Siyasal İslamcı gruplar içerisinde AKP-MHP iktidarına mesafeli olan bilinen gruplardan birisi olan Alparslan Kuytul liderliğindeki Furkan Vakfı taraftarları, sık sık iktidara yönelik eleştirileri ve karşılaştığı polis operasyonları ile gündeme geliyor. Grubun resmi kuruluşu olan Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı’na 2018 yılında kayyum atanmıştı. Furkan Vakfı taraftarlarının lideri olarak bilinen Alparslan Kuytul, son olarak “15 Temmuz darbe girişimini desteklemek” ile suçlanmış, 22 ay hapis yattıktan sonra tahliye edilmişti.
İktidarın hedefindeki Furkan Vakfı taraftarlarına ilişkin önemli bilgileri sizler için derledik.
ALPARSLAN KUYTUL KİMDİR?
Grubun lideri ve kurucularından Alparslan Kuytul, 1965’te Adana’da doğdu. Adana Erkek Lisesi’nde okuduğu yıllarda, bazı arkadaşlarını yanına katarak dini sohbetler düzenledi. Çukurova Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde öğrenci olduğu 1986 yılında Adana’daki ilk cemaat evini kurarak örgütlenme faaliyetine başladı. Kendisine hedef kitlesi olarak öğrencileri ve mahalle esnafını seçen Kuytul, 1988’de Kardeşler Kitabevi adında dinsel yayınlar satan bir kitabevi kurdu. Burada yıllarca tebliğ ve ders faaliyetleri gerçekleştirdi. 1990’da askerlik görevini tamamlayan Kuytul, 1992-1997 yılları arasında Mısır’ın başkenti Kahire’deki El Ezher Üniversitesi’nde öğrenim gördü. El Ezher’de öğrenci olduğu 1994 yılında Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı’nı kurarak başkanlığını üstlendi.
EL EZHER AYRINTISI
Alparslan Kuytul’un öğrenim gördüğü El Ezher Üniversitesi, İslam dünyasının en eski üniversitelerinden birisi. Şia öğretisinin yaygınlaşması amacıyla Fatımiler tarafından 10. yüzyılda kurulan üniversite, Eyyubi hükümdarı Selahaddin’in Mısır’ı ele geçirmesiyle birlikte Sünni öğretisinin yaygınlaştırıldığı bir kuruma dönüştürülmüştür. İçlerinde İslamcı yazar Mustafa İslamoğlu, AKP eski milletvekili Mustafa Eyiceoğlu, TRT eski yöneticisi Sefer Turan, eski Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi Genel Müdürü Hüsnü Özer gibi isimlerin de olduğu birçok kişi, El Ezher Üniversitesi’nde öğrenim gördü.
Türkiye’deki İslamcı entelijansiyanın önemli referanslarından birisi olan, mütareke döneminde İngiliz kuklası İstanbul hükümetinde şeyhülislamlık yapması ve içlerinde Mustafa Kemal’in de olduğu Kuvayi Milliye liderleri hakkında verdiği ölüm fetvaları nedeniyle, Kurtuluş Savaşı’nın zafere ulaşmasından sonra Türkiye’den kaçan, 1924’te 150’liklere dahil edilip oğlu İbrahim Sabri ile birlikte vatandaşlıktan çıkarılan Mustafa Sabri de El Ezher Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
El Ezher Üniversitesi, 2010 yılına kadar Türkiye’de akademik denkliğe sahip değildi. 6 Kasım 2010 tarihinde yapılan bir değişiklik ile El Ezher Üniversitesi’nin akademik denkliği, Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK) tarafından tanındı. O dönem YÖK’ün başında bulunan isim ise, günümüzde Gelecek Partisi Eğitim Politikaları Başkanı olarak görev yapan Yusuf Ziya Özcan.
