Rojava’ya yönelik Türkiye destekli saldırılara tepki gösteren DEM Partili Saruhan Oluç, “İsrail’in Gazze’de yaptığını HTŞ ve Şara eliyle Kürtlere yaptırma anlayışı insanlık düşmanıdır” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Saruhan Oluç ve Adalet Kaya, Meclis Genel Kurulu’nda HTŞ ve DAİŞ’in Rojava’ya yönelik saldırılarına Türkiye’nin destek vermesine tepki gösterdi.
Türkiye ve Suriye’deki Kürtlerin aynı ailenin insanları, kardeşleri, çocukları olduğunu belirten Oluç, “Suriye, Irak veya İran’da yaşayan Kürtler de Kürtlerin soydaşları, siz kabul etmiyorsunuz çünkü, onun için diyorum ‘Kürtlerin soydaşları”’ diye ve bir süredir Kürtler dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, hangi siyasi aidiyetleri olursa olsun Rojava’da yaşanan gelişmelere aynı tepkileri veriyorlar. Bunu anlamadan adım atılamaz. Suriye’de yaşanan olaylar karşısında, katliam tehdidi, kırım tehdidi karşısında herkesin tepkisi ve duygusu ortak, Türkiye’de Kürtleri rencide eden bir dil ve üslup kullananlar bunu anlamak zorundadır” dedi.
‘KÜRT DÜŞMANLIĞINDA BULUŞTULAR’
İktidardan muhalefete herkesin Kürt düşmanlığında birleştiğini ifade eden Oluç, “Köşe yazarları, kalemşorlar, televizyon yorumcuları, eski diplomat veya eski asker sıfatını kullanan sözde uzmanlar, eli çubuklu harita tefsircileri, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar, hepsi, hepsi nerede buluştu? Aynı yerde buluştu. O yer neresi? O yer Kürt’e düşmanlık yeri, o yer Kürtfobik olma yeri, o yer ‘Kürt, anasını görmesin.’ yeri, o yer ‘Kürt herhangi bir siyasi statüye ve demokratik kazanıma sahip olmasın.’ yeri, daha önemlisi o yer neresi biliyor musunuz? Türkiye’de süren ve mutlaka başarıya ulaşması gereken çözüm sürecine karşı olanların buluştuğu yer. O sürecin sabote olması, bitmesi, çökmesi istenen yer. Süreç karşıtları siyasetin sağından, solundan, ortasından fark etmiyor aynı yerde buluştular, Türk’ü, Kürt’ü fark etmiyor, aynı yerde buluştular” diye kaydetti.
‘KÜRDÜN YERİNE İŞİD KONULUYOR’
Bu kesimlerin ellerini ovuşturduğunu belirten Oluç, “‘Tarihî fırsat yakaladık.’ sözleri havalarda uçuşuyor. Neyin tarihselliği bu? Neyin tarihselliği bu? Kürtlerin ezilmesinin tarihselliği mi, Kürtlerin kırıma uğratılmasının tarihselliği mi, haklarını alamamasının tarihselliği mi? Maalesef zihniyet bu, nerede olursa olsun zihniyet bu. Ya, bir halk, sayın vekiller, kendi topraklarında, kendi yurdunda, o coğrafyada olan diğer halklar ve inançlarla birlikte eşit, onurlu ve özgür bir yaşamı paylaşmak istiyor, kendi kimliğiyle bunu yapmak istiyor, demokrasi içinde kendi yerelini yöneterek, yerinde yönetimi sürdürerek, yerel demokrasiyi güçlendirerek, anayasal eşit yurttaşlığa sahip olarak, kültürünü, dilini, geleneklerini sürdürüp geliştirerek bunu yapmak istiyor. Bunu anlamayıp ezbere konuşanlar ne demek istiyor peki? Kürt’ün yerine ne koymak istiyor Suriye’de? Unutmayın, Kürtler Suriye’de 2014 yılından beri IŞİD’le mücadele etti, o barbar çetelere karşı mücadele ettiler. Ölümlerin, kayıpların, büyük bedellerin olduğu bir süreçten söz ediyorum” diye kaydetti.
‘MÜCADELE SAYESİNDE OLDU’
Suriye’de Kürtlere nüfus kağıdının dahi verilmediğini ancak Kürtlerin verdiği mücadele sonrasında bugün Kürtçenin ulusal dil olması ve diğer haklarının verilmesinin kabul edildiğini belirten Oluç, “Kürt kültürel ve dilsel kimliğinden, Kürtlerin vatandaşlık ve tam eşitlik haklarından, merkezî devlet içinde kimi ortaklık adımlarından, güçlü yerinden ve yerel yönetimden, yerel güvenlik güçlerinden ve daha birçok konudan bahsediliyorsa, bunlar tartışılıyorsa, bunlar üzerine bir müzakere sürdürülüyorsa işte bu mücadelelerin sonucunda bu noktaya gelinmiştir; bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Şimdi, bugün gelinen noktada ‘Kürt’le Arap’ı çarpıştıralım, iki taraf da birbirini kırsın ve zayıflasın.’ zihniyeti insanlık düşmanı bir zihniyettir” ifadelerini kullandı.
