Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai kentinde kaçak olarak yaşantısını sürdüren organize suç örgütü lideri Sedat Peker, Youtube kanalı üzerinden itiraflarına devam ediyor. İtiraflarının yedinci bölümünü yayınlayan Peker, kendisi hakkında “Karısının iç çamaşırının arkasına saklanan aciz, edepsiz” ifadelerini kullanan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya çok ağır ifadeler kullandı. Peker, Soylu’ya “Artık canını parça parça yakmak yok. Canın daha beter yanacak. Bu daha başlangıç” ifadeleriyle seslendi.
Peker, geçtiğimiz Haziran ayında Türkiye’ye gönderilirken Kolombiya’da yakalanan 4900 kilo kokain yüklü gemi olayının ardından, sekteye uğrayan sevkiyatı toparlamak için AKP’li eski Başbakanlardan Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım’ın Venezuella’ya gittiğini öne sürdü.
“KÖFTECİ YUSUF’A ÇÖKMEK İSTEDİĞİM YALAN”
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Sedat Peker, Köfteci Yusuf’a çökecekti” şeklindeki suçlamasına yanıt veren Peker, iddiaların yalan olduğunu öne sürdü. Köfteci Yusuf olarak bilinen Yusuf Akkaş ile yaşamında hiçbir kez aynı ortamda bulunmadığını söyleyen Peker, “Bursa’nın Gürsu ilçesinde Ahıska Türklerinin sürgününe dair yapılan bir anma etkinliğine katıldığımda, bana ‘Köfteci Yusuf var, senin hayranın, seninle konuşmak istiyor’ dediler. Bunun üzerine telefonda konuştuk. O sırada yanımda bulunan, Afyonkarahisar’ın en zengin ailelerinden birisinin oğlu, kendisine ait et tesisini, kredi borcu nedeniyle Köfteci Yusuf’a satmak istemiş. Sonra aralarında bir anlaşmazlık çıkınca, o arkadaşı ve o sırada yanında bulunan, Gazeteciler Cemiyeti’ne üye olduklarını öğrendiğim üç arkadaşı daha dava etmiş. O arkadaşlar tutuklanıp 15 gün sonra serbest bırakıldılar. Onlar bırakıldıktan sonra Köfteci Yusuf benden de davacı oldu. Halbuki ben kendisinin köftesini bile yemedim” ifadelerini kullandı.
Peker, Köfteci Yusuf’a çökme iddialarıyla ilgili soruşturma yürüten savcının kısa bir sürede avukatlıktan savcılığa, sonra da özel yetkili savcılığa yükseldiğini öne sürdü. Bu konuyla ilgili olarak hakkında bir aranma kararı olmadığını söyleyen Peker, Soylu için “İçişleri Bakanlığı’nı yalancı bir adam yönetiyor” ifadelerini kullandı.
“BAKANLIĞI SADIK SOYLU MU YÖNETİYOR?”
Sedat Peker, bakan Soylu’nun akrabası olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eski bürokratlarından Sadık Soylu hakkında da suçlamalarını sürdürdü. Peker, geçtiğimiz hafta yayınladığı videoda ihale takipçiliği ve usulsüz zenginleşme ile suçladığı Sadık Soylu hakkında “Ankara’da devlete ait, Next Level diye bir iş merkezi var. Bakanlığın bütün üst düzey bürokratları, işadamları hep orada. Orayı bakan Murat Kurum mu yönetiyor, yoksa Sadık Soylu mu” sorusunu yöneltti. Sadık Soylu’nun hiçbir resmi görevi olmamasına karşın, bakanlıkta üst düzey bir bürokrat gibi hareket ettiğini ifade eden Peker, savcılara “Sadık Soylu’nun ve bakanlıkta çalışan personelin HTS kayıtlarını inceleyin. Ben eminim ki, bakanlık personeli, bakan Murat Kurum’u bile bu kadar aramıyordur” diye seslendi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü Erdal Kayapınar hakkında FETÖ soruşturması yürütüldüğünü de söyleyen Peker, Soylu’ya “Bu soruşturma nasıl kapatıldı” diye sordu.
“UYUŞTURUCU SEVKİYATINI ERKAM YILDIRIM TOPARLADI”
Geçtiğimiz Haziran ayında Kolombiya’dan Türkiye’ye gönderilen 4900 kilo kokain yüklü geminin Kolombiya’da yakalanması üzerine Kolombiya’dan uyuşturucu sevkiyatının olanaksız hale geldiğini belirten Peker, uyuşturucu sevkiyatı için Venezuella üzerinden yeni bir rotanın çizildiğini söyledi. Peker, AKP’li eski Başbakanlardan Binali Yıldırım’ın oğlu ErkaM Yıldırım’ın Ocak ve Şubat aylarında Venezuella’ya giderek sekiz gün kaldığını, bu arada sekteye uğrayan uyuşturucu sevkiyatını yeniden toparlamak için çabaladığını öne sürdü. Venezuella’dan kuru yük gemilerinin direkt olarak Türkiye’ye gelebildiğini söyleyen Peker, konteynır gemilerinin Dominik Cumhuriyeti üzerinden Türkiye’ye gelebildiğini söyleyerek, uyuşturucu sevkiyatının artık Venezuella ve Dominik Cumhuriyeti üzerinden yapıldığını ifade etti. Sedat Peker, Türkiye’ye gelen kokainlerin yatlarla dağıtıldığını belirtti. Peker, uyuşturucu trafiğinin Türkiye’den sonra Suriye’nin Lazkiye kentinden devam ettiğini söyledi.