28 ŞUBAT SÜRECİ
28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısından dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın 30 Haziran 1997’deki istifasına kadar olan dört aylık süreci kapsayan ve siyasi literatüre “Postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat Sürecinin başlangıcında Alparslan Kuytul Mısır’daydı. O dönem iktidarda olan Refah Partisi (RP) kapatılmış, bazı İslamcı dernekler faaliyetten men edilmişken Furkan Vakfı’nın faaliyetlerini sürdürebilmesi, siyasal İslamcı kesimde tartışma konusu oldu. Kuytul, bu konuya ilişkin vaazında “28 Şubat bir depremdi, çürük binaları yıktı. Peki, bize niye bir şey olmadı? Demek ki bizim binamız sağlammış. O dönemde önemli bir cemaatin liderlerinden birisiyle konuştuğumda, bana ‘Zaten bizim içimizde de bir sürü sorun vardı, onlar da (askerler kast ediliyor) bundan yararlandı’ dedi” diyerek, o süreçteki çoğu İslamcı ve muhafazakar yapının sorunlu oldukları için iyi bir sınav veremediğini, kendilerinin ise sorunsuz ve kusursuz oldukları için bu süreçten zarar görmeden çıktıklarını savundu.
28 Şubat Sürecinin etkilerinin devam ettiği 1999 yılında, dönemin Fazilet Partisi (FP) İstanbul Milletvekili Merve Kavakçı’nın, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit tarafından, başörtüsüyle Meclis’e geldiği için “Burası devlete meydan okuma yeri değildir” sözleriyle azarlanmasından sonra Kuytul, bir vaazında “Başbakan ‘burası devlete meydan okunacak yer değildir’ diyor. Burası devlete meydan okunacak yer değil de Allah’a, millete meydan okunacak yer mi peki? Yeryüzü Allah’ın olduğuna göre, bu Meclis de Allah’ın Meclis’i olduğuna göre, Allah’ın Meclis’i, Allah’a meydan okuma yeri midir” sözleriyle Ecevit’e tepki gösterdi.
FETHULLAH GÜLEN’E AĞIR SÖZLER
Alparslan Kuytul, AKP’nin 2013’e kadar fiili koalisyon ortağı olan, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra terör örgütü ilan edilerek tasfiyeye uğrayan Gülen Cemaati hakkında, 29 Mayıs 1998 tarihli vaazında oldukça ağır eleştiriler yöneltti. Kuytul, 28 Şubat Sürecinin etkisinin devam ettiği bir dönemde, kendi taraftarlarına başörtülerini açmaları ve okullara peruk takarak girmeleri gerektiğini söyleyen Fethullah Gülen’in tavrını “Bu bir Yahudi ahlakıdır. Kendi izzetini ve şerefini kaybetmenin, kendi gururunu ve davasını rezil etmenin yanında, Yahudi ahlakıyla ahlaklanmış olmaktadırlar” sözleriyle eleştirmişti.
Kuytul, AKP ile Cemaat arasındaki fiili koalisyonun sona erdiği 17-25 Aralık Sürecinde de Gülen’i ağır sözlerle eleştirdi. Fethullah Gülen’in hükümete yönelik beddualarını içeren konuşmasının yayınlanmasından sonra Kuytul, 27 Aralık 2013 tarihli vaazında “Beddua yerine tövbe edin. Bu dine yeterince zarar verdiniz. Haramı helal kıldınız. Artık yeter!” sözleriyle Fethullah Gülen’i hedef aldı.
Gülen Cemaati’nin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki unsurlarının giriştiği 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin gecesinde Kuytul, darbeye ilişkin yaptığı konuşmada “Belki yüzbinlerce insan içeri alınacak, belki biz de içeri alınacağız. Bundan sonrası karanlık. Bu darbenin İslami faaliyetlere zarar vermemesini Allah’tan dilerim. Bu hükümeti ne kadar tenkit ettiysek de darbeyle devrilmelerine sevinemeyiz” ifadelerini kullandı.
İçlerinde Gülen Cemaati’nin de olduğu Sünni İslamcı grupların Şia mezhebine yönelik takındığı düşmanlaştırıcı tavra ve nefret söylemlerine karşın Alparslan Kuytul, Şiaların da Müslüman olduğunu belirterek, Sünni-Şii çatışması yaratmaya çalışanların Amerikan ajanı olduklarını belirtti.
Kuytul, Gülen Cemaati hakkındaki görüş ve söylemlerine karşın, iktidara yakın çevrelerce Fethullahçı olmakla suçlanmış, darbeyi desteklediği şeklindeki suçlamalarla bir süre tutuklu kalmıştı.
