Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği çağrısıyla Giresun genelinde artan 4’üncü grup madencilik faaliyetlerine karşı Tirebolu Atatürk Anıtı Meydanı’nda “Giresun maden istemiyor: büyük köylü mitingi” düzenledi. Polisin yoğun güvenlik önlemleri aldığı mitinge yüzlerce yurttaş katıldı. AKP ve MHP dışındaki bütün partiler, sendikalar, meslek örgütleri, ziraat odaları mitinge katılarak destek verdi.
Giresun’un Tirebolu ilçesinde, son dönemde bölgede artan madencilik faaliyetlerine karşı düzenlenen mitingde, yurttaşlar yaşam alanlarına, su kaynaklarına ve üretim alanlarına sahip çıkmak için bir araya geldi. Atatürk Anıtı Meydanı’nda düzenlenen mitinge Sekü ve çevre köylüleri, fındık ve çay üreticileri, çevre örgütleri, hukukçular, akademisyenler, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile yüzlerce yurttaş katıldı. Miting boyunca yapılan konuşmalarda, madencilik faaliyetlerinin çevre, tarım ve halk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Sık sık “Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz”, “Hükümet istifa”, “Hak hukuk adalet”, “Alagöz makinelerini al Giresun’dan defol” sloganları atıldı.
Mitingin açılış konuşmasını, Alagöz Maden şirketine karşı dava açan Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu yaptı. Mitingin yalnızca bir köyün değil, doğrudan yaşamın savunusu için gerçekleştirildiğini belirten Nakiboğlu, “Burada bir çağrının, bir kaygının, bir itirazın etrafında, Sekü köyünde yaşananlara ses olmak için toplandık. Biz bugün sadece bir köyü konuşmayacağız. Biz burada yaşamı konuşacağız. Toprağı, suyu, geçimimizi, geleceğimizi konuşacağız. Sekü bugün bu mücadelenin adı oldu. Alagöz makinelerini alıp gidene dek bu haklı mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
‘BU MESELE SİYASET DEĞİL YAŞAM MÜCADELESİ’
Mevcut mevzuata ve sahada yaşanan uygulamalara tepki gösteren Giresun Barosu Başkanı Avukat Soner Karademir, doğayı korumakla yükümlü kurumların verdiği kararların tartışmalı olduğuna işaret ederek şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizin, devletimizin; çevreyi, doğayı, tarımı, çiftçiyi, ormanları, bitki örtüsünü korumak için oluşturduğu kurumların verdiği ÇED raporları, ‘ÇED gereksizdir’ raporlarını da düşündüğümüzde; aslında görevi doğayı korumak olan, ormanları korumak olan, çiftçiyi korumak olan kurumlardan; ormanlarımızı korumak, kendimizi korumak, çiftçimizi korumak ve yaşam hakkımızı korumaya çalışıyoruz. Ülkemizde madencilik arama mevzuatı ne yazık ki dünyanın birçok ülkesine göre önleyici, sınırlandırıcı, koruyucu bir etkiye sahip değil. Bizde ne yazık ki maden arama faaliyetlerine ilişkin yasal mevzuatımız, daha ziyade şirketlerin işini kolaylaştırmaya yönelik unsurlar içeriyor. Elbette ki bununla ilgili bir mevzuat düzenlemesi yapılması lazım. Maden aranan yerde, ormanın tam ortasında, sondaj yapılmadan önce bütün ağaçlar kesilmiş, bir talan gördük orada” diye konuştu.
Bu mesele siyaset değil, yaşam meselesi, her siyasi görüşten yurttaşın katıldığını vurgulayan Karademir, “Bugün burada her siyasi görüşten, her ideolojiden, her dünya görüşünden insan var. Ama keşke Giresun’un seçilmişleri, Giresun’a atanmışlar, bizleri temsil eden herkes bugün burada bulunabilseydi” dedi.
‘RAPORLARA İMZA ATARKEN ELİ TİTREYECEK’
Avukat Sevda Karataş Şahin de konuşmasında, maden şirketi lehine alınan kararlarda imzası bulunan bürokratlara tepki gösterdi. Mücadeleyi kazandıkları davalarla sürdürdüklerini belirten Sevda Karataş Şahin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Murat Cavunt’a seslendi: “Biz bugün burada ÇED muaftır’dan bahsediyoruz, ÇED olumlu’dan bahsediyoruz ama biz şunu atlayalım istemiyoruz. Biz burada bir dava kazandık, haklıyız. Buna dair mücadelemiz devam edecek ama şunu atlamayalım: Murat Cavunt, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü; bizi iyi dinlesin! İzlediğini biliyoruz, bizi gün be gün takip ediyor. Gün be gün ne yaptığımıza bakıyor. O ÇED muaftır kararını veren de sensin. Giresun’daki maden faaliyetlerine dair ÇED olumlu kararını veren, son imzayı atan, bunlara izin veren; bizim yaşam alanlarımıza, su kaynaklarımıza, hayvancılığımıza, tarımımıza hiçbir özen göstermeden hazırlanan raporlara, bilimsel yeterliliği olmayan raporlara onay veren sensin Murat Cavunt. Biz bugün burada şunu sağlayacağız, birbirimize bunun sözünü vererek çıkacağız: Murat Cavunt bundan sonra o raporlara imza atarken eli titreyecek” ifadelerini kullandı.
‘BİR ARAYA GELMEK ZORUNDAYIZ’
TEMA’dan birlikte mücadele çağrısı TEMA Vakfı Çevre Politikaları Uzmanı Alaattin Yılmazer de konuşmasında, çevre mücadelesinin ortak gelecek meselesi olduğunu vurguladı. Yılmazer, “Bu vatan sahipsiz değil. Bu bir tercih ve biz bir araya gelmek zorundayız. Bizi ayırmaya çalışacaklar; ‘şucu, bucu’ diyecekler ama biz şunu bilmeliyiz: Biz burada doğduk, burada büyüdük, burada öleceğiz ve nesillerimiz burada yaşamına devam edecek. Politika yapıcılara şunu söylüyoruz: Biz bunun bir tercih olduğunu biliyoruz. Bize nasıl bir gelecek reva gördüğünüzü de görüyoruz ama itiraz ediyoruz” dedi.
‘BİZİM MUHTARIMIZ ALAGÖZ’ÜN MUHTARI OLDU’
Çatalağaç Köyü sakinlerinden Esma Aydın da konuşmasında Sekü köylülerine destek verdi. Esma Aydın şu şekilde konuştu: “Buradan Sekü köylülerinin tebrik ediyorum, helal olsun diyorum. Bunların yaptığı mücadeleyi biz yapamadık. Neden yapamadık? Bizim muhtarımız Alagöz’ün muhtarı oldu, bizim muhtarımız şirketin muhtarı oldu”.
“Giresun’un üstü, altından bin kat değerlidir” diyen CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş de konuşmasında mücadelenin yalnızca yerel değil, ülke ölçeğinde bir çevre ve yaşam hakkı meselesi olduğunu vurguladı. Meselenin toprak meselesi olduğunun altını çizen Elvan Işık Gezmiş “Bugün buradan yükselen ses, dünyanın en kaliteli toprağına, bu toprağına sahip çıkma; suyun azaldığı dünyada suya sahip çıkma; sadece Tirebolu’nun değil, sadece Giresun’un değil, sadece Karadeniz’in değil, Türkiye’nin akciğeri olan ormanlarımıza sahip çıkma meselesidir. Bugün burada yaptığımız mücadele bir siyasi mücadele değildir, olmamalıdır da. Bu mesele vatan meselesidir, bu mesele toprak meselesidir” diye konuştu.
MA


