‘İSRAİL’İN GAZZE’YE YAPTIĞI HTŞ ELİYLE KÜRTLERE YAPILIYOR’
Oluç, sözlerini şöyle sürdürdü: “İsrail’in Gazze’de yaptığını HTŞ ve Şara eliyle Kürtlere yaptırma anlayışı insanlık düşmanıdır. Suriye’de Kürtlere kaybettirme politikası yanlıştır ve herkese kaybettirir. Kürtler dünyanın her yerinde ayaktalar. Belki de ilk defa tüm parçalardaki siyasi yapılar ortak tutum geliştiriyor ve bir Kürt- Arap çatışmasının önüne geçerek bölgesel bir savaşı engellemeye çalışıyorlar. Bu tutumun kıymeti ileride çok daha fazla anlaşılacaktır. Bunun altını çizmek istiyorum. ‘Kardeşiz.’ mi diyorsunuz? Bunu şimdi gösterme zamanıdır. Bu zamanın ruhuna uygun davranılmazsa hepimiz için büyük kayıplar yaşanacaktır. Toplumlar arası kırılmanın ve duygusal uzaklaşmanın etkileri onlarca yıl sürer. Ağustos 2019’da İmralı’da Sayın Öcalan mealen dedi ki: ‘Tüm çabam Kürtlere bir yer açmaktır. Tarihsel ve konjonktürel olarak Kürtlere yer açmak, Kürt’ün kendi kimliği ve kültürüyle, özgünlüğüyle hukukun içine alınması, demokratik siyasetin ve ülke yönetimlerinin asli bir parçası olması.’ İşte bu anlamda ve aynı zamanda barış ve demokratik toplum çağrısının önerilerinin yani Sayın Öcalan’ın bu fikirlerinin ve önerilerinin arkasındayız, yanındayız, bunların gerçekleşmesi için çabalıyoruz ve mücadele ediyoruz. Üstelik bunu sadece kendi adıma değil, partim DEM Parti adına söylüyorum.”
‘BARBARCA SALDIRININ ARKASINDA İKTİDAR VAR’
Söz alan Adalet Kaya da Kürtlerin varlığına, onuruna, geleceğine yönelik barbarca bir saldırının olduğunun altını çizdi. Adalet Kaya, “Bu saldırıların arkasındaki siyasi irade, lojistik destek ve stratejik akıl maalesef bu çatı altında millî güvenlik nutukları atan bu iktidarın ta kendisidir. Halep’ten Kobanê’ye, Şêxmeqsûd’tan Tel Rıfat’a kadar uzanan coğrafyada Kürt halkı tarihin en karanlık çeteleriyle yani IŞİD zihniyetinin kravat takmış bir versiyonu olan HTŞ ve onun türevleriyle karşı karşıya ve soykırım, şiddet, yerinden edilme tehdidiyle yalnız bırakılmış durumda. Şimdi ‘Suriye Millî Ordusu’ denilen ordu IŞİD, El Kaide ve El Nusra gibi örgütlerin, onlarca irili ufaklı örgütlerin bir araya gelmesinden oluşmuş bir koalisyon. Ve gerçekten merak ediyorum Türklere, Farslara, Araplara hak görülen haklar; kendini yönetme hakkı, ana dilini konuşma, kendi kimliğinde yaşama hakkı söz konusu Kürtler olduğunda neden hak olmaktan çıkıyor? Sünni Araplar Esad rejimine karşı kendini savundu da Kürt halkı yıllarca ne için mücadele etti? Bir diktatörlükten ötekisine özgürlüğünü devretmek için mi ya da bir kölelikten diğerine köle olmak için mi bu kadar yıldır mücadele ediyor?” diye sorarak, tepki gösterdi.
‘DEVLET KURDURTMAK İSTEDİĞİNİZ HTŞ SOYKIRIM YAPIYOR’
Adalet Kaya, tepkisini şöyle sürdürdü: “Şimdi, 60 yaşındaki anneler, 70 yaşındaki dedeler, gençler, kadınlar bellerinde silahla sokaklarında, mahallelerinde Qamişl’da, Halep’te Kobanê’de evlerinin önünde nöbetteler. Kime karşı? Tam da bu çetelere karşı savunma hâlindeler. Soykırım suçluları kahraman ilan ediliyor ne yazık ki iktidarın manipülasyonlarıyla, dezenformasyonlarıyla ve ne yazık ki yandaş basının yaptığı yayınlarla; bunları kabul etmiyoruz. Bakın, desteklediğiniz o çeteleri anlatmak istiyorum; lütfen, iyi dinleyin: Halep’te Şeyh Maksut Mahallesi’nde evini, sokağını savunan genç bir kadın savaşçıyı yani bir Kürt kadınını katletmekle yetinmediler onu 3’üncü kattan, inşaattan attılar, bedenini teşhir ettiler, beden bütünlüğünü bozdular. IŞİD’in Şengal’de Êzidî kadınlara yaptığını bugün ne yazık ki sizin müttefikiniz Colani’nin çeteleri Kürt kadınlara yapıyor. Yaşlı bir amcamızı tokatlayıp ona ‘Köpek gibi havla.’ diyerek işkence ediyorlar. İnsanlık onurunu ayaklar altına alan bu aşağılık zihniyete mi devlet kurduruyorsunuz? Sizin ‘kardeşlik’ dediğiniz şey Kürt halkının onurunun çiğnenmesi midir? Sivillere saldırmaktan esir düşene işkence etmeye, suç işliyorlar, kadınların kafasına basıyorlar, kadın bedenini teşhir ediyorlar, aşağılıyorlar. Soykırım suçlularına devlet kurdurmak istediğiniz bu anlayış ne yazık ki sürekli savaş suçu işliyor günlerdir.”
MA












