Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci devam ediyor. Yaşanan gelişmeleri ve bölge halkının sürece yaklaşımını değerlendiren DEM Parti Qers İl Eşbaşkanı Ramazan Erkmen, çözümün ancak muhatapların eşit koşullarda müzakere yürütmesi ve anayasal adımlarla mümkün olabileceğini kaydetti.
Ortadoğu’da, Rojava’da ve İran’da yaşanan bölgesel savaş ve kriz dalgasına dikkat çeken Erkmen, Kürt sorununun çözümünün artık sadece Türkiye sınırlarıyla sınırlı olmadığını, tüm parçalardaki Kürt halkıyla kurulacak doğru temelli diyalogla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
HALK SÜRECİ SORUYOR
Halkın kendilerine en çok kayyım politikalarını ve hasta tutsakların durumunu sorduğunu aktaran Erkmen, “Halk bize ‘Neden yasalarda değişim yaşanmıyor, neden hala kayyım gaspı devam ediyor?’ diye soruyor. Kayyım rejiminin son bulması için anayasa değişikliğine bile gerek yok. İsterlerse bugün Kağızman’daki kayyımı geri çekebilir ve belediye eşbaşkanlarımız görevlerine dönebilir. Bunu bir günde yapabilirler. Ancak bunu yapmıyorlar, çünkü sürece hala günlük siyasi hesaplarla yaklaşıyorlar” dedi.
Kürt sorununun çözümsüz bırakılmasının ülkede çoklu bir toplumsal çürümeyi beraberinde getirdiğini dile getiren Erkmen, “Biz sorun çözülsün derken sadece tek bir kesimden bahsetmiyoruz. Bugün Kars’ta çok farklı halklar, inançlar bir arada yaşıyor. Benim için Kürt sorununun çözülmesi demek, bu ülkedeki uyuşturucu batağının, kadına yönelik katliamların, ekonomik krizin ve derinleşen şiddet sarmalının çözülmesi demektir. 14 yaşındaki bir çocuk okula silahla girip katliam yapıyorsa, insanlar ekonomik nedenlerle yaşamına son veriyorsa bu, çözümsüzlüğün yarattığı tablodur” diye konuştu.
‘YİNE SÜRECİ BOZARLAR ENDİŞESİ’
2013-2015 yılları arasında yürütülen diyalog sürecinin iktidar tarafından “buzdolabına kaldırılması” nedeniyle toplumda derin bir güvensizlik ve kaygı oluştuğunun altını çizen Erkmen, “Toplum bu süreçten bahsederken korku ve kaygıyla yaklaşıyor. Çünkü daha önce bu acı deneyim yaşandı ve kötü bitti. ‘Yarın yine süreci bozarlar’ endişesi hakim. Bu yüzden devlet tarafının topluma güven vermesi gerekiyor. Bu adımlar sadece sözlü düzeyde kalamaz. Sözlü olunca bugün isterler, yarın o sözü geri alırlar. Sürecin kanuni ve anayasal güvenceye alınması şarttır” diye kaydetti.
‘ÖCALAN’IN HUKUKİ STATÜSÜ NETLEŞMELİDİR’
Müzakere masasının sağlıklı kurulabilmesi için muhattaplık ilişkisinin eşitlenmesi gerektiğini vurgulayan Erkmen, “Diyalog devlet ile Sayın Öcalan arasında yürütülüyor. Ancak iki tarafın muhattaplık statüsü eşit olmadığı takdirde sorunlar aşılamaz. Muhatapların konumu eşitlenmeli ki toplumu ikna edebilsinler. Buradaki mesele birinin aşağıda, birinin yukarıda olması değildir. Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsü ve durumu netleşmelidir ki, omuzlarına bırakılan bu tarihi meselenin çözümünde rolünü tam anlamıyla oynayabilsin” diye belirtti.
Demokratik çevrelere ve halka sürece sahip çıkma çağrısında bulunan Erkmen, “Bugün eleştiri ve kınama günü değil, geleceğimize ve sürece sahip çıkma günüdür. Halkımız çok büyük bedeller ödedi. Kültürel, psikolojik ve ekonomik sorunlar yaşadı. Bu sorunu hep birlikte, komün bir iradeyle bitirelim. Bu demokratik süreçten kadınlar, gençler, emekçiler ve köylüler, yani tüm toplum kazançlı çıkacaktır” dedi.
MA

















