HTŞ’nin Rojava’ya yönelik saldırılarının özgürlüklere ve Kürt halkının statüsüne bir saldırı olduğunu belirten Demir Çelik ve Kadriye Doğan, herkesi seferberliğe cevap vermeye, direnişe destek olmaya çağırdı.
Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ve Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların Rojava’ya yönelik saldırıları devam ediyor. Suriye Demokratik Güçleri(QSD) ve HTŞ arasında 4 gün ateşkes ilan edildi. HTŞ gruplarının sürekli olarak ateşkesi ihlal etmesi sebebiyle çatışmalar yaşanıyor. QSD’nin seferberlik çağrısı Kürdistan, Türkiye ve Avrupa başta olmak üzere diasporada karşılık buldu.
Eşrefiyê ve Şêx Meqsûd saldırılarıyla başlayan ve Rojava’yı kuşatan saldırıları kınayarak sözlerine başlayan Kürt siyasetçi Demir Çelik, saldırılarda yaşamını yitirenleri andı. HTŞ’nin saldırılarının Türkiye ve Küresel emperyalist güçlerden bağımsız bir şekilde olmadığının altını çizen Çelik, “2025’in sonlarında Trump ve Şara görüşmeleriyle başlayan süreç bu saldırılarla ete kemiğe bürünmüştür. 4 Ocak mutabakatını engelleyen Türk devletiyle de bu süreç başlamıştır. Herkesin günahkar olduğu bu katliamda, Türk Devleti’nin HTŞ-SMO’ları organize ettiği, askeri olarak seferberlik alanı açarak teçhizat sağladığı açıktır. Biz Kürtler, Türk Devleti’nin varlığımızı tanımayı geçin tahammül bile edemediğini görmüş bulunduk. Trump’ın Kürtleri itibarsızlaştırarak para unsuru haline düşüren açıklamaları kabul edilemez. Biz inandığımız bir dava için vahşi çetelere, DAİŞ’e karşı bedeller ödeyerek Rojava’yı özgürleştirdik. Bunu petrole bağlamak ancak iktidar zihniyetli devlet sisteminin işidir. Kürtler kölece yaşamaktansa, insani onuru esas alan bir yaklaşım içerisinde direniş kararı almışlardır. Bu direnişi selamlıyorum” ifadelerini kullandı.
‘YİNE KAZANABİLİRİZ’
Kürtlerin Kobanê’de düşünce ve inanç fark etmeksizin birlik olduğunu hatırlatan Çelik, düşmanların bu kötü niyetli çıkarları doğrultusunda, Kürtlerin birliğinin sağlandığına işaret etti. Başur’da binlerin harekete geçmesi ve Federe Kürdistan Yönetimi’nin dayanışma adımlarına değinen Çelik, “Yine Bakur’da Nusaybin’de başlayıp Suruç’ta devam eden halkın sınırları kaldırıp Rojava halkına destek olması takdire şayan. Biz sessiz kalırsak kalbimiz olan Rojava’yı tasfiye edecekler. Kürtlerin ‘Bijî Berxwedana Rojava’ sloganıyla birlik olması umutvaridir. Bu şekilde devam edersek küresel ve bölgesel güçlerin kararını değiştirebilir ve kuşatmayı kırabiliriz. Seferberliğin ilan edildiği bu günlerde her bireyin yapması gerekenler var. Sadece Rojava’da direnlerin bu saldırılara karşı direnişi yetmez. Bizler onlara moral vermeliyiz. Yaşam sadece askeri değildir. Aynı zamanda siyasidir ve sosyaldir. Bütün bu alanları amacına uygun olarak örgütlemek ve Kürt statüsünü gerçekleştirebilmek adına her birimizin yapabileceği şeyler var. Birimiz şiir yazıp, roman okuyacak, birimiz ekmek pişirecek, birimiz su taşıyacak. Bu dayanışma ile Kobanê’de direnip, kazandık. Yine kazanabiliriz” diye konuştu.
‘KADIN DEVRİMİ BOĞDURULMAK İSTENİYOR’
Alevi Aktivist Kadriye Doğan ise Rojava’da gerçekleşen kadın devriminin dünyaya umut olan bir devrim olduğunu ve kapitalist modernitenin kadınların özgürleştiği takdirde toplumun özgürleşeceğini bildiğini belirtti. Egemen güçlerin zengin toprakları sömürebilmesi için Rojava devrimini hedef aldığını kaydeden Kadriye Doğan, “Kadın devrimi, Ortadoğu’da halkların sırtına vurulmuş hançerin çıkarılması ve sonrasında da özgürleşmenin, insanca yaşamanın anahtarıdır. Kadınlar kendi yaşamına sahip çıkarken, toplumları özgürleştireceği bilinciyle hareket ediyorlar. Bu bilinçle de devrimi koruma istiyorlar. Karşı taraf da aynı bilinçle kadın devrimini boğmak istiyor. Kadın bedeninin savaş alanına çevrilmesi bunun işaretidir. Başka türlü düşünmek mümkün değildir. Ölmüş olmaları bile onları rahatlatmıyor” dedi.
ALEVİLERE SEFERBERLİK ÇAĞRISI
HTŞ ve DAİŞ’in önce Alevileri hedef aldığını ve 50 binin üzerinde katliamdan bahseden Kadriye Doğan, son olarak Rojava’daki direnişe ve seferberlik çağrısına dikkat çekti. Kadriye Doğan, “Kadın devriminin, Rojava’nın korunması hem Aleviler için hem Dürziler için hem de insanlığın özgürce varolması için Rojava’daki kadın devriminin korunması çok önemlidir. Özellikle Alevilere seslenmek isterim. Şunu bilsinlerki; selefi bir yapıyla komşu olmak Aleviler için mümkün değildir. Bugün ‘Kürtlerin katli vacipdir’ diyebilecek kadar ileriye gidenler zaten Alevileri katlediyordu. Yarın Alevileri katletmeleri işten bile değildir. Bu yüzden hem Suriye’de hem Türkiye’de tüm mazlum halkların, insanca, özgür yaşam talebi olan herkesin buradaki seferberlik çağrısına ortak olması gerekir. Başta Aleviler olmak üzere tüm halkları direnişe, seferberlik çağrısına ortak olmaya çağırıyorum” diye konuştu.
MA












