Adalet Bakanlığı tarafından geçmişte yaşanan dosyaları incelemek için Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı kuruldu. Bakanlığın açıklamasına göre, 75 kentte 638 dosya ve 693 cinayete ilişkin inceleme başlatıldı, hangi dosyaların inceleneceği bilinmiyor. Kürdistan’da 1990’lı yıllarda birçok katliam ve faili meçhul cinayet işlendi ve hala aydınlatılmış değil. Bu katliamlardan biri de 15 Ağustos 1993 tarihinde 17 kişinin katledildiği Qers’in Digor ilçesinde işlendi.
Digor Katliamı dosya avukatlarından Kahraman Özçağın, dosyaya ve Adalet Bakanlığı’nın Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın kurulmasına dair ajansımıza konuştu.
‘YARGI PRATİĞİ UMUT VERMİYOR’
Adalet Bakanlığı tarafından 638 faili meçhul dosyanın tekrar açılacağına dair yapılan açıklamayı değerlendiren Özçağın, geçmişteki yargı deneyimlerine dayanarak bu girişime şüpheyle yaklaştığını belirtti. Özçağın, “Bugün Bakanın 638 faili meçhul dosyasının tekrar açılması girişimini, geçmişten gelen yargı pratiğini bildiğim için umursamıyorum ve hiç umudum yok. Bu faili meçhul dedikleri ve aydınlatacağız dedikleri olaylar arasında Digor Katliamı var mı yok mu, bunu öğrenmek için yakın zamanda bizzat Adalet Bakanlığı’na yazılı başvuruda bulunacağım. Ancak listede bu tür dosyaların olacağını düşünmüyorum; muhtemelen adli suçlarla ilgili bu konuyu yürütecekler” dedi.
‘ÖZEL TAYİNLİ YARGIÇLARLA HAKİKAT AÇIĞA ÇIKMAZ’
Bakanlığın girişimlerinin samimiyetten uzak olduğunu, siyasi cinayetlerin aydınlatılması konusunda herhangi bir irade görmediğini ve yargı mekanizmasının işleyişine dair eleştirilerini sürdürdüğünü belirten Özçağın, “Kesinlikle siyasi cinayetleri aydınlatacaklarını düşünmüyorum. Hatta bu olayların üstüne gidecek mahkemelerdeki hakim ve savcıları özel olarak tayin ediyorlar. Özel tayinli yargıçlarla hakikat açığa çıkmaz. ‘İstediğimiz kadarını araştırın’ anlayışıyla yargıçlar belirleniyor, deliller bu şekilde sınırlandırılıyor. Devletin bütün arşivlerinde bu katliamlar, bu faili meçhuller sabittir. Eğer samimilerse, çıkıp ‘Biz bu siyasi katliamları araştıracağız’ demeliler. Bu yönüyle açıklamanın ciddi bir çalışmaya konu olacağını düşünmüyorum” diye belirtti.
‘HAKİKAT KOMİSYONU KURULMADAN SONUÇ ALINAMAZ’
Gerçek bir hesaplaşma için mekanizma değişikliğine ihtiyaç olduğuna dikkati çeken Özçağın, “Bu tür olayların aydınlanması daha önce de çözüm süreci döneminde konuşulmuştu. Ancak bir ‘Hakikat Komisyonu’ kurulursa belki bu olayların failleri belli olur ve ortaya çıkar. Mevcut yargı sistemiyle bir yere varılması mümkün değil. Devletin arşivleri açık, kimin ne yaptığı belli. Onarıcı bir adalet için hukuki engellerin ötesinde siyasi bir irade ve bağımsız bir komisyon şarttır” dedi.
TAZMİNAT VE CEZASIZLIK KISKACI
Hukuki engeller ve zamanaşımı nedeniyle yeniden yargılamanın önünün kapatıldığını, ancak onarıcı bir adalet mekanizmasıyla yaraların sarılabileceğini ifade eden Özçağın, AİHM sürecindeki tazminat kararlarının devlet tarafından bir “kalkan” olarak kullanıldığını hatırlattı. Özçağın, “Tazminat ödemeleriyle bu dosyaların kapatılması, gerçek anlamda hesaplaşılmasını engelledi. Kürt siyasi hareketiyle birlikte çalışan hukukçular olarak bu konuda yeni ve daha etkili bir yol haritası oluşturmak zorundayız” diye belirtti.
MA


















