BM’nin HTŞ’nin saldırılarına tepki göstererek, garantör rolünü oynaması gerektiğini belirten Sêrt Barosu Başkanı Muhammed Alptekin, “Hem Türkiye’de hem Suriye bölgesinde demokratik bir siyaset alanının, demokratik bir hukuk sisteminin oturtulması gerekiyor” dedi.
Heyet Tahir Şam (HTŞ) ve Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların 6 Ocak’ta Halep’in Şêxmaqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik başlattığı saldırılarda yüzlerce kişi katledildi, yaralandı ve göç ettirildi. Yine mahallelerle iletişim koparıldı. HTŞ’ye bağlı gruplar, Halep’in ardından Dêr Hafir ve Tişrin Barajı’nın yanı sıra birçok bölgeye saldırı başlattı. Saldırılara dünyanın ve Kürdistan’ın her yerinden tepkiler gelmeye devam ediyor.
Sêrt Barosu Başkanı Muhammed Alptekin, saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘FAİLLER CEZALANDIRILMALI’
Türkiye’de yaşanan sürecin Suriye’de yaşananlardan bağımsız olmadığını belirten Alptekin, Kuzey ve Doğu Suriye’deki her demokrasi adımı ve 10 Mart Mutabakatı’nın pratikleşmesinin Türkiye’de de barışı sağlayacağına dikkat çekti. Alptekin, “Çünkü Kürtlere, Durzîlere, Alevilere, özellikle bir kökeni yok etmeye yönelik saldırıların hepsi ne yazık ki Türkiye’de barış sürecinin umudunu zedeleyen noktada” diyerek, Türkiye’nin burada taraf değil, arabulucu pozisyonda olması gerektiğini söyledi.
Suriye’de “soykırıma” yönelik bir hareketin söz konusu olduğuna dikkat çeken Alptekin, Birleşmiş Milletler(BM), uluslararası devletlerin bu duruma ses çıkarması ve tepki göstermesi gerektiğini belirtti. BM ve devletlerin garantör rolünü oynaması gerektiğini dile getiren Alptekin, “Dünyanın neresinde soykırıma varan, bir etnik kökeni bitirmeye yönelik bir hak ihlali varsa -bu çocuğa, kadına, oradaki sivil halka ilişkin olsun- burada uluslararası ceza mahkemelerinin, BM’nin de sorumluluk alıp, temsilciler, garantörler yollayıp hak ihlallerini tespit etmelidir. Faillerin bir an önce açığa çıkartılıp cezalandırılması gerekiyor” diye belirtti. Bu sürecin her şekilde garantörünün olması gerektiğini dile getirdiklerini söyleyen Alptekin, “Buna ne kadar ihtiyaç olduğu da aslında kamuoyunun gündemine düştü. Bu nedenle burada nihayete erdirilecek bir barış sürecinin; Rojava’dan, Suriye’den çok bağımsız olduğu düşünülmemeli. Herkes hem dil hem üslup hem de eylem noktasında bu sorumluluğu almalı ve bundan kaçınmamalı” ifadelerini kullandı.
‘DEMOKRATİK HUKUK SİSTEMİ OLUŞTURULMALI’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne nasıl bir katkı sunabilecekleri noktasında hazırlık içinde olduklarını belirten Alptekin, “Bu sürece ilişkin yapılacak en ılımlı ve olumlu adımlar şudur: Verilen ve alınan şeylerin lütuf şeklinde değil tamamen anayasal çerçevede, hukuk çerçevesinde kaleme alınması ve güvenceye alınması gerekiyor. Yasal adımların atılmaması yarın öbür gün şahıslar gider ama süreç bozulur gibi bir endişe yaratır. O yüzden hem Türkiye’de hem Suriye bölgesinde demokratik bir siyaset alanının, demokratik bir hukuk sisteminin oturtulması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
MA / Rukiye Payiz Adıgüzel