“KIBRIS’TAKİ UYUŞTURUCU PARASI HALİL FALYALI’DA TOPLANIYOR”
Türkiye’deki uyuşturucu parasının Kıbrıs’ta Halil Falyalı adındaki bir kişide toplandığını söyleyen Sedat Peker, hakkındaki bütün dosyalara ve suçlamalara karşın Halil Falyalı’ya dokunulmadığını söyledi. Falyalı’nın 20 yıl önce sıradan bir yaşam sürerken, bugün “Kıbrıs’ın sahibi” olduğunu öne süren Peker, “Bu adamın dokunulmazlığı mı var? Türkiye’de bir sürü çete suçlaması, dosyası duruyor. Ha keza ABD de almak istiyor, alamıyor. Bir sürü yasadışı bahis ve uyuşturucu dosyası var, kimse dokunamıyor.” şeklinde konuştu.
Uyuşturucu sevkiyatında aktif rol almakla suçladığı Erkan Yıldırım’ın Kıbrıs’a her gelişinde Halil Falyalı’nın otelinde konuk edildiğini söyleyen Peker, Falyalı-Yıldırım ikilisinin devlette üst düzey görevlerde bulunan bazı kişilerden destek ve himaye gördüklerini söyledi.
KUTLU ADALI CİNAYETİ
Peker, itiraflarında 6 Temmuz 1996’da Kuzey Lefkoşa’da faili meçhul bir cinayete kurban giden Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı’nın katledilmesine de değindi. Susurluk Davası’ndan hüküm giyen dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ile dönemin MİT görevlisi, emekli yarbay Korkut Eken tarafından “Kıbrıs’ta Kutlu Adalı diye bir gazeteci var, adayı Rumlara satacakmış. Bunun ortadan kaldırılması gerekiyor” sözleriyle cinayete teşvik edilmeye çalışıldığını belirten Peker, Adalı’nın öldürülmesi için kardeşi Atilla Peker’i görevlendirdiğini söyledi. Eken ile Atilla Peker’in cinayetten kısa bir süre önce Kıbrıs’a geldiğini söyleyen Peker, ikilinin cinayeti gerçekleştiremeden geri döndüklerini söyledi. Sedat Peker, “Kısa bir süre sonra yeniden Kıbrıs’a gittiler. Ama o arada, bunlara bağlı başka bir ekip, Kutlu Adalı’yı öldürmüş” dedi.
Sedat Peker, cinayetten kısa bir süre sonra karşılaştığı Korkut Eken’in, kendisine bu cinayetle ilgili olarak “O iş halloldu” dediğini söyledi. Peker, Kutlu Adalı cinayetinin zaman aşımına uğradığını belirtti.
Gazeteci Kutlu Adalı’nın Kıbrıs’taki uyuşturucu ve kumar çeteleriyle mücadele ettiği ve Magosa’daki St. Barnabas Manastırı’nın soyulması olayının üstüne gittiği için hedef haline getirildiğini belirten Peker, “Bu adama ‘Kıbrıs’ı Rumlara satıyor’ diye iftira attılar. Yahu bu adam Rauf Denktaş’ın mücadele arkadaşıydı. Sonra fikirleri farklılaştı. Ne satması? Ben o adamın eşinin (İlkay Adalı) verdiği mücadeleyi gördüm. Kadın bu cinayetin açığa çıkması için yırtındı” şeklinde konuştu.
“MEHMET AĞAR KENDİ ARKADAŞLARINI ÖLDÜRTTÜ”
Adapazarı-Hendek-Sapanca üçgeninde faili meçhul cinayetlere kurban giden Savaş Buldan ve Behçet Cantürk ile halen Avrupa’da tutuklu bulunan ünlü uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Baybaşin gibi isimlere değinen Peker, “Bu adamların hepsi Mehmet Ağar’ın arkadaşıydı. Mehmet Ağar bunlardan para alır, işlerini hallederdi. Sonra kendine bir siyasi kariyer hedefi çizdi, Cumhurbaşkanlığını hedefledi. Kariyerine engel çıkaracağından korktuğu için de, Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde, Milli Güvenlik Konseyi’ne bu adamların ortadan kaldırılmaları için dosya hazırlayıp sundu. Bir şekilde o dönemki Başbakan Tansu hanımı (Çiller) ikna etti. Sonra da cinayetler başladı” dedi.
Peker, Ağar’ın kendisini “Bu adam örgüte (PKK) para veriyor” diye bazı iş adamlarına gönderip haraç aldırttığını da itiraf etti.
HABER MERKEZİ

















