Cezaevlerinde tutsaklara dönük baskı ve hak ihlalleri devam ederken, en temel insani haklardan dahi yararlanılamıyor. Wan Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) Yöneticisi Hakan Bilecik, siyasi tutsaklara dönük baskıların aralıksız devam ettiğini belirterek, cezaevi idarelerinin sürecin ruhuna göre hareket etmediğini söyledi.
Özellikle psikolojik baskının had safhada olduğunun altını çizen Bilecik, “Cezaevlerinde siyasi tutsaklar için oluşturulmuş bir rejim söz konusu. Eski dönemlere bakıldığında cezaevlerinde direk vücuda temas eden bir şiddet söz konusuydu. Şuan ise cezaevlerinde fiziki şiddet bir yana artık kişi psikolojik anlamda hedef alınarak düşürülmeye çalışılıyor. Her tutuklunun umut hakkı vardır ve bu haklarından faydalanması gerekiyor ancak bakıldığı zaman her gün neredeyse hak ihlaline maruz kalmış tutsaklardan mektuplar çağrılar alıyoruz. Bu hak ihlallerine en çok da maruz bırakılanlar siyasi tutsaklardır. Eğer ki kendilerini hukuk devleti olarak tanımlıyorlarsa o zaman ona göre davranmalılar” ifadelerini kullandı.
‘YARGI PAKETLERİ SİYASİLERİ KAPSAMIYOR’
Siyasi tutsaklara dönük ceza içerisinde cezanın söz konusu olduğuna dikkati çeken Bilekçi, “Sürekli yasa paketleri çıkartılıyor. Şuan ise 12’nci Yargı Paketi konuşuluyor. Her yasa paketi cezaevlerinde kalan her birey için bir umut taşıyordur. Ama maalesef ki bu çıkan yargı paketi tüm herkesi kapsıyorken bir tek siyasi tutsakları kapsamıyor. Uyuşturucudan tutalım DAİŞ’e kadar bu yargı paketinden faydalanıyor ama Kürt bir siyasi tutsak bu paketten faydalanamıyor. Ceza içerisinde ceza veriliyor ve psikolojik bir baskı yaratılıyor. Cezaevlerinde dahi verilen cezada bir eşitlik yok. Fikir, düşünce ayırmaksızın tutumlar ve cezalar adilce olmalıdır. Hastane kontrollerine götürülürken bile tutsaklara taraflı mı tarafsız mı diye soruluyor. Siyasi tutsakların ayakkabısından tutalım ağız içine kadar arama yapılıyor. Özellikle cezaevi yönetimi ve gardiyanlar tarafından tutsaklara dönük sistematik bir saldırı söz konusudur” dedi.
AHLAT CEZAEVİ
Tutsakların ölümle tehdit edildiğini söyleyen Bilekçi, “En son gelen raporlarda Ahlat cezaevinde tutsaklara dönük sistematik bir saldırın olduğu yer alıyor. Tutsaklara zorla ayakta sayım dayatılıyor ve birçok haklarından mahrum bırakılıp disiplin cezaları veriliyor. Bu tutuma dönük tutsaklar açlık grevine girdiklerini belirtiler. Bu davranışlardan vazgeçilmeyene kadar da greve devam edeceklerini söylüyorlar. Yaşanan bu hak ihlallerini aktardıklarında da tutsaklara dönük baskıları daha bir üst safhaya taşınıyor. Burada olan biteni dışarıya gazetelere ve televizyonlara nasıl ulaştırıyorsunuz gibi baskılar da söz konusu. Bizlerin isteği bir an önce cezaevlerinde bu baskıların sona ermesi hukuka göre hareket edilmesidir” diye belirtti.
‘SÜREÇTE SAMİMİLERSE BASKILARA SON VERİLMELİDİR’
Cezaevlerinin sürecin ruhuna göre hareket etmediğini ifade eden Bilekçi, şöyle devam etti: “Birçok hasta tutsak sağlık hizmetinden faydalanamıyor. Van F Tipi Cezaevi’nde kalan siyasi tutsaklardan Nejdet Koç dördüncü evre kanser hastası. Her gün hastanede tedavi edilmesi ve gözlem altında tutulması gerekiyor. Ama her defasında gittiğinde de kelepçeli muayene dayatılıyor. Hastalığından kaynaklı kişisel ihtiyaçlarını gideremediğini aktardı. Yine aynı şekilde Patnos cezaevinde bir siyasi tutsak kalp krizi geçiriyor günlerce gözetim altında kalması gereken, tekrar aynı gün içinde cezaevine geri getiriyorlar. Bir çözüm süreci içerisindeyiz. Kürt halkı ve siyaseti gereken adımları attı ama halen iktidar nezdinde somut bir adım atılmış değil. Cezaevlerindeki sorunlara bakıldığı zaman devletin bu konuda süreçte samimi olmadığı çok açıkça ortadadır. Eğer ki bu süreçte samimilerse baskılara son verilmelidir.”
Bilal Babat / MA












