Riha’da Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde, “Kendimizi ve kentimizi yönetmek: Kentte demokrasi ve toplumsal barış” şiarıyla gerçekleştirilen çalıştay, 3’üncü oturumla devam ediyor. Çalıştayın son oturumu olan 3’üncü oturumda, “Doğadan topluma: Adalet ve Barış” konusu işlendi. Riha Tabip Odası Yönetici Reşat Doğan’nın moderatörlüğünde başlayan oturuma, TTB Merkez Konseyi 2.Başkanı Dr. Pınar Saip, İnsan Hakları Derneği (İHD) Riha Şube yöneticisi Avukat Serdil İzol ve Mêrdîn Ekoloji Derneği yöneticisi Agit Özdemir panelist olarak katıldı.
Çalıştayın son oturumunda ilk olarak TTB 2’nci Başkanı Dr. Pınar Saip konuştu. Sağlığın barış ve demokrasi ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Pınar Saip, “O yüzden bizim için özellikle TTB’nin bütün geçmişi zaten barışa sahip çıkmakla başlar. Bütün dünyada ve ülkemizde olan savaş kışkırtıcılığında her zaman tavrımız barıştan yana olmuştur. Çünkü barış demek, sağlık demektir” dedi.
Bir insanın sağlıklı olabilmesi için sağlıklı beslenmesi gerektiğini vurgulayan Pınar Saip, “Havamızın, toprağımızın, denizimizin, akarsuyumuzun, ormanımızın her şeyin temiz olması lazım. İyi bir eğitim almamız, insanca bir yaşam için yeterli bir gelirimizin olması lazım. Türkiye’de maalesef her gün 5 kişi iş cinayetleriyle kaybediyoruz. Ciddi bir rakam. Güvenli bir iş ortamına ihtiyacımız var. Güvenli ulaşım, tabii ki eşitlik, bütün bu olanaklara eşit ulaşım, sağlıklı altyapıya ihtiyaç var. Sosyal yaşam alanları gerekiyor. Ve bu sürece bizim demokratik bir katılımımızın olması lazım. Sağlıkta olabilmek için. Ve tabii barış ve özgürlük ortamı olmazsa olmaz” diye konuştu.
‘SU, SAVAŞ UNSURU OLARAK GÖRÜLÜYOR’
Ardından Mardin Ekoloji Derneği üyesi Agit Özdemir, “Kürdistan’daki su” konulu bir sunum yaptı. Su kaynakları üzerinde kurulan barajlara dikkat çeken Özdemir, “Su varlıkları üzerinde devasa mega barajların kurulması, devasa mega HES’lerin kurulması, endüstriyel tarımın dayatılması, savaşın yarattığı kirlilik, kentsel atıkların atılması, bu şekilde uzatabiliriz. Savaşın yine en büyük etkenlerden bir tanesi sudur. Çünkü su, savaşın bir unsuru olarak görülüyor ve burada savaş sürecinde doğrudan aslında her türlü müdahale edilebilecek bir olgu olarak değerlendiriliyor. Yani temel mesele iklim krizi demek büyük tabloyu görmemizi engelliyor” ifadelerini kullandı.
‘GAP, BÜTÜN KÜRDİSTANI OLUMSUZ ETKİLEDİ’
GAP projesine de değinen Özdemir, “Dünyada da baktığımız zaman merkezi idare tarafından suyun yönetilmesi meselesinin en çarpıcı örneği GAP olduğunu biliyoruz. Çünkü 22 büyük baraj, 19 büyük hidroelektrik santrali düşünülüyor ve buna bağlı olarak devasa bir alanın endüstriyel tarıma teslim edilmesi. Yani dünyada bir örnektir bu. GAP meselesiyle beraber bölgesel kalkınma sağlayacak dediler, enerji sağlayacak dediler, bütün tarım alanları sulanacak dediler. Ama bugün geldiğimiz noktada birçoğunun gerçekleşmediğini görüyoruz. Çünkü asıl amaçlanan bu değildi. GAP meselesi, devlet aklının Kürt sorununa Kürt meselesine dair bir önerisiydi. Neydi bu mesele? ‘Kürtlerin kimlik gibi bir sorunları yoktur ve bölge geri kalmıştır’ denildi. GAP’la beraber bu varlıkları sermaye birikimine sokarsak kalkındırmayı sağlayabilirsek Kürtlerin derdi kalmaz deniliyordu. Sadece Türkiye içinde ya da Kuzey Kürdistan’da etkileri olmadı. Güney Kürdistan ve Rojava’da olmak üzere de büyük etkileri oldu. Suriye’de Irak’ta da büyük dönüşümlere neden oldu” şeklinde konuştu.
‘URFA CEZASIZLIK POLİTİKASININ MERKEZİDİR’
Son olarak İHD Riha temsilcisi Serhat İzol, “hak ihlalleri ve cezasızlık” konusunda sunum yaptı. Kente yaşanan hak ihlallerine değinen İzol, en son bugün KAT-Der Eşbaşkanı Erhan Akyılmaz’ın ifade özgürlüğünü kullandığı için tutuklandığını söyledi. Riha’da hak ihlalleri ve cezasızlık politikasının yaygın olarak yaşandığını ifade eden İzol, “Riha, suçların yaşandığı, hiçbir cinayetin aydınlatılmadığı, soruşturulmadığı ve kovuşturulmadığı bir yerdi. OHAL döneminde en çok tutuklamaların yapıldığı, gözaltı sürelerinin en sonuna kadar kullanıldığı, sistematik bir şekilde işkencelerin uygulandığı bir merkez. Birçok olayda Türkiye’nin hiçbir ilinde yaşanmayan işkencelerin görüldüğü yer” dedi.
Oturum, panelistlerin konuşmasının ardından iki günlük sunumların değerlendirilmesiyle son bulundu.
MA













