Roman yurttaşlar, toplumda yaşadıkları ötekileştirmenin yanı sıra cezaevlerinde karşılaştıkları sorunlara dikkat çekerek, ayrımcılığa uğramadan insanca yaşamak istediklerini belirtti.
Türkiye’de yaşayan Romanlar, barınmadan eğitime, istihdamdan sağlık hizmetlerine kadar birçok alanda sistematik ayrımcılığa maruz kalıyor. Yüzyıllardır bu topraklarda yaşamalarına rağmen “gerici” ve “marjinal” olarak görülmekten kurtulamayan Romanlar, özellikle kentsel dönüşüm projeleri, mahalle baskısı ve nefret söylemi nedeniyle sosyal ve ekonomik dışlanmayla karşı karşıya kalıyor. Bunların yanı sıra cezaevlerindeki Roman tutukluların yaşadığı hak ihlalleri ve ayrımcı uygulamalar, insan hakları savunucularının raporlarına da yansıdı. Tutukluların barınma, sağlık ve sosyal haklara erişimde ciddi sorunlar yaşadığı belirtilirken, yetkililere eşitlik ilkesine uygun düzenleme çağrısı yapıldı.
Roman yurttaşlar, yaşadıkları ötekileştirmenin yanı sıra cezaevlerinde yaşanan sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘PAZARDA KALAN SEBZELERİ TOPLUYORUM’
İstanbul’un Pendik ilçesi Kaynarca Mahallesi’nde yaşayan Çilem Bayır (37), beş çocuğu olduğunu ve Roman kimliğinden dolayı iş bulamadığını söyledi. Eşinin adli suçlardan dolayı üç yıldır tutuklu olduğunu belirten Çilem Bayır, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Eşim hapse girdikten sonra hayat daha çok zorlaştı. Eşim Bilecik’te tutuklu olduğu için maddi imkansızlıklardan dolayı görüş günlerine gidemiyorum. Belediyeden destek istedim ama tek seferlik, yetersiz yardımlar oldu. Pendik Belediyesi ‘çalışabilir durumdasın’ diyerek talebimi reddetti. Pazar kapanınca kalan sebzeleri topluyorum, bazen fırınlar ekmek veriyor. Sorunlarımız sadece maddi değil; iş başvurularında dışlanıyoruz, farklı gözle bakılıyor. Bu yüzden sokakta mendil satarak geçiniyorum ve birçok tehlikeyle karşılaşıyorum.”
Eşi Erhan Bayır’ın cezaevinde yaşadığı zorbalıklara da değinen Bayır, “Eşim Bandırma Cezaevi’nde diğer mahkûmlar tarafından işkenceye maruz kaldı, bıçaklandı. Epilepsi hastası olduğu halde ilaçlarını düzenli alamıyor” dedi.
‘SAĞLIK DURUMUNDAN BİLE HABER ALAMIYORUZ’
30 yıl önce Adana’dan İstanbul’a göç eden Döndü Bayır (70), en büyük ötekileştirmeyi oğlu cezaevine girdikten sonra yaşadıklarını ifade etti. Oğlunun Bilecik Beypazarı Açık Cezaevi’nde olduğunu belirten Döndü Bayır, şunları söyledi: “Oğlum madde bağımlısıydı ve tedavi görüyordu. Tedavisi bitmeden tutuklandığı için sağlık sorunları arttı. Önce Maltepe Cezaevi’nden sürgün edildi. Karaciğerinde ve bağırsaklarında kitle olduğu söyleniyor ama hastaneye düzenli götürülmüyor. Bugün ameliyat için Balıkesir Bandırma’ya sevk edildiğini öğrendim. Refakatçi olabileceğimizi söylediler ama yol param yok, yaşlıyım. Eşim bir yıl önce vefat etti, bağlanan 5 bin TL maaşla küçük torunumun yanında kalıyorum.”
‘DÖRT AYDIR EŞİMİ GÖREMİYORUM’
Kartal ilçesi Soğanlık Mahallesi’nde yaşayan Esmeray Buz (35) ise dokuz çocuğu olduğunu ve eşinin iki yıldır tutsak bulunduğunu belirtti. Dört aydır eşinden haber alamadığını söyleyen Esmeray Buz, “Eşim Hüseyin Bayır’ı görmek istiyorum ama ekonomik imkansızlıklardan gidemiyorum. Çocuklarım çok küçük, onlara bakamıyorum, iş yok. Eşimin cezaevindeki ihtiyaçlarını da karşılayamıyorum. Sağlık durumu çok kötü, tedavi hakkı engellendiği için hastalığı ilerledi. Maltepe Cezaevi’ndeyken korona virüsünü kaptı. Bir hafta önce aniden ameliyata alındığını söylediler ama net bilgi vermediler. Refakatçi çağırdılar ancak gidecek imkânım yok” dedi.
‘ROMAN TUTUKLULARA YÖNELİK HAK İHLALLERİ HAT SAFHADA’
Doğuş Partisi (DP) İstanbul İl Başkanı Resul Bayır, Roman ailelerle dayanışma içinde olduklarını belirtti. Romanların hayatın her alanında ayrımcılığa uğradığını vurgulayan Bayır, şu ifadeleri kullandı: “Özellikle cezaevlerinde büyük bir ayrımcılık söz konusu. Mahkûmlar yaşadıkları işkenceleri ailelerine anlatıyor, aileler ise hem gidemedikleri hem de bu haberleri aldıkları için büyük huzursuzluk yaşıyor. Bandırma T Tipi Cezaevi’ndeki Erhan Bayır’ın durumu buna örnektir. Epilepsi hastası olan bu arkadaşımız saldırıya uğradı, fotoğrafları elimizde mevcut. İlaçlarını içtikten sonra diğer mahkûmlar tarafından zorla kusturulduğu bilgisini aldık. Şikayetlerimize cezaevi yönetiminden olumlu bir cevap gelmedi ancak milletvekillerinin ve avukatların baskısıyla bir nebze müdahale edildi. Biz Romanlar olarak dışlanmak istemiyoruz. Hak ihlalleri son bulana kadar ailelerin yanında olacağız.”
MA

















