Küresel Politika Enstitüsü Kıdemli Araştırma Görevlisi Dr. George Szamuely, Sputnik’e yaptığı açıklamada, ABD’nin Grönland’daki imparatorluk hırslarına dair görüşlerini paylaştı.
Grönland’ın ABD tarafından potansiyel alımının Thomas Jefferson döneminde Louisiana’nın alınmasına kadar uzanan ve 19. yüzyıldaki Alaska satın alımını ve Hawaii’nin satın alınmasını da içeren klasik Amerikan genişleme geleneğinin bir devamı olarak kesinlikle görülebileceğini kaydeden Szamuely, bu satın almanın başarılı olması halinde, bunun tarihsel gidişata tamamen uyacağını belirtti.
“Ancak, bunu mutlaka neo-emperyalizm olarak tanımlamazdım, çünkü bu terim bir imparatorluğun kurulmasını çağrıştırıyor. Amaç, Grönland’ı Amerika Birleşik Devletleri’ne entegre etmek veya Porto Riko’ya benzer bir bölge olarak tutmak gibi görünüyor” diyen Szamuely, bu sürecin geleneksel bir imparatorluk kurmaktan ziyade toprak genişletme politikasına geri dönüşü temsil ettiğini söyledi.
“ABD’nin yüzölçümü bakımından dünyanın ikinci büyük ülkesi olması, jeopolitik statüsünü ve küresel sistemdeki rolünü nasıl değiştirir?” sorusu yöneltilen Szamuely, şu yanıt verdi:
“ABD bu satın almanın ardından yüzölçümü bakımından dünyanın ikinci büyük ülkesi olsa bile, küresel sistemdeki rolünü temelden değiştirmez. ABD zaten ekonomik, finansal ve askeri olarak lider güç. Dahası, Grönland’ın büyük bir kısmı yaşam için uygun değil ve son derece soğuk, bu da büyük bir nüfusu çekme olasılığının düşük olduğu ve ABD eyaletlerinin standartlarına göre küçük kalacağı anlamına gelir. Grönland’ın ele geçirilmesi önemli bir kara kütlesi ekleyecek olsa da, asıl değeri askeri amaçlar ve ham madde çıkarımı için olacaktır.”
Grönland’ın ABD’ye bağlanmasını Arktik’teki etki alanları ile ABD, Rusya ve Çin arasındaki rekabet açısından da değerlendiren Szamuely, “Böyle bir hamle kesinlikle etki alanlarının yeniden değerlendirilmesine ve ABD, Rusya ve Çin arasındaki rekabetin yoğunlaşmasına yol açabilir. Ancak, buzların erimesi nedeniyle bu rekabet zaten oldukça yoğun, zira bu durum hammadde çıkarımını kolaylaştırıyor ve Arktik sularını denizciliğe açıyor. Grönland’ın ele geçirilmesi bu gerilimleri daha da artırabilir, fakat Rusya ve Çin’in 1951 tarihli anlaşmanın ABD’ye bölgede serbestçe faaliyet gösterme hakkı tanıdığının farkında olduklarını belirtmek önemli” ifadelerini kullandı.
Sonuç olarak, Grönland hamlesini stratejik imkan ve kabiliyetlerde temel bir değişiklikten ziyade, Amerikan tarihindeki görkemli genişleme vizyonunun bir parçası olarak gören Szamuely, “Grönland’ı resmen ele geçirip geçirmemesine bakılmaksızın, bölgesel rekabet yoğunlaştıkça ABD’nin Arktik’te önemli bir oyuncu olması kaçınılmazdı. En nihayetinde, bu durum ABD’nin Kuzey’deki etkisini sürdürmek için gerekli bir şarttan ziyade, sembolik ulusal prestij arzusunu yansıtıyor” diye ekledi.
SPUTNIK














