaya çıkarttık” ifadelerini kullandı.
‘NAFAKA HAKKI KADINLARLA ÖZDEŞLEŞMİŞ’
Medeni kanunda bulunan nafaka hakkı maddesinin yoksulluğa düşen tarafa verilmesi gerektiğini ve bunda cinsiyetin belirtilmediğinin altını çizen Fidan Ataselim, “ Cinsiyet belirtilmese bile bunun nafaka hakkının kadınlarla özdeşleşmesinin sebebi var. Boşanmaların ardından en çok kadınlar yoksulluğa düşüyor. Dolayısıyla bütün bunların bir sonucunda yoksulluğa düşen tarafa, karşı tarafın bir maddi yükümlülük getirmesi, hakkının getirilmesi kadını yoksulluktan kurtarmıyor. Bunun yüzde 50’sinin ödenmediğini biliyoruz. Baroların nafakayla ilgili resmi araştırmaları var. Önceki dönem hükümet sözcülerinin yaptıkları açıklamalar var” diye konuştu.
‘ANAYASANIN AKSİNE EŞİT DEĞİLİZ’
Nafakanın kadınlar açısından hâlen önemli bir hak olduğunu, kaldırılması ya da sınırlandırılması yönündeki tartışmaları eleştiren Fidan Ataselim, “Çoğunlukla yoksulluğa düşen taraf olan kadınları yoksulluktan kurtarmamış, eşitliği hiç sağlayamamış bir meseleden bahsediyoruz. Bir hakkımızdan bahsediyoruz. Anayasada herkesin eşit olduğu yazıyor ancak gerçekte eşit değiliz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle yoksulluğa düşen taraf çoğu zaman kadınlar oluyor” diyerek nafaka hakkının korunması gerektiğini dile getirdi.
‘KADINLARIN ÇALIŞMA HAYATI GÜVENCESİZLİK İÇERİSİNDE’
Fidan Ataselim, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sürdüğünü belirterek, “Toplumsal cinsiyet eşitliği sağlandı da bizim mi haberimiz yok? Kız çocukları eğitime eşit şekilde dâhil olabiliyor, kadın işsizliği ortadan kalktı, kadınlar çalışma hayatına kolaylıkla katılabiliyor da bizim mi haberimiz yok? Tam tersine bunların hiçbiri ortadan kalkmadı. Temel sorun nafaka değil, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmamasıdır. Kadınlar çalışma hayatında hâlâ güvencesizlikle karşı karşıyadır” dedi. Adalet Bakanlığı’nın nafaka düzenlemesine ilişkin gerekçelerine de değinen Fidan Ataselim, “Şu an bunun tam tersi yaşanıyor. Eşitlik sağlanmadı” diye belirtti.
‘KADINLARIN BOŞANMASI ÇOK GÜÇ’
Fidan Ataselim, 2026 yılı içerisinde Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun Veri Raporlama Komitesinin MR [‘Şüpheli Kadın Ölümleri’ verileri ile kurbanların tıbbi durumlarını gösteren “Adli Tıp / Manyetik Rezonans (MR) Görüntüleme Raporları] ile hazırlanmış olan raporlarındaki verilerde 9 kadının boşandığı erkek tarafından, artı 9 kadının da boşanma aşamasında olduğu erkekler tarafından katledildiğini hatırlatarak, “Bu ülkede kadınlar her gün öldürülüyor. Esas toplumun huzurunu kaçıran şey budur. Zaten bu ülkede kadınlar için boşanmak çok güçtür. Bir de bunun üstüne nafaka hakkının sınırlandırılması demek kadınları o şiddet dolu ailelere hapsetmek anlamına gelir. Nafaka tartışmaların kadınların haklarını hedef alıyor. Kadınları çaresiz bırakmak istiyorlar ve en temelinde medeni haklarımızı tartışmaya açmak istiyorlar. Buna asla izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.
‘EŞİTLİK KARŞITI HAMLELER ERKEKLİĞİ BESLİYOR’
Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en ağır sonucu olduğunu belirten Fidan Ataselim, “Mayıs ayında 16 kadın cinayeti işlendi, 33 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Şüpheli kadın ölümleri buzdağının görünmeyen yüzüdür. Bu tablo derinleşen eşitsizliğin bir göstergesidir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği bu düzeyde ve bu eşitsizlik cinayet halini alıyor, ardından gizlenmeye çalışılıyor. Bütün bu kadın düşmanı, eşitlik karşıtı hamlelerin sonucu olarak erkekler kendilerinde güç buluyor, erkeklik besleniyor ve cesaret kazanıyor” diye ifade etti.
‘TOPLUMUN GERÇEK SORUNLARI PERDELENİYOR’
Nafaka tartışmalarının toplumun gerçek sorunlarını perdelediğine değinen Fidan Ataselim, “Toplumun esas sorunu işsizliktir. Kadınların işe giremiyor oluşlarıdır. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkelerinde kadın istihdamı ortalama yüzde 50 civarındayken biz bunun çok altında kalıyoruz. Bir işe girebilenler ise açlık sınırının altında ücretlere mahkûm ediliyor. Kadınların ‘ölmek istemiyorum’ feryatları görülmüyor. Ama ‘yoğun talep üzerine nafakayla ilgili düzenleme yaptık’ denilebiliyor. Bu, gerçeklikle örtüşmeyen ve kadınların haklarının daraltılmaya çalışılmasının bir başka sonucudur” diye belirtti.
‘AYM KARARLARI UYGULANMALI’
Fidan Ataselim, AYM kararları ve siyasi süreçler üzerinden yaşanan çelişkilere dikkat çekerek, “Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi. Bakanlar ve yetkililer derhal ‘Meclis’e taşıyacağız’ dedi. Bu 12’nci Yargı Paketi’ni işaret ediyor. Biz bu ülkede neredeyse 7/24 ‘mutlak butlan’ tartışmalarında, cumhurbaşkanı adaylarının tutuklanmasında, belediye başkanlarının yerine kayyım atanmasında, siyasi tutsaklar konusunda, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ örneklerinde, fikrimizi ifade etmek ve siyaset yapmakla ilgili alanlarda AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM)kararlarının dikkate alınmadığını görüyoruz. AYM kararları uygulanmalıdır ama bu sadece işinize geldiğinde değil. Bu hakları kolay kazanmadık. Nafaka hakkından vazgeçmeyenler var. Bu mücadeleyle kazanılmış haklarımız mahkeme kararlarıyla kolayca elimizden alınamayacak” dedi.
‘ENGELLERİN KALDIRILMASI EŞİTLİĞE YAKLAŞTIRIR’
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaşamın tüm alanlarında sağlanması gerektiğini belirten Fidan Ataselim, “Toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmalı. Eğitimden çalışma hayatına kadar her alanda bu sağlanmalıdır. Evin içerisindeki iş bölümünü bile eşit yapmadan, sanki her şey eşitmiş gibi nafaka hakkının sınırlandırılmasını konuşuyoruz. Bu şaka gibi, kadınların yaptığı her şeyin bir tür kamusal emek olarak görünmesi gerekiyor. Kadınların önündeki engeller kaldırılmalı, eşit işe eşit ve açlık sınırının altında olmayan bir ücret sağlanmalı. Bu bizi ancak eşitliğe yaklaştırır” ifadelerini kullandı.
MA / Helin Özgün
MA

















