Künye   Hakkımızda
6 Kasım 2026, Cuma
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

Kaypakkaya’sız 48 yıl: Devlet paradigmasından kopuş gerçekleşmeli

Katledilişinin 48’inci yılında İbrahim Kaypakkaya’yı anlatan kardeşi Ali Ekber Kaypakkaya, devletin ağabeyinin izini silebilmek için dövizlerine ve posterlerine bile kırmızı görmüş boğa gibi saldırdığını söyledi. Kaypakkaya, devlet paradigmasından kopmayan sol-sosyalist hareketleri eleştirdi.

18 Mayıs 2021
Kaypakkaya’sız 48 yıl: Devlet paradigmasından kopuş gerçekleşmeli
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Türkiye Komünist Partisi-Marksist-Leninist’in (TKP-ML) ve Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu’nun (TİKKO) kurucusu İbrahim Kaypakkaya’nın Diyarbakır Cezaevi’nde işkence ile katledilmesinin üzerinden 48 yıl geçti. 1949 yılında Çorum’da dünyaya gelen Kaypakkaya, üniversite yıllarında devrimci düşüncelerle tanıştı. Kaypakkaya, İstanbul Üniversitesi’nde Fizik Bölümü okuduğu dönem Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) ile ilişki kurarak, üniversite içerisinde örgütlenmek için çalışmalara başladı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi olan Kaypakkaya, “6’ncı Filo’ya karşı bildiri yayınladığı” gerekçesiyle Kasım 1968’de okuldan atıldı. Bu dönemde, FKF ve TİP içinde baş gösteren ayrılıklarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimsedi.

TİKKO’YU KURDU

Kaypakkaya, 1969’da FKF’nin genel kurulundan sonra MDD görüşünü benimsemiş olanlar arasında baş gösteren ayrılıkta Proleter Devrimci Aydınlık (PDA) çevresiyle birlikte örgütlendi. Daha sonra Malatya, Dersim ve Antep yörelerinde örgütlenme faaliyetlerinde yer alan Kaypakkaya, sıkıyönetimin ilanıyla birlikte aranmaya başladı. 1972 yılında olduğu PDA çevresiyle ideolojik anlaşmazlığa düştü ve bu çevreden koparak, birlikte olduğu arkadaşlarıyla Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist (TKP-ML) adlı örgütle, ona bağlı olan Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu’nu (TİKKO) kurdu.

TEROİK ZENGİNLİK, POLİTİK CÜRET

24 Ocak 1973’te Dersim’de Vartinik-Mirik mezralarında polis ile çıkan çatışmalar sonucunda Kaypakkaya ağır yaralanırken, arkadaşı Ali Haydar Yıldız yaşamını yitirdi. Daha sonra Kaypakkaya ağır yaralı halde diğer arkadaşları ile izini kaybettirdikleri köyde, 5 gün sonra bir öğretmenin ihbarı üzerine yakalandı. Donmuş ayakları ve ağır yaralı şekilde götürüldüğü Diyarbakır’da yatırıldığı hastanede izni olmadan ayakları kesildi. İyileştikten sonra günlerce işkenceye maruz kalan Kaypakkaya, 16 Mayıs 1973’de yeniden sorguya alındıktan iki gün sonra babasına parçalanmış cenazesi teslim edildi.

Teorik zenginlik, politik cüret ile dünya ölçeğinde karşı-devrimci dalgalara karşı çizgisinden taviz vermeyen bir geleneği miras bırakan Kaypakkaya’yı kardeşi Ali Ekber Kaypakkaya anlattı.

Ali Ekber Kaypakkaya, 48 yıl önce kaybettiği ağabeyinin teorik-politik fikriyatının görmezden gelindiği eleştirisinde bulunarak bir an önce devletin mevcut paradigmasından kopuşun gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.

DEVLETİN KAYPAKKAYA ALERJİSİ

Devlet zihniyetinde 48 yıldır İbrahim Kaypakkaya ismine karşı ayrı bir tutum olduğunu söyleyen kardeşi Kaypakkaya, “Bu tutum her sene İbrahim’in mezarına gittiğimizde devletin uyguladığı mezarlığa sokmama politikasıyla sürüyor. Bir başka örnekle cezaevindeyken en küçük kardeşimiz olan İbrahim’in adını da görüş kağıdına yazmıştım. Beni koğuştan çıkartıp cezaevi amirliğine götürdüler ve görüş kağıdını gösterip, ‘Bu kişiler kim?’ diye sordular. Ben de İbrahim’in ismini görünce, ‘Bu bizim ikinci İbrahim’imiz, sizin katlettiğiniz İbrahim’imiz değil. Bizim ilk İbrahim’imizi siz Diyarbakır Cezaevi’nde katlettiniz’ dedim. Yıllardır Kaypakkaya soyadına karşı devletin alerjisi bitmiyor” dedi.

