Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli ve beraberindeki heyet, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” dolasıyla Meclis’te Parlamento Muhabirleri Derneği’ni (PMD) ziyaret etti. Temelli burada gazetecilerin sorularını yanıtladı.
“Suriye’de başlayan çatışmaların Kürt meselesinin çözümüne dair süren süreci etkileyip etkilemeyeceğine dair soruya yanıt veren Temelli, “Suriye’de çatışmalar demek aslında doğru olmaz. Suriye’de yine IŞİD zihniyetiyle bir saldırı var. İki mahalleye, hatta üç mahalleye yönelik bir saldırı var. Orada sivil halka yönelik bir saldırı var. Ve bu Türkiye’de öyle bir anlatılıyor ki sanki orada bir çatışma var, SDG ile Şam hükümeti arasında bir çatışma yaşanıyor şeklinde. Fakat orada SDG yok. Dolayısıyla sivil halk ciddi bir tehdit altında. Çok sayıda yaralı var. Son rakam 9’du ama 10 kişi ya da üzerinde ölüm bildirildi. Yaşamını yitirmiş insanlar var. Bir an önce bu saldırıların durdurulması gerekiyor” dedi.
‘BİR AN ÖNCE SALDIRILAR DURMALI’
Mahallelerin asayişinin orada yaşayan halk tarafından sağlanması gerektiğini belirten Temelli, ”Herkes gördü, izledi. IŞİD armalarıyla dolaşanlar var. İnsanlar güvenliğini kime teslim edecek? Orada yaşanmış katliamlar hafızalarda. Daha 10 gün olmadı; Yalova’da üç polis yaşamını yitirdi, sekiz polis yaralandı, bir cephanelik havaya uçtu. Her an her yer Yalova gibi bir vakayla karşılaşabilir. Orada yaşayan insanlar bunlarla beraber yaşıyor. Bu iki-üç mahallede bir an önce saldırılar durmalı. Bu konuda Türkiye inisiyatif almalı” diye belirtti.
‘İSARİL İLE KİMİN ANLAŞMA YAPTIĞINI HERKES BİLİYOR’
QSD’nin İsrail ile ilişkileri olduğu yönündeki iddialara da tepki gösteren Temelli, “SDG, Kuzey Doğu Suriye’de bir meclis hukuku esasında oradaki halkların oluşturduğu bir yapı. Suriye’deki savaş boyunca belki de en huzurlu bölge olageldi. Bir sürü diplomasiyi de bir arada yürüttü. Bu itham kabul edilebilecek bir itham değildir. Kabul edilebilecek bir yanı yoktur. İsrail’le kimin anlaşma yaptığını herkes biliyor. Şam hükümeti İsrail’le anlaşma yapıyor, sonra SDG’ye saldırı oluyor. Burada ‘SDG ile israil anlaşıyor’ deniyor. Bu aklımızla alay etmektir. Algı yönetmeye yönelik bir açıklama olsa gerek” diye konuştu.
TEHDİT DİLİNİ KABUL ETMİYORUZ
Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“SDG’ye yönelik tehdit dilini kabul etmiyoruz. Hem Türkiye’de hem Suriye’de müzakere zeminleri korunmalı ve devam etmeli. Suriye’de 10 Mart’ta başladı, Türkiye’de 1 Ekim’de başladı ve 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın deklarasyonuyla yol aldı. Her iki mecrada da müzakereler devam etmelidir. Bu konuda ısrarcı olacağız. Mücadeleye devam edeceğiz. Tıkanması ya da engellenmesine karşı ne olursa olsun karşısında olacağız. Bir an önce Suriye’de 10 Mart Mutabakatı esasında görüşmelere dönülmeli. Burada da süreç devam ediyor. Önümüzdeki salı günü komisyon toplanacak, rapora nihai hâlini vermek için çalışacağız.
MUHATAP KABUL ETMELİ
Türkiye, gerçekten Suriye’nin meselelerini çözecek ve Suriye’nin, huzur içinde yaşamasını isteyecek bir pozisyon alacaksa mutlaka o arabuluculuğu yapmalı ve artık zaten 10 Mart Mutabakatı’nın bir tarafı olmuş SDG’yi muhatap kabul edip görüşmelere bir an önce başlamalıdır. Müzakereler böyle ilerler. Müzakerenin ilerlemesine katkı sağlayabilmek adına, muhakkak, bu görüşmelere, görüşmeleri ortadan kaldıracak bir pozisyon değil, görüşmeleri sağlayacak bir pozisyonda müdahil olmalıdır.”
Temelli, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile Mazlum Ebdî’nin görüşmesine dair bir başvuru olup olmadığı, görüşmenin olması halinde etkisine dair soruyu ise şu cevabı verdi: “Biz her alanda diyalogların önünün açılmasını isteriz. Neden olmasın? Bir an önce olmasında yarar var. Ama dediğim gibi bunun muhatapları bu konuda bir görüşme sağlarsa bu yol da açılabilir.”
MA
