HÜKÜMETE MESAFELİ TAVIR
Alparslan Kuytul’un liderliğindeki çevre, AKP hükümetine karşı en başından beri mesafeli bir tavır takındı. 2014 yılından itibaren ise, Furkan Vakfı ile hükümet arasındaki mesafe git gide açılarak bir çeşit savaş halini aldı. Kuytul, 14 Kasım 2014’te verdiği vaazında, AKP’nin Türkiye’deki cemaat örgütlenmelerine savaş açtığını söyleyerek, hükümete yönelik ağır sözler sarf etti. Konuşmasında kendilerine etkinlikleri için salon verilmediğinden yakınan Kuytul, “O salonlarda AK Parti, CHP, MHP, HDP kongrelerini toplarken bir şey yok, biz etkinlik yapınca mı sorun oluyor” dedi.
16 Nisan 2017’deki Anayasa değişikliği referandumunda hayır oyu için çağrı yapan grup, Türkiye’nin bu referandum ile Ortadoğu ülkelerine benzer bir diktatörlüğe götürülmek istendiğini ifade etti.
22 Nisan 2017’de, Furkan Vakfı’nın Adana’nın Seyhan ilçesindeki Atatürk Parkı’nda yapmak istediği Kutlu Doğum Haftası etkinliği, polisin TOMA ve biber gazlı saldırısı ile dağıtılmış, gözaltına alınanlar olmuştu.
Kuytul, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İslam dini güncellenmeli” sözüne “Allah’ın koyduğu kuralı değiştiremezsiniz. Yalnız, alimlerin koydukları bazı hükümler, o hükümlerin konduğu şartların değişimine bağlı olarak ve belli başlı şeyleri gözeterek değiştirilebilir” sözleriyle karşılık vermişti.
Kuytul, 2018 yılındaki bir konuşmasında “Ülkedeki zulüm düzeni almış başını gidiyor. AKP adını ZKP yapsın; Zulümle Kalkınma Partisi” ifadeleriyle hükümete yüklendi.
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün geçtiğimiz yıl sarf ettiği “Tutukluluk hali istisnadır, tutuksuz yargılama esastır” sözlerine cevaben Kuytul, “Sen bugüne kadar neredeydin? Neden beni 22 ay hapiste yatırdın” ifadelerini kullandı.
KÜRT MESELESİ
Alparslan Kuytul, Kürt meselesinde diğer İslamcı grupların çoğunluğundan farklı bir tutum takınıyor. O kadar ki, AKP’ye mesafeli yaklaşan Saadet Partisi gibi İslamcı grupların bile desteklediği, Kürtlerin özyönetim ilan ettiği Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik olarak gerçekleştirilen 2018’deki Afrin Harekatı’na karşı çıkan Kuytul, harekata ilişkin olarak “Belki de ABD, Türkiye’yi tuzağa çekiyor. Afrin’e girmesi kolay, ama çıkması zordur.” ifadelerini kullandı.
6-12 Ekim 2014’teki Kobane protestolarına ilişkin AKP-MHP iktidarının Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik başlattığı ve içlerinde yerine kayyum atanan Kars Belediyesi Eş Başkanı Ayhan Bilgen’in de olduğu HDP’lilerin tutuklandığı operasyonla ilgili olarak ise Kuytul, “HDP’li değilim, ama bunun adı zulümdür. ‘Dağdan inin, ovada siyaset yapın’ dediniz, gidip eline silah almamış insanları tutukladınız. Bunun neresinde vicdan var, adalet var” sözlerini kullandı. Kuytul, aynı açıklamasında HDP’li belediyelere yönelik kayyum atamalarına da tepki gösterdi.
Kuytul, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılmasına da “Ömer Bey her kesimden insana yapılan haksızlıkları dile getirmek suretiyle insani bir görev yapmaya çalışıyor. Sağ olsun bana yapılan haksızlıkları da dile getirmişti. Ömer Faruk Bey’e bu cezayı verenler, ‘Sen çok fazla insan hakları savunuculuğu yapmaya başladın, herkesi savunmak sana mı düştü? Herkesin iyisi sen misin? Otur oturduğun yerde!’ demek istiyorlar” sözleriyle karşı çıkmıştı.
