Dünya Çevre Günü, 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentindeki Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda alınan kararla dünya çapında çevre bilincini artırmak amacıyla ilan edilen ve her yıl 5 Haziran’da kutlanan uluslararası bir gün. Gün dolayısıyla çevre kirliliği, sıfır atık, iklim krizi ve doğal yaşamın korunması gibi konularda dünya genelinde bilinçlendirme amaçlanıyor.
Ekoloji aktivisti Johana Pytlickova, ekoloji mücadelesinin süreklilik arz eden bir mücadele olduğuna dikkat çekerek, doğa için mücadele edilmesi çağrısında bulundu.
‘DOĞADAN AYRI DEĞİLİZ’
Ekolojik kriz gerçekliğinin kabul edilmesi gerektiğini belirten Johana Pytlickova, “Önemli olan sadece krizin kendisi değil, bu krizle yaşarken içimizde neler olup bittiğini de görebilmek. Bütün bunlar karşısında nasıl daha güçlü kalabiliriz? Öncelikle yaşadığımız ekolojik krizin gerçekliğini kabul etmemiz gerekiyor. Doğanın tahrip edilmesine, iklim krizine ve geleceğe dair belirsizliklere bakarken korku, üzüntü, kaygı, çaresizlik ya da umutsuzluk hissetmek son derece doğal. Bu duyguların varlığını inkar etmek yerine onları görmeye ve anlamaya ihtiyacımız var. Çünkü biz doğadan ayrı değiliz. Kendimizi çoğu zaman bireyler olarak görüyoruz ama aslında çok daha büyük bir yaşam bağının parçasıyız. Hem birbirimize hem de yaşadığımız dünyaya bağlıyız. Bu yüzden doğaya zarar geldiğinde bundan bizler de etkileniyoruz. İçimizdeki acı da, kaygı da, yas da aslında bu bağlılığın bir sonucudur” dedi.
‘YAS TUTMAK YERİNE MÜCADELE EDİLMELİ’
Doğa için “yas” tutmak yerine mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen Johana Pytlickova, “Günümüzde birçok insanın yaşadığı bu duygular için çevresel yas, çevresel kaygı ya da çevresel sıkıntı gibi kavramlar kullanılıyor. Ancak önemli olan yalnızca bu duyguları tanımlamak değil, onlarla nasıl yaşayacağımızı ve onları nasıl dönüştüreceğimizi de öğrenmektir. Bunun da birçok yolu bulunmaktadır. Bir topluluğun parçası olmak bunlardan biri. Çünkü insan, yalnız olmadığını hissettiğinde daha güçlü olabiliyor. Bir diğer yol ise bedenimizle yeniden bağ kurmak. Ben kendi çalışmalarımda özellikle buna değiniyor ve odaklanıyorum. Bedenimizin verdiği sinyalleri dinlemenin ve duygularımızı yalnızca zihnimizle değil, bedenimizle de anlamanın çok kıymetli olduğuna inanıyorum” diye belirtti.
DOĞA İLE BAĞ KURMAK
Budist düşünür, ekoloji aktivisti ve topluluk çalışmalarıyla tanınan Joanna Macy’nin “Yeniden Bağ Kurma” yaklaşımının doğa mücadelesinde önemli bir yer tuttuğuna dikkat çeken Johana Pytlickova, “Önce hissettiklerimize alan açacağız. Sonra bu duyguların altında yatan bağı göreceğiz; Doğayla, yaşamla ve birbirimizle olan bağı. İşte tam da bu noktada, bizi zorlayan duyguların aynı zamanda bize güç verebileceğini fark etmeye başlayacağız. Ardından hep birlikte şu soruya cevap arayacağız: Bundan sonra ne yapabiliriz? Kendimiz için, çevremizdeki insanlar için, doğa için ve bizden sonra gelecek nesiller için hangi adımları atabiliriz? Bu yüzden sizlere şunu söylemek istiyorum: Duygularınızdan kaçmayın. Onları görmeye çalışın. Çünkü bazen bizi en çok zorlayan duygular, aynı zamanda bize yol gösteren duygular olabilir. Ayrıca bulunduğunuz koşulların kolay olmadığını hissediyorum. Yaşadığınız zorluklar beni gerçekten etkiliyor. Umarım kendinizi daha güçlü hissedebileceğiniz yollar bulabilir, hem kendiniz hem de içinde yaşadığınız topluluk için dayanıklılığınızı artırabilirsiniz” ifadelerini kullandı.
EKOLOJİ VE KADIN
Kadınların ekolojideki mücadelesinin rolüne değinen Johana Pytlickova, “Kadınlar ve ekoloji arasındaki ilişki üzerine birkaç şey söylemek isterim. Bana göre bu iki konu birbirinden ayrı düşünülemez. Dünya’dan çoğu zaman ‘Toprak Ana’ diye söz ediyoruz. Belki de bu yüzden kadınlar, kendisini doğayla kurulan bu bağa daha yakın hissediyor. Ben de ekoloji alanında kadınların çok güçlü bir varlık gösterdiğini görüyorum. Kadınların güçlenmesiyle ekolojik duyarlılık arasında önemli bir ilişki olduğuna inanıyorum. Çünkü kadınlar çoğu zaman bakım vermek, ilişkileri korumak, büyütmek ve yaşamı sürdürmek gibi konularla daha fazla iç içe oluyorlar. Doğayı korumak da bir anlamda yaşamı korumaktır. Bu nedenle kadınların güçlenmesi ile ekolojik farkındalığın birbirini besleyen iki alan olduğunu düşünüyorum” diye belirtti.
JOHANA PYTLİCKOVA HAKKINDA
Johana Pytlickova, doğa terapisi, yoga ve sürdürülebilirlik alanlarında uzmanlaşmış, Estonya merkezli çevre ve eğitim girişimi Rescogita OU bünyesinde eğitmenlik yapıyor. Çalışmalarında insan psikolojisi ile doğa arasındaki bağı güçlendirmeyi hedeflerken, özellikle toplumsal ekoloji, kriz dönemlerinde topluluk dayanıklılığı ve sürdürülebilirlik felsefesi üzerine odaklanır. Doğanın doğrusal olmayan, döngüsel yapısını ve kriz anlarını toplumsal örgütlenme ve dayanıklılık için birer fırsat olarak ele alır.
MA / Fethi Balaman

















