■ Politika’dan Yorum
Türkiye Suriye’de çetelerin iktidara getirilmesinden ve ABD, İngiltere ile uzlaştıktan sonra Kürt halkı ile barış tesis etme ihtiyacından vaz geçti. “Türk-Kürt kardeşliği” söylemleri bir anda son buldu. Türkiye, İsrail ve ABD ile girdiği ittifak ile Ortadoğu’da hedeflediği konumlanmayı sağladığını zannediyor. Öyle olmadığı zamanla görülecek.
Hal böyle olunca Kürtlere karşı silah kullanmak, savaşmak, hatta imha hareketine girişmek bir ihtiyaç olarak gündeme geldi. Yaşanan budur.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci bu şekilde akamete uğratılmak isteniyor. AKP ve MHP hemen söylem değiştirdi. İyi Parti ve Zafer Partisi neredeyse zil takıp oynayacak. CHP’nin süreç konusunda neden tutuk davrandığı ve CHP medyasının neden sürece karşı propaganda yaptıklarının nedeni ortaya çıkmış oldu.
AKP bir dizi yöntemle CHP’yi zayıflatmaya çalışıyor. Buna karşı üstünlük kazanmak salt mitingler ile gerçekleşmez. Net ve kararlı bir politika gereklidir. DEM Parti “aman süreç zarar görmesin” diye ılımlı bir muhalefete yönelmişti. Anlaşıldı ki bu işler ılımlılıkla olmuyor. Politika güç, netlik ve pratikten yoksun olursa yığınları kucaklamaz, seferber etmez. Sürecin ilerlemesi için yığınların katılımı, kararlılığı ve iradesi gerekir. Bu da bir güç göstergesidir. Değilse tali duruma, pasif duruma düşersin.
Şimdi iktidara açık bir biçimde şu mesajı vermek gerekiyor: Ya demokratik ilerleme, ya erken seçim! Bu mesaj için CHP, DEM, tüm barış ve demokrasi güçleri, sosyalist güçler kararlı ve yığınsal bir hareket yaratmalıdır.
Rojava’da Kürt halkının ve diğer bölge halklarının elde ettikleri tüm kazanımlar yok edilmek istenmektedir. Rojava halkının buna yanıtı topyekün ve kanının son damlasına kadar direniş oldu. Rojava halkı yalnız bırakılmamalıdır. Sadece Suriye, Irak ve İran’daki Kürtler değil, Türkiye’deki Kürtler, dünyanın her yerindeki Kürtler ayağa kalkmış durumda. Bu sorunun sadece Kürtlerin sorunu olmadığı, Türk, Arap, Laz, Çerkez, Nusayri Süryani, Ermeni ve tüm halkların sorunu olduğu bilinmelidir.
Saldıran ABD emperyalizmi, Türkiye, İsrail, İngiltere, Almanya, Fransa ve diğer müttefikleridir. Saldıran NATO’dur. Bu uluslararası alanda yürüyen sınıf savaşımının bir parçasıdır. Emperyalist bir savaştır. Emperyalist savaşa karşı işçi sınıfının tüm devrimci güçleri harekete geçmelidir. Dün Afganistan, Libya, Lübnan, Irak, Suriye idi. Bugün Rojava. Yarın İran sırada, sonra da Türkiye. Buna karşı durmak, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de barışın, demokrasinin üstün gelmesini sağlamak Türkiye’nin tüm ilericilerinin, demokratlarının, devrimcilerinin, sosyalistlerinin görevidir.
Rojava halkının direnişi direnişimiz olsun. Yaşlı, genç, kadın, erkek seferber olan Rojava halkının buna ihtiyacı var. Genç kızları Emirlerine, Şeyhlerine sunmak isteyen İslamcı IŞİD’li, HTŞ’li teröristlere dur demek günün görevidir. Emperyalist güçlere Rojava’da geçit vermeyelim. No Pasaran!

