Ağabeyinin ideolojisini ve bıraktığı mirası alt üst etmek için devletin geride kalan yıllar içerisinde karşı hamlelerde bulunduğunu belirten Kaypakkaya, şunları dile getirdi: “İbrahim’in yaşadığı dönemde de zaten MİT raporlarında ‘İhtilalci Marksizm’in Türkiye’ye uyarlanması’ gibi değerlendirmelerde bulunuluyor. Bu raporlardan sonra da İbrahim hücresinden alınarak işkenceye uğruyor. Bize de intihar ettiği söyleniyor. İbrahim’in yaşam pratiği ve bu pratiğine öncülük eden düşüncesi, devletin en ontolojik, varoluşsal sorunlarına özellikle parmak basan, özellikle dikkat çeken önermeler içeriği için devletin özellikle hassasiyet gösterdiği 68 önderi. Devlet de İbrahim’in 68 önderlerinin birçoğundan farklı olduğunun farkında. İbrahim’in, ‘Devletin arka bahçesinin yaramaz çocukları’ olarak anılan kesimden ayrıldığı ve ideolojik anlamda kopuş gerçekleştirdiği ve tam karşı cepheye geçtiği söylenir. Dolayısıyla bugün meydanlarda bile İbrahim Kaypakkaya dövizlerini ve posterlerini gören devlet, kırmızı görmüş boğa gibi saldırıya geçiyor, alt etmek ve izlerini silmek istiyor” ifadelerinin kullandı.

‘KÜRT DEMENİN BEDELİ’ 

Ali Ekber Kaypakkaya, ağabeyini 68 yılında Kürt sorununa dair önemli tezleri olduğunu ve bu soruna dair çözümler ürettiğini de dile getirdi. Kaypakkaya, “Türkiye’de Rum’a Rum demek, Ermeni’ye Ermeni, Kürt’e Kürt demek bir suç olarak sayılıyor. Herkes Türk olarak görülüyor. Bu ortam içerisinde İbrahim gerçek sorunun ‘milletler sorunu’ olduğunu, bu milletler sorunun temelinin esasında ‘Kürt sorunu’ olduğunu savunuyor. Bugün herkes Kürt sorunu gibi bir sorunun varlığından haberdar ve dile getiriyor olabilir ama bunu ilk dile getirenlerden ve dile getirirken, bunun bedellerini göze almasıyla önemli bir yer ediniyor İbrahim. Onun yazılarını dikkatli okursanız, bu sorunun çözümünün esasında ulusların eşitliliğini ve ulusların kendi haklarını tayin etmesini savunmaktan geçtiğini belirtiyor. Bu noktada Marksizm’i de yorumlayan bir konumda. Aslında bugün yaşananların temelini anlattığı için devleti rahatsız eden bir çemberde” diye konuştu.

SOL-SOSYALİSTLERE ELEŞTİRİ

Sol-sosyalistlere 68’lerden sonra “ideolojik yoksunluk” yaşadıkları eleştirisinde bulunan Kaypakkaya, “Sol-sosyalist kesimler, politik ve ideolojik anlamda bir kopuş gerçekleştirip, kendi düşüncelerini burjuva kapitalist sistemin karşısına koyma cesareti gösteremiyorlar. Gösteremedikleri için de bu kopuşu ya devletle beraber aynı çizgiye gelmişlerdir ya da İbrahim’i görmezden gelme, sadece ‘ser verip sır vermeme’ sözleriyle, işkencede direnişini ön plana çıkarma düzeyinde değerlendirmişlerdir. İbrahim’in düşüncesi karşısında duran pozisyonu aslında devletin mevcut paradigmasından o kopuşu gerçekleştirilmediği kapsamında değerlendiriyorum” ifadelerini kullandı.

Devlet zihniyetinin ise “hastalıklı” olduğunu dile getiren Kaypakkaya, eleştirilerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de hala ideolojik anlamda bir mağara içerisinde yaşayan insanlar var. Hayatı da mağara içerisindeki gölgeler çerçevesinde değerlendiriyor. Yaşamın ve hayatın dışarıda aktığını, hayatın çelişkilerinin orada olduğunu oradaki çeliklerin de onların bildiklerinden farklı olduğunu ne kadar söylerseniz söyleyin, ikna etmeniz pek mümkün olmuyor. Biz mağara içerisindekileri anlayabiliriz, konumları gereği, düşünceleri gereği bunun böyle olması gerektiğine inanmış ve inandırmış insanlar var. Ama kendini mağara dışında zanneden sol-sosyalist kesime ne diyeceğiz? Bu insanlar da o zihniyetten tam kopuş yaşamadı ki. Hala aynı hastalıkları barındırıyorlar bünyelerinde. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne kadar süren enfeksiyonlu bir hastalık bu ve ben bu hastalıkların, bu zihniyetin kolay kolay iyileşebileceğini öngörmüyorum.”