PERİNÇEK’E ELEŞTİRİLER
Ergenekon Davası’nda altı yıl hapis yattıktan sonra AKP-Cemaat ittifakının bozulması ile tahliye edilen, tahliyesinden sonra hükümete eklemlenen Doğu Perinçek liderliğindeki Vatan Partisi de Kuytul’un eleştirilerinden nasibini aldı. Kuytul, tahliyesinden kısa bir süre sonra çıktığı bir yayında “Doğu Perinçek, ’14 yılından beri Türkiye’yi Tayyip Erdoğan yönetmiyor’ diyor. Gazeteci soruyor; ‘Kim yönetiyor?’ Doğu Perinçek, ‘Ordu, polis ve Vatan Partisi yönetiyor’ diyor. Bunu söylediği halde hakkında hiçbir işlem yapılamıyor, soruşturma açılamıyor. Perinçek, ‘Cumhurbaşkanı’nın yolsuzluğuna dair elimde 38 tane dosya var’ demişti. ‘Nasıl bunu söylersin? Cumhurbaşkanı’nın yolsuzlukları neymiş, dosyaları savcılara teslim et’ denilmiyor. Son aylarda farkındaysanız her gün televizyonlarda her lafı söylüyor. Neden ‘yargı altın çağını yaşıyor’ dediğini anlayabiliyoruz. Çünkü artık her istediklerini yaptırabiliyor. Kimler istediğini yaptırabiliyor ve kimler yargının konumundan memnunsa onlar yargıya hâkim olmuşlardır. Karşı mücadele verilmelidir. Yargının bağımsızlığı sağlanmalıdır. Hukuk devleti olamadı hiç olmazsa kanun devleti olsunlar. Allah’ın kanunlarını rafa kaldırdılar hiç olmazsa kendi kanunlarını adam gibi uygulasınlar” ifadelerini kullanarak Perinçek’i hedef aldı.
ANTİKOMÜNİST SÖYLEMLER
Diğer İslamcı gruplarda olduğu gibi Furkan Vakfı’nın terminolojisinde de antikomünist bir retorik önemli yer tutuyor. Geçtiğimiz yıl pandemi tedbirlerine rağmen Adana’daki camilerde teravih namazı kılmak isteyen Furkan Vakfı taraftarları, polis müdahalesiyle karşılaştıklarında “Adana’da komünist istemiyoruz” sloganı atarak, müdahaleden Çin Komünist Partisi’ni sorumlu tutmuşlardı.
2013 yılında yaptığı bir konuşmada ise Kuytul, İslamiyet ile sosyalizm arasında bir ilişki olduğu tezine kesin bir dille karşı çıktı. Alparslan Kuytul, “Özel mülkiyeti ve dini reddeden sosyalizm ile İslamiyetin ne ahlaki, ne de inançsal olarak hiçbir benzerliği yoktur. Böyle bir sosyalizmi biz de kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.
CİNSİYETÇİ VE HOMOFOBİK SÖYLEMLER
Alparslan Kuytul’un söylemlerinde kadınlara ve LGBT bireylere yönelik ifadeler de önemli bir yer tutuyor. Kadınların kapalı giyinmesi gerektiğini savunan Alparslan Kuytul, “Annen de olsa diz kapağının üstü tahrik eder” ifadelerini kullanmıştı. Kuytul, bu sözüne gelen eleştiriler üzerine “Bu benim değil, dinin görüşüdür” sözleriyle kendini savunmuştu.
Eşcinsellerle ilgili olarak söylemlerinde ise Kuytul, LGBT’nin sapkınlık olduğunu öne sürüyor. Kuytul, LGBT bireylere sapkınlık ithamında bulunan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a ise “Erbaş’ın söylediğinde İslami açıdan hiçbir sakınca yok. Söylediği sözler kendi kişisel görüşü değil, dinin görüşüdür” sözleriyle destek verdi.
HABER MERKEZİ
















