Yeşil Artvin Derneği, Artvin’de yürütülen ve planlanan madencilik faaliyetlerine ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, son yıllarda verilen maden ruhsatları ve açılan ihalelerle kentin ve çevresinin “bütüncül bir maden sahasına dönüştürülmek istendiği” ileri sürülerek kamuoyuna mücadeleyi büyütme çağrısı yapıldı.
Dernek, Artvin’de madencilik tartışmalarının 1980’li yıllara dayandığını hatırlatarak, ilk sondaj çalışmalarında ekonomik rezerv bulunmadığı yönünde raporlar hazırlanmasına rağmen daha sonra yabancı şirketlerin bölgede faaliyet yürütmeye başladığını belirtti.
“Cerattepe mücadelesi halkın ortak direnişiydi”
Açıklamada, 1995 yılında Cerattepe’de başlatılan madencilik girişimlerine karşı Artvin halkının siyasi görüş ayrımı gözetmeden bir araya geldiği ifade edilerek, Yeşil Artvin Derneği’nin bu süreçte kurulduğu vurgulandı. Dernek, yıllar süren hukuki ve toplumsal mücadelenin ardından bazı şirketlerin bölgeden çekilmek zorunda kaldığını savundu.
Ancak aynı sahaların ilerleyen yıllarda yeniden ihaleye açıldığı belirtilen açıklamada, Danıştay’ın geçmişte verdiği “Cerattepe’de madencilik yapılmamalı” kararına rağmen faaliyetlerin yeniden gündeme getirildiği öne sürüldü.
2016 Cerattepe olaylarına gönderme
Dernek, 2016 yılında Cerattepe’de yaşanan protestoları da hatırlatarak, madencilik karşıtı nöbet sırasında güvenlik güçlerinin müdahalesinin Artvin tarihinde önemli bir kırılma noktası olduğunu ifade etti. Açıklamada, müdahalelerin çevre mücadelesi veren yurttaşlara karşı gerçekleştirildiği iddia edildi.
“Yeni ihalelerle madencilik alanı genişliyor”
Basın açıklamasında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG) 7 Şubat’ta 485 maden sahası için ihale kararı aldığı hatırlatıldı. Son yıllarda verilen ruhsatların haritalandırıldığında Murgul–Cerattepe–HOD–Ortaköy ve Salınbaş çevresinde madencilik faaliyetlerinin birbirine bağlanmaya çalışıldığı öne sürüldü.
Dernek, bu durumun Artvin ve çevresinin tamamen bir maden bölgesine dönüştürülmesi anlamına geldiğini savundu.
Çevresel riskler ve İliç örneği
Açıklamada madenciliğin yaratabileceği çevresel risklere dikkat çekilerek özellikle atık barajları, su kaynaklarının kirlenmesi ve tarım alanlarının zarar görmesi ihtimaline vurgu yapıldı. Dernek, iki yıl önce Erzincan’ın İliç ilçesinde yaşanan maden kazasını hatırlatarak benzer risklerin Artvin için de geçerli olduğunu dile getirdi.
“Yeni düzenlemeler doğayı korumayı zorlaştırıyor”
Yeşil Artvin Derneği, son dönemde yapılan yasal düzenlemelerin çevre koruma süreçlerini zayıflattığını savunarak ÇED süreçlerinin etkisizleştiğini ve acele kamulaştırma uygulamalarının arttığını ileri sürdü. Cerattepe’de açık işletme altın madenciliği için yeni süreçlerin gündeme gelebileceği iddiasına da yer verilen açıklamada, yaklaşık 24 bin hektarlık yeni maden ihalesinin gerçekleştirildiği belirtildi.
Mücadele çağrısı
Dernek açıklamasını, hukuki ve toplumsal mücadelenin sürdürüleceği mesajıyla tamamladı. Açıklamada, madenciliğin kalkınma modeli olmadığı savunularak Artvin’de doğa ve yaşam alanlarını korumak için birlik çağrısı yapıldı.
Yeşil Artvin Derneği, “Artvin halkının madencilik faaliyetlerine hiçbir koşulda izin vermeyeceğini” belirterek mücadeleyi büyütme kararlılığını kamuoyuyla paylaştı.
Haber Merkezi















