Avusturya Sosyal Demokrat Partisi (SPÖ) Ulusal Meclis Milletvekili Paul Stich, Suriye, Türkiye ve Kürt meselesine ilişkin ANF’ye kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Daha önce beş yıl boyunca Avusturya Sosyalist Gençlik Örgütü’nün (Sozialistische Jugend) başkanlığını yapan Stich, bu süreçte hem dış politika alanında hem de özellikle Türkiye ve Suriye’deki Kürt meselesi üzerine çok sayıda uluslararası kurum ve örgütle yakın temas halinde çalıştığını belirtti. Kürt sorununun, siyasi yaşamı boyunca kendisini sürekli meşgul eden temel başlıklardan biri olduğunu vurguladı.
Stich, Avrupa Birliği’nin son dönemde Suriye’ye yönelik tutumunu eleştirerek, AB üst düzey yetkililerinin Şam ziyareti sırasında Kuzey ve Doğu Suriye’deki bombardımanları ve Rojava’daki sivil halkın durumunu görmezden gelmesini son derece vahim olarak nitelendirdi. Bu tutumun yalnızca SPÖ’nün değil, pek çok uluslararası sosyal demokrat partinin de kabul edemeyeceği bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
‘KÜRTLER OLMADAN SURİYE’DE BARIŞ SAĞLANMAZ’
Gündemdeki anlaşmalara ilişkin konuşan Stich, gerek Kürt dostlarından gerekse Suriye’deki farklı etnik gruplardan gelen geri bildirimlerin ciddi bir güvensizlik ortamına işaret ettiğini aktardı. Anlaşmaların kalıcı olup olmayacağına dair büyük soru işaretleri bulunduğunu ifade eden Stich, bu nedenle bazı temel noktalara özellikle dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Suriye’deki olası geçiş sürecine değinen Stich, Esad rejimi sonrası dönemin ancak tüm etnik ve toplumsal grupları kapsaması halinde gerçek bir özgürleşme anlamı taşıyabileceğini söyledi. “Özgürlük sadece bir kesim için varsa, bu özgürlük değildir” diyen Stich, Kürtlerin geleceğine dair kararların Kürtlerin iradesi yok sayılarak alınamayacağının altını çizdi.
Suriye’nin çok etnikli bir toplum olduğunu hatırlatan Stich, ülkede kalıcı barışın ancak güvenlik garantileri içeren, azınlık haklarını açık biçimde tanımlayan ve bu hakları anayasal güvence altına alan bir sistemle mümkün olabileceğini ifade etti. Söz konusu hakların yalnızca sözlü beyanlarla değil, somut mekanizmalarla hayata geçirilmesi gerektiğini de ekledi.
ABDULLAH ÖCALAN’IN ÇAĞRISI
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın barış yönündeki adımını da değerlendiren Paul Stich, bu çağrıyı son derece önemli ve olumlu bir gelişme olarak gördüğünü belirterek, bu adımın gerçekten adını hak eden bir barış sürecine giden yolun başlangıcı olmasını umut ettiğini söyledi. Ancak Stich, bu sürecin başarıya ulaşmasının üç temel koşula bağlı olduğunu vurguladı. İlk olarak, barışın ancak Kürt halkının hakları tanındığı ve kimsenin ikinci sınıf yurttaş haline getirilmediği bir ortamda mümkün olabileceğini ifade etti. İkinci olarak, Türkiye’deki muhafazakar ve sağ iktidar çevrelerinin bu süreci ne derece ciddiyetle ele aldığının belirsiz olduğuna dikkat çeken Stich, hem Türkiye’den hem de Viyana’da yaşayan Kürt ve Türkiyeli topluluklardan gelen değerlendirmelerin, sürecin Erdoğan hükümeti tarafından bir “oyalama” ve iç politik baskıyı azaltma aracı olabileceğine işaret ettiğini aktardı. Bu nedenle Avrupa hükümetlerinin süreci yakından takip etmesi ve gerçek bir barış için ısrarcı olması gerektiğini söyledi.
Üçüncü ve kritik noktanın ise Türkiye’deki muhalefetin bölünmemesi olduğunu dile getiren Stich, özellikle CHP’nin bu süreçte yapıcı bir rol üstlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Muhalefet partilerinin birbirine karşı laf söylenmesine izin verilmemesi gerektiğini vurgulayan Stich, Türkiye’de hâlâ otoriter bir sistemin hüküm sürdüğüne ifade etti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’na yönelik baskıları hatırlatan Stich, demokrasi ve hukuk devletinin ancak demokratik ve barışçıl güçlerin birlikte hareket etmesiyle mümkün olabileceğini söyledi.
Stich, Türkiye’nin de Avusturya ve Almanya gibi tek tip bir toplum olmadığını, çok sayıda farklı kimlik, görüş ve çıkar grubunu barındırdığını ifade etti. Erdoğan’ın otoriter yönetiminin Türkiye’nin tamamını temsil etmediğini belirten Stich, ülkede güçlü bir demokratik ve muhalif toplumsal kesimin bulunduğunun altını çizdi.
‘PKK ‘TERÖR’ LİSTESİNDEN ÇIKARILMALI’
Stich, Suriye’de barışın sağlanması, Kuzey Suriye’de Kürtlerin haklarının güvence altına alınması ve Türkiye’de gerçek bir barış sürecinin hayata geçirilmesiyle birlikte PKK’nin Avrupa Birliği’nin terör listesinden çıkarılması gerektiğini ifade etti. Bunun, barışın somut ve kalıcı biçimde tesis edilmesinin doğal bir sonucu olacağını vurguladı. Kuzey Suriye’den gelen görüntülerin son derece sarsıcı olduğunu belirten Stich, özellikle gençlerin sosyal medyada sürekli savaş görüntülerine maruz kaldığına dikkat çekti. Medyanın savaşları ele alış biçimini de eleştiren Stich, batı medyasında bazı mağdurların sesinin yeterince duyulmadığını söyledi.
“Filistinli sivillerin sesi Avusturya medyasında çoğu zaman geri planda kalıyor. Bu durum Kürtler için de geçerli” diyen Stich, sosyal demokrasinin bu sessizliğe razı olmayacağını vurguladı.
‘HAKLARI SAVUNULACAK’
SPÖ’nün ve Avrupa Parlamentosu’ndaki sosyal demokrat temsilcilerin, özellikle Andreas Schieder’in bu konuda yıllardır aktif olduğunu hatırlatan Stich, Kuzey Suriye’deki sivil halkın ve özerk bölgelerde yaşayanların haklarını savunmaya devam edeceklerini söyledi. “Gerçek barış, ancak herkes için güvenli ve onurlu bir yaşam mümkün olduğunda sağlanabilir” diyen Paul Stich, Suriye’deki hiçbir çözümün Kürtleri ve diğer azınlıkları dışlayarak kalıcı olamayacağının altını çizdi.
MA