‘O BİZİM KAHRAMANIMIZ’ 

Bugün geliştirilmiş ideolojilere ihtiyaçları olduğunu, buradan hareketle de kalıplaşmış düşüncelerin tuzla buz edilmesinden korkmamaları gerektiğini vurgulayan Kaypakkaya, “İbrahim bunu başardı. Eksiklikleri olabilir, mutlaka olmuştur. Ama şunu 48 yıldır söylüyorum, o bizim en büyük ağabeyimiz. Küçükken bize marşlar öğreten, bize hiçbir neden yokken boy sırasına dizip halaylar çektiren, küs aile bireylerini barıştıran, komiklikler, şakalar yaparak bizi eğlendiren, bizi sosyalist düşüncelerle tanıştıran kahramanımız. Sırf bu nedenlerle bile biz onu göklerde uçan bir kartal gibi görüyoruz ve özlüyoruz” dedi.

Berna Kişin / MA

Previous Post

Filistin’e saldırılar protesto edildi

Next Post

10 kez şikâyet etti sonuç alamadı: Zanlı ağabeyini ağır yaraladı

İlgili Haberler

Özak işçilerinin basın açıklamasına polis ve jandarma ablukası
Emek

Özak işçilerinin basın açıklamasına polis ve jandarma ablukası

6 Kasım 2026
Mekke Anlaşması Meclis’ten geçti: AKP, MHP ve CHP’den kabul oyu
Gündem

Mekke Anlaşması Meclis’ten geçti: AKP, MHP ve CHP’den kabul oyu

6 Kasım 2026
Demirtaş’ın açıklaması süreçteki düğümü yeniden gündeme taşıdı
Gündem

Demirtaş’ın açıklaması süreçteki düğümü yeniden gündeme taşıdı

6 Kasım 2026
Fon soruşturmasında eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya tutuklandı
Gündem

Fon soruşturmasında eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya tutuklandı

6 Kasım 2026
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den 12 Aralık’ta Ankara mitingi çağrısı
Emek

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den 12 Aralık’ta Ankara mitingi çağrısı

5 Kasım 2026
Resul Emrah Şahan’dan DEM Partili meclis üyelerine: Ortak geleceğe sahip çıkmaya devam edeceğiz
Gündem

Resul Emrah Şahan’dan DEM Partili meclis üyelerine: Ortak geleceğe sahip çıkmaya devam edeceğiz

5 Kasım 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Burjuva siyaset, ahlak ve biz
Gündem

Burjuva siyaset, ahlak ve biz

Melike Korkmaz
8 Ekim 2026
Politika'dan Söyleşi
Gazeteci Aykan Sever: Lula ve PT yeni bir krize kadar beşik sallama modunda
Gündem

Gazeteci Aykan Sever: Lula ve PT yeni bir krize kadar beşik sallama modunda

Politika Haber
1 Kasım 2026

EN SON HABERLER

Özak işçilerinin basın açıklamasına polis ve jandarma ablukası

Özak işçilerinin basın açıklamasına polis ve jandarma ablukası

6 Kasım 2026
Diyardabakır’da (Amed) petrol arama faaliyetlerine tepki: Hevsel Bahçeleri ve su kaynakları için uyarı

Diyardabakır’da (Amed) petrol arama faaliyetlerine tepki: Hevsel Bahçeleri ve su kaynakları için uyarı

6 Kasım 2026
Limter-İş’ten Filistin çağrısı: “İş birlikçilerini teşhir edeceğiz”

Limter-İş’ten Filistin çağrısı: “İş birlikçilerini teşhir edeceğiz”

6 Kasım 2026
COP31 öncesi Milli Enerji 2040: Kömürden çıkış yok, alım garantisi var

COP31 öncesi Milli Enerji 2040: Kömürden çıkış yok, alım garantisi var

6 Kasım 2026
Mekke Anlaşması Meclis’ten geçti: AKP, MHP ve CHP’den kabul oyu

Mekke Anlaşması Meclis’ten geçti: AKP, MHP ve CHP’den kabul oyu

6 Kasım 2026
Soma’da İmbat işçileri direnişi kazandı

Soma’da İmbat işçileri direnişi kazandı

6 Kasım 2026
DEM Parti’den YÖK’ün 45’inci yılında çağrı: Üniversiteler özgürleşsin

DEM Parti’den YÖK’ün 45’inci yılında çağrı: Üniversiteler özgürleşsin

6 Kasım 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!