Rosa Kadın Derneği Başkanı Zeynep Sipçik, Rojava ile dayanışma çağrısında bulunarak, “Dünyadaki tüm kadınlar Rojava’nın duruşuna, direnişine ve kadınlarına sahip çıkmalıdır” dedi.
Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ve Türkiye destekli paramiliter grupların Halep’in Kürt mahallelerine yönelik başlattığı saldırılar, varılan ateşkes kararına rağmen Kuzey ve Doğu Suriye genelinde devam ediyor. 6 Ocak’tan bu yana tırmanan bu saldırılarda, her savaş döneminde olduğu gibi yine ilk olarak kadınlar hedef alınıyor. Süreç içerisinde yaşamını yitiren bir kadın savaşçının cenazesinin yüksek bir binadan atılması ve YPJ’li iki kadının kaçırılması gibi olaylar, bölgede işlenen “savaş suçlarını” bir kez daha gündeme getirdi. Bu saldırılar, başta kadın örgütleri olmak üzere uluslararası kamuoyunda büyük tepki topladı. Rosa Kadın Derneği Başkanı Zeynep Sipçik, saldırılara dair değerlendirmelerde bulundu.
‘SAVAŞ ATAERKİL ZİHNİYETİN ÜRÜNÜDÜR’
Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılardan dolayı derin bir öfke duyduklarını ifade eden Zeynep Sipçik, günlerdir bu şiddete karşı sokaklarda seslerini yükselttiklerini belirtti. Savaşın kadın doğasına aykırı olduğunu, tamamen ataerkil bir zihniyetin ürünü olduğunu vurgulayan Sipçik, çatışmaların halklar arasında değil, ataerkil zihniyet ile komün yaşam idealini savunan halklar arasında yaşandığına dikkat çekti.
‘DAİŞ ZİHNİYETİNE KARŞI BÜYÜK BEDELLER ÖDENDİ’
Rojava’da kadınların “yüzyılın devrimini” gerçekleştirdiğini söyleyen Sipçik, şu değerlendirmelerde bulundu: “DAİŞ zihniyeti, vahşi saldırılarıyla tüm dünyaya korku salmıştı. O dönemde Rojava’daki kadınlar, en ön cephede büyük bir direniş ve fedakarlık sergiledi. Kapitalist modernite, DAİŞ üzerinden dünyaya bir korku imparatorluğu dayatmak istedi. Ancak Kürt halkı ve kadınları, büyük bir cesaretle bu karanlığa karşı durdu. Ödenen ağır bedeller, sadece Kürt kadınları için değil; Ortadoğu ve dünyadaki tüm özgürlük savunucuları için birer umut ışığı oldu.”
‘KİRLİ BİR PROJE’
Sipçik, DAİŞ’i kapitalist modernitenin “kirli bir projesi” olarak tanımlayarak, bu projenin 11 yıl önce Kürt kadınlarının tarihi direnişiyle boşa çıkarıldığını hatırlattı. Bugün Halep’in Eşrefiyê ve Şêxmaqsûd mahallelerinde yaşananların, o dönemin bir intikamı olduğunu belirten Sipçik, “Kadın cenazelerine yapılan saygısızlıklar, kadınlardan intikam alma arzusunun bir göstergesidir. Yine kadın bedeni üzerinden topluma korku salınmaya çalışılıyor” dedi.
‘ROJAVA’YA SAHİP ÇIKMAK UMUDA SAHİP ÇIKMAKTIR’
Saldırıların sadece Halep ile sınırlı kalmadığını, çocukların ve sivillerin de hedef alındığını belirten Sipçik, dünyanın bu duruma sessiz kalmaması gerektiğini ifade etti. Rojava’daki kadınların duruşuna dikkat çeken Sipçik, “Rojava’daki kadınlar 11 yıl önce kendilerini tüm dünya kadınları için feda ettiler. Bu nedenle özgürlük isteyen her birey Rojava’ya borçludur” diye konuştu.
Dernek olarak bu süreci yakından takip ettiklerini ve Rojava’daki kadınların başarısı için ellerinden ne gelirse yapacaklarını sözlerine ekleyen Zeynep Sipçik, “Bütün dünya kadınları, kadınlar öncülüğünde büyük bedellerle inşa edilen ve dünyaya umut olan Rojava Devrimi’ne sahip çıkmalıdır. Rojava’daki halkı yalnız bırakmamamız gerekiyor. Rojava halkının tek kalması demek, kadın özgürlüğünün düşüşü anlamına gelir. O esas üzerinde Rojava’ya sahip çıkmak, umuda sahip çıkmaktır. Umudumuza sahip çıkacağız. Tüm dünya kadınları Rojava’nın duruşuna, direnişine, kadınlarına sahip çıkmalı” çağrısında bulundu.
MA / Rukiye Payiz Adıgüzel












