“Birleşik ve Örgütlü Halklar Yenilmez” başlıklı başyazısıyla, Kürt halkının newroz coşkusunu selamlayan Politika Gazetesi, 2022 Newroz’uyla, belediyelere kayyum atayan, siyasal temsilci, yönetici ve önderlerini tutsak ederek “bitti, bitecek, köklerini kazıdık” diyenlere mesaj verildiğinin altı çiziyor. Başyazıda, 2022 Newroz’unun aynı zamanda “sınıf savaşımını hafife alan, seçim ittifakları tartışmalarına odaklanan sınıftan ve kitlelerden kopuk ‘sol’ gruplar için de bir mesaj olmuştur”, deniliyor.
Newroz’un siyasi mesajlarını ele alan “Newroz Ateşi; Direnişin ve Birliğin Yolunu Aydınlatmaktadır” Mehmet Demir imzalı yazıda da “Newroz sürecinde Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da ortak mücadelenin temelleri geniş halk kesimlerinin katılımı ile gerçekleştirilebilinirse faşizm geriletilecek ve demokrasinin yolu açılabilinecektir,” denmektedir.
Politika Gazetesinin bu sayısında da Ukrayna özelinde bölgedeki gelişmeler farklı açılardan analiz ediliyor. Kemal Atakan, “Ukrayna Gündemi ve Dünya için Yeni Bir Yol Ayrımı” başlıklı yazısında Ukrayna’daki sürecin uluslararası alanda ve Rusya Federasyonu açısından olası sonuçlarını tartışırken Cemil Aksu’nun Donbass’ın bağımsızlığı ilan ettiği anlara tanıklık eden ve uzun zamandır bölgede bulunan gazeteci Okay Deprem ile yaptığı uzun söyleşide de, Ukrayna’nın NATO yayılmacılığı bakımından önemi, Ukrayna’daki faşist hareketin gelişimi ve savaşın seyri üzerine duruluyor. Ukrayna’daki savaş üzerine bir yazı da, İGD kurucusu, MYK üyesi ve İlerici Yurtsever Gençlik Gazetesi Sorumlu Yazı işleri Müdürlüğü görevlerinde bulunmuş Bahattin Seven’e ait. Seven, “Rusya ve Ukrayna arasındaki ‘savaş’” başlıklı yazısında sosyalist ülkelerdeki bürokratikleşme sonucu yaşanan sorunların sosyalist blokun dağılmasına neden olurken başta ABD olmak üzere emperyalist kampın eski sosyalist ülkelerindeki iç çatışmaları ve darbeleri organize ederek buraları nasıl yıkıma uğrattığını ele alıyor. Seven, eski sosyalist ülkelerdeki çatışmalı durumun sosyalizmin üzerine yıkmaya çabalarına rağmen, gerçek bu ülkelerdeki çıkar çatışmalarının bizzat emperyalist müdahalelerle başlatıldığına dikkat çekiyor. Ukrayna’daki “savaş”ın da “iki kutuplu dünya”nın oluşuma karşı ABD ve diğer Batılı emperyalistlerin dünya ekonomik düzenini kendi çıkarlarına göre tasarlama girişimlerinden kaynaklandığını ileri sürüyor.
Ukrayna konusundaki bir başka yazı da Murat Çakır’a ait. Çakır’da yazısında Ukrayna krizinin tarihsel bağlantılarını ele alıyor. Çakır, “Komünistler açısından en sağlam ve en doğru anti-emperyalist duruş ve enternasyonalist dayanışma, önce kendi ülkelerimizdeki egemen sınıflara karşı mücadele etmektir” demektedir. Ukrayna’daki savaş bağlamındaki bir diğer yazı olan “Aynı gemide değiliz” başlıklı yazısında Mustafa Durmuş, hükümetlerin, kamusal kaynakları, halkın temel hizmetlerini yerine getirmek yerine silah endüstrisine ayırdıklarını ele alıyor. Politika Gazetesi’nin Ukrayna’daki gelişmeler bağlamında önemli bir diğer yazı da avukat İsmail Duygulu’nun kaleme aldığı “Nereye?” başlıklı yazıda da Sovyetlerin nükleer enerji kullanımı ele alınıyor. Duygulu’ya göre, Çernobil felaketinin “kaza mı yoksa sabotaj mı” olduğundan bağımsız olarak “nükleerin kullanımı ve insanlığa vereceği zararın öngörülmemiş olması önemli bir hata olmuş, kapitalizm ile sosyalizmi aynılaştıran bir unsur olmuştur.” Konu hakkında ayrıca TKP MK açıklamasına da yer veriliyor.
