Hakları ve ödenmeyen maaşlarını almak için Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen Doruk Madencilik işçileri, Kurtuluş Parkı’ndaki açlık grevinin sekizinci gününe girdi. İşçiler, direnişlerine dönük polis şiddeti ve taleplerine ilişkin ajansımıza konuştu.
Alacakları ücret ve tazminatın çocuklarının geleceği olduğunu belirten maden işçisi Ersin Furuncu, 10 yıllık geriye dönük iş sözleşmesi haklarının olduğunu hatırlattı. Furuncu, “Hakkımızı almadan buradan gitmeyeceğiz. Sonuna kadar mücadele etmek zorundayız. Çünkü herkes evden çıkarken eşine ve çocuklarına bir söz verdi. Çocuklarımın geleceğini almadan buradan dönmeyeceğim. 23 Nisan’da çocuklar okullarda, stadyumlarda, kapalı spor salonundaki kutlamalara katılmak yerine burada babalarının ıslak yağmurluklarına sarıldı. Çünkü babalarını özlediler. 10-12 gündür babalarını görmüyorlardı. Biz de çocuklarımızı yanımızda istiyoruz ama geleceklerini de burada bu insanlara bırakmak istemiyoruz. Haklı mücadelemiz sonuna kadar devam edecek” diye belirtti.
‘ANKARA MEZAR OLSA DA GİTMEYECEĞİZ’
Bazı televizyon kanalları ve sanal medya hesapları tarafından yapılan haberlere dikkati çeken maden işçisi Tanju Altun, şöyle devam etti: “Dün başkanımız ve temsilci arkadaşlarımız bakanlığa gitti. Bazı sosyal medyalarda, televizyonlarda ve haber kanallarında ‘işçi alacağını aldı’ haberleri yapılıyor. Biz hiçbir yeri işgal etmedik. Ankara’nın göbeğine sesimize ses olun diye geldik. Paralarımızı, maaşlarımızı ve tazminatlarımızı alamadık, alana kadarda buradan dönmeyeceğiz. Bunu buradan bütün yetkililere söylüyorum. Ankara bize mezar olsa da alacaklarımızı almadan buradan gitmeyeceğiz. Çünkü başka bir çare bırakmadılar. Bu şirket haklarımızı gasp etti. Maaşlarımızı vermedi, emekli olanlara tazminatını vermedi, özlük haklarımızı kısıtladı ve vermedi.”
‘AMACIMIZ KULAKLARIN TIKANMAMASI’
Sendikal haklardan mahrum bırakıldıklarını belirten Veysel Taşçı, kimi arkadaşlarının haklarının 50’de birini alabildiğini söyledi. Taşçı, “Sanki tamamı verilmiş gibi kamuoyunda bir algı oluşturuldu. Buradaki insanlar neredeyse haklarını hiç alamadı. Özlük haklarımız, sendikal haklarımız ve hala maaş alacağı olan arkadaşlarımız var. Bugün Kurtuluş Parkı’ndayız. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde gözaltına alındıktan sonra Kurtuluş Parkı’na geldiğimizde burada 23 Nisan’ı yaşadık. Bu bizim için en duygulu ve sıkıntılı anlardan biriydi. Çünkü bir babanın çocuklarının başını kaldırıp onları huzurlu mutlu edebileceği bir konumdayken biz onların yanımızda hak mücadelesi arayışına katılmalarını sağladık. Amacımız burada yöneticilerin bir an önce çözüm geliştirmesi ve kulaklarını tıkamamasıdır” ifadelerini kullandı.
‘BU NASIL BİR ADALETTİR’
Hakları için 18 kilometre yürüdüklerini söyleyen işçilerden Ali Kaya da, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde 30 metrelik alanda etraflarının polis otobüsleriyle çevrildiğini anımsattı. 14 gündür çocuklarını görmediklerini belirten Kaya, şunları belirtti: “Abluka altına aldılar. Akşam lavabodan geri döndüğümüzde montlarımızın fermuarını açtırdılar. Üstümüzü aradılar. ‘Karton dahil geçirmeyeceksiniz, yaşam alanı oluşturmayacaksınız’ dediler. Sabah saat 06.00 sularında polis bizi, ‘yaşam alanı oluşturdunuz’ diyerek gözaltına aldı. Bu nasıl bir adalettir? Tüm Türkiye’ye sesleniyorum; sesimizi duyun.”
MA

















