Rojava’ya saldıran grupların uygulamalarının İslamiyet karşıtlığı olduğunu söyleyen Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu Eşbaşkanı Perva İnal, inançlı kesimlerin sessiz kalmaması gerektiğini vurguladı.
Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi, ateşkes kararının 15 gün uzatılmasına rağmen bölgede askerî tehdidin devam ettiğini açıkladı. HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların Haseke (Hesekê) ve Kobani (Kobanê) kırsalındaki askerî hareketliliği de bu durumu teyit ediyor.
Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu (MİA-FED) Eşbaşkanı Perva İnal, Rojava kentlerine yönelik saldırıları değerlendirdi.
KADINI YOK SAYIYORLAR
Perva İnal, Halep (Heleb)’in Şeyh Maksud (Şêx Meqsûd) Mahallesi’nde bir kadın savaşçının cenazesinin hedef alınmasına işaret ederek, “İslam’ın anlamı barış ve selamettir. Allah bu dini farklı farklı insanlara yollamıştır. Rojava ve Halep’e baktığımızda yapılan bu saldırılar İslamiyet karşıtlığıdır. İslam’ın esasında barış vardır, savaş yoktur. Savaş ancak birileri saldırırsa yapılabilir” diye kaydetti.
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların ataerkil bir zihniyete sahip olduğuna dikkat çeken Perva İnal, “Kadını yok sayıyorlar. Kadınları köle, cariye gibi görüyorlar. Kendilerine hizmet edenler olarak görüyorlar. Devrimci kadınları görünce bu onların zoruna gidiyor. ‘Nasıl olur da kadınlar bize karşı savaşır’ diyorlar. Devrimci kadının cenazesini yüksekten attıklarında da aynı şeyi söylediler. Bunlar Allah’ın adını kullanarak bu kirli şeyleri meşru göstermeye çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.
İNANÇLIYSAN SESSİZ KALAMAZSIN
Saldırılara karşı yeterince ses çıkarılmadığını söyleyen Perva İnal, “Bir ayette ‘Gelin bize yardım edin diyenlere neden yardım etmiyorsunuz’ der. Madem ki inançlısın bu ayeti yerine getirmelisin. Bu yardım çağrısına karşı bir şey yokmuş gibi evinde oturamazsın. Bir şey yokmuş gibi hayatını devam ettiremezsin. Sessiz kalamazsın” dedi.
Perva İnal, şöyle devam etti: “Direnen kadınları kutluyorum. Hayırlı bir iş yapıyorsunuz. İlk kadın şehit Sümeyye idi. O, müşriklerin saldırıları karşısında ‘Ben varım’ dedi. Yapılan zulüm ve zorbalıkları kabul etmedi ve bedenini feda etti. Ben de o direnişçi kadınlarda o ruhu görüyorum. O nedenle yaptıklarını kutlu bir iş olarak değerlendiriyorum.”
MA












