Riha’nın Sêwereg (Siverek) ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne yönelik silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Bu olayın yankıları kamuoyunda sürerken, Mereş’te başka bir okula yönelik gerçekleşen silahlı saldırıda 9 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıları gerçekleştirenlerin çocuk yaşta olması ise gözleri iktidarın çocuk politikası ve eğitim sistemine çevirdi.
Ülkedeki okullarda yaşanan şiddet olaylarına ilişkin düzenli ve merkezi bir veri sistemi bulunmazken, sadece 2017-2018 eğitim yılında 362 okulda şiddet ve güvenlik olayı medyaya yansıdı. Ancak bu sayı yalnızca basına yansıyan olayları içerirken, adli kayıtlara göre 2012-2022 yılları arasında en az 120 öğrenci okul içinde şiddet mağduru oldu. Bu veriler de sınırlı bölgeleri kapsadığı için ülke genelini yansıtmıyor. Uzmanlara göre, yaşanan tabloda toplumsal şiddet, ekonomik sorunlar, gençler arasındaki psikolojik sorunlar ve okullarda yeterli destek mekanizmalarının olmaması etkili.
‘GÜVEN DUYGUSU SARSILIYOR’
Adana Tabip Odası Başkanı Psikiyatri Uzmanı Özden Polatöz, okul gibi güvenli olması gereken alanlarda yaşanan saldırıların çocukların temel güvenlik algısını sarstığını belirtti. Polatöz, “Bu tür olaylar çocuklarda ‘hiçbir yer güvenli değil’ duygusunu kalıcı hale getirebilir” diye belirtti. Şiddete maruz kalan ya da tanık olan çocuklarda kaygı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, uyku sorunları, dikkat dağınıklığı ve okul başarısında düşüş gibi sorunların sık görüldüğünü dile getiren Polatöz, uzun süreli maruziyetin empati kaybı ve şiddeti normalleştirme riskini artırdığına dikkati çekti. Çocukların suça sürüklenmesinin çok boyutlu bir mesele olduğuna işaret eden Polatöz, bu çocukların önemli bir bölümünün okuldan koptuğunu ve büyük kısmının ev içi şiddete maruz kaldığını söyledi. Polatöz, yoksulluk, aile içi çatışma, akran baskısı ve sanal şiddet kültürünün ise belirleyici faktörler arasında olduğunu dile getirdi.
‘SİSTEM GÜVENLİKLE SORUNLU’
Polatöz, “Aileler elbette çocuklar için birincil koruma alanıdır ancak mevcut şiddet ortamında ailelerin tek başına yeterli olması beklenemez. Sorun, yalnızca ebeveyn denetimiyle çözülecek kadar dar değildir. Birçok aile çocukla açık iletişim kurma, dijital içerik denetimi, duygusal ihtiyaçları fark etme ve erken psikolojik destek alma konusunda eksik kalmaktadır. Aile temelli destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Okullarda yaşanan silahlı saldırılar çocuklar üzerinde yalnızca kısa süreli korku yaratmaz; uzun dönemde okul fobisi, sosyal geri çekilme, akademik gerileme, güven kaybı ve kronik travma belirtileri ortaya çıkarır. Çocuk için okulun güvenli liman niteliğini kaybetmesi, ruhsal gelişimde çok ciddi sonuçlar doğurur. Bu nedenle eğitim sistemi içinde yalnızca fiziki güvenlik değil, psikososyal güvenlik de sorunludur. Çocuk ruh sağlığı hizmetleri yaygınlaştırılmalı ve okul temelli destek mekanizmaları güçlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
‘SORUN POLİTİKALARLA BAĞLANTILI’
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Adana Şube Başkanı Cudi İmrek ise, okullardaki şiddetin sadece bireysel davranışlarla açıklanamayacağını belirtti. Yoksulluk, eşitsizlik ve toplumsal gerilimlerin yanı sıra eğitim politikalarının da bu tabloyu ağırlaştırdığını belirten İmrek, eğitim sisteminde yaşanan sürekli değişimlerin öğrenciler üzerinde baskı yarattığını söyledi. Mereş ve Sêwereg’teki silahlı saldırıların okulların güvenli alan olma özelliğini zedelediğini kaydeden İmrek, bu olayların artık münferit değil yaygınlaşan bir soruna işaret ettiğini dile getirdi. Okulların kriz yönetimi ve güvenlik açısından yeterince hazırlıklı olmadığının altını çizen İmrek, mevcut politikaların önleyici değil, daha çok olay sonrası müdahaleye dayandığını söyledi.
‘BÜTÜNCÜL ÇÖZÜM GEREKİYOR’
Rehberlik hizmetlerinin yetersiz olduğunu belirten İmrek, öğretmenlerin de gerekli destekten yoksun bırakıldığını kaydetti. Aile-okul iş birliğinin önemine değinen İmrek, ekonomik kriz ve sosyal sorunların bu ilişkiyi zayıflattığını belirtti. Eğitim sisteminin rekabetçi ve sınav odaklı yapısından çıkarılması gerektiğini vurgulayan İmrek, daha eşitlikçi, bilimsel ve demokratik bir eğitim anlayışına ihtiyaç olduğunu vurguladı.
MA / Hamdullah Yağızkesen
MA

















