Heyet Tahrir Şam’a (HTŞ), DAİŞ ve Türkiye’nin desteklediği paramiliter grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları devam ediyor. QSD, Kuzey ve Doğu Suriye için seferberlik ilan etti. Başta Kürdistan olmak üzere birçok yerde halk alanlara çıkarak saldırılara tepki gösteriyor. Yazar Ümit Aktaş, konuya dair değerlendirmelerde bulundu.
‘TEKÇİ ANLAYIŞ SURİYE’YE DAYATILIYOR’
Suriye’de 6 Ocak’tan bu yana devam eden saldırıların ulus devlet projesinin bir sonucu olduğunu belirten Aktaş, son bir yıl içerisinde Esad rejiminin yerine Şara liderliğindeki bir yapının getirilmeye çalışıldığını ifade etti. Bu sürecin arka planında ABD, İsrail ve Türkiye gibi güçlerin olduğunu kaydeden Aktaş, Türkiye’nin kendi içindeki “tekçi” ulus devlet modelini komşu ülkeye ihraç etmeye çalıştığını söyledi. Aktaş, “Türkiye’de Kemalist ideolojinin arzuladığı homojenlik ve itaatkârlık; Kürtler başta olmak üzere farklı toplulukların inanç ve dillerinden vazgeçmemesi nedeniyle sağlanamadı. Şimdi bu anlayış Suriye’ye dayatılıyor. Suriye Cumhuriyeti bile ‘Suriye Arap Cumhuriyeti’ne dönüştü. Bu, oldukça dayatmacı ve şartlanmış bir zihniyettir” şeklinde konuştu.
‘ORTADOĞU’NUN ÇÖZÜMÜ BİRLİKTE YAŞAMDADIR’
Ulus devlet modelinin Fransız Devrimi sonrası ortaya çıktığını ancak günümüzde cazibesini yitirdiğini vurgulayan Aktaş, Avrupa’nın kendi içinde farklılıkları gözeten bir birlik kurarken Ortadoğu’ya ulus devleti dayatmasının bir kriz kaynağı olduğunu belirtti. Ortadoğu’nun yüzyıllardır çok dilli ve çok inançlı bir coğrafya olduğunu hatırlatan Aktaş, yapay sınırların aşılması gerektiğini ifade etti. Aktaş, “Türkiye’deki iktidar, Suriye’de Kürtlere Türkiye deki gibi ulus devleti dayatıyor. Hâlbuki Suriye öteden beri çok dilli, çok dinli içerisinde işte farklı toplulukların olduğu bir ülke. Suriye’de burada aynı homojen ulus devlet siyasetini dayatmak çok zor bir şey. Kaldı ki Şara hükümeti bile henüz istikrara kavuşmuş değil. Hal böyleyken bir ülke veya devlete oldukça abes bir yönetim biçiminin dayatılmaya çalışılması bütün taşları yerinden oynatıyor” diye konuştu.
Aktaş, Sykes-Picot anlaşması ile çizilen sınırların toplumsal gerçeklikle uyuşmadığını belirterek, “Kürtler dört parçaya bölünmüş durumda, Filistin halkı ise yüzyıldır huzura kavuşamadı. Bölgedeki Arap ülkeleri de yapay beyliklerden ibaret. Huzur, ancak birlikte yaşamın esas alındığı bir modelle mümkündür” dedi.
‘DEMOKRATİK KONFEDERALİZM BİR İHTİYAÇTIR’
Abdullah Öcalan’ın ulus devlet yerine sunduğu esnek ve çoğulcu toplumsal birliktelik önerisinin bir ihtiyaç olduğunu söyleyen Aktaş, bu konuda geçenlerde gerçekleştirilen doğu konferansına atıfta bulundu. Aktaş, kimseyi dışlamayan, her topluluğun kendi özgünlüğüyle var olduğu demokratik ve konfederal bir coğrafya arzu ettiklerini belirtti.
Kürtlerin bu saldırılar karşısında birlikte hareket etmesinin önemine değinen Aktaş, sözlerini şöyle tamamladı: “Kürtler, yaşadıkları coğrafyada Araplar, İranlılar ve Türkler ile birliktedir. Eğer ortaya konulan herhangi bir siyasal çözüm yolu Kürtleri ikna etmiyorsa, o yol diğer halklar için de gerçek bir kurtuluş getirmez.”
MA / Helin Özgün