Politika Gazetesinin diğer önemli gündemi ise işçi sınıfındaki hareketlenme. Migros Depo, Trendyol, Yemek Sepeti gibi özellikle e-ticaret sektörü işçilerinin eylemleri yeni yılın en önemli gelişmeleri olarak büyük heyecan yarattı. Gelişen bu direnişleri, işçi sınıfı hareketinin gelişim seyrini ve sendikaların ve sol-sosyalist hareketin bu alandaki eksikliklerini Umut-Sen örgütlenme koordinatörü Başaran Aksu ile görüştük. Aksu, “güncel görev”in “Önce mücadeleyi yaratmak ve onun içinde devleşecek, sonra devletleşecek proletarya gücünü adım adım inşa etmek” olarak belirliyor.
Politika Gazetesinin yeni sayısında “sağlıkta dönüşüm programı”yla piyasallaştırılan sağlık sisteminin yarattığı sağlık sorunları bağlamında Aile Hekimliği sistemi ele alınıyor. “Aile Hekimi Ailemizin Hekimi (mi)?” başlıklı yazıda Dr. Levent Uygur, “sağlık hizmeti almak temel bir insan hakkı olup ücretsiz devlet tarafından karşılanması gereken bir hizmet” iken “sermayenin her alanda bastırması gibi Aile Hekimliğini de ticari bir alana sürükleme çabası sonucu” olan Aile Hekimi gerçekten bizim ailemizin hekimi olmayı başarabilecek mi diye soruyor.
Politika Gazetesindeki Süleyman Hacıbektaşoğlu’nun “Sivil İtaatsizlik (mi)?” yazısında elektriğe yapılan zamlarla nasıl mücadele edileceği konusunda “faturayı ödememe” gibi sivil itaatsizlik çağrıları ele alınıyor. Hacıbektaşoğlu, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun “faturamı ödemiyorum” çıkışının neden bir “sivil itaatsizlik” çağrısı olmadığını ortaya koyuyor.
Politika Gazetesindeki baharı karşılama yazılarından biri de, Mehmet Tosun, “Doğa ve Toplumdaki Değişimi Hiçbir Güç Engelleyemiyor” başlıklı yazısı. Orman köylerindeki doğayla içe içe geçen yaşamın hikayesi olan yazı aslında hepimizin yaşamının dönüşümünü anlatıyor.
Sinan Dervişoğlu’nun Politika Gazetesi’nin 67. Sayısında itibaren başlayan, Sovyetler Birliği’ndeki çöküşün tarihini ele aldığı ve bu konudaki burjuva propaganda yalanlarını cevapladığı yazı dizisi “Stalin Sonrası Döneme Geçiş: Çöküşün Kodları” araştırmasının üçüncü bölümüyle devam ediyor. Sovyetler üzerine yeni belgelere dayanarak yapılan araştırmanın sonuçlarını sunan yazı dizisi, hem araştırmacılar için hem de sosyalizmin tarihini merak edenler için temel kaynak oluşturacak bir çalışma. Yazı dizisinin önceki bölümlerinde “SSCB’deki Siyasi Tasfiyeler (1937-1939)” konusu ele alınmıştı.
Gazetenin tamamını şu linkten okuyabilirsiniz: http://www.politikagazetesi.org/sites/default/files/20220322.pdf
HABER MERKEZİ















