DAİŞ saldırılarına ve Kobanê direnişine tanıklık eden sınır köylerindeki yurttaşlar, Kobanê ve Rojava ile bütünleşmiş durumda. Sınırın öte tarafındaki yakınları için insani koridor açılmasını isterken, saldırıların direnme ve dayanışma ile duracağını belirtiyor.
Rojava’ya, özelde de Kobanê’ye dönük saldırılar, sınır köylerinde yaşayan yurttaşları kaygılandırıyor. Çünkü çoğunun akrabası Kobanê’de bulunuyor. Bir taraftan bu kaygı yaşanırken, bir taraftan da Kobanê’de direnenlerle güçlü bir yürek birliği oluşmuş durumda. 2014 yılında hem DAİŞ saldırısı hem de Kobanê direnişi ve zaferi, hafızalarda hâlâ capcanlı. DAİŞ saldırılarının yarattığı öfke diri, Kobanê direnişinin yarattığı inanç ise daha da perçinlenmiş durumda.
Rojava günlerdir saldırı altında. Ateşkes anlaşmasına rağmen saldırılar ve tehditler sürüyor. Saldırılar özellikle “direnişin kalesi” olarak görülen Kobanê’de yoğunlaşıyor. Kobanê kuşatma altındayken, HTŞ-DAİŞ saldırıları sonucu kentin köylerinde bulunan siviller katlediliyor. Su, elektrik ve internetin kesilmesi; mazot gibi temel ihtiyaçların sınırlandırılması ise ciddi bir insani krize yol açıyor.
Ancak Kobanê, tüm saldırılara rağmen direniyor. 2014 yılında DAİŞ’i yenen Kobanê, bugün de DAİŞ artığı HTŞ’ye karşı kendini savunuyor. Bir yandan insani krizle mücadele ederken, diğer yandan binlerce insanın uğruna yaşamını verdiği toprağı ve kadın özgürlüğü öncülüğünde inşa edilen birlikte yaşamı savunuyor.
YARIMIZ SINIRIN ÖTE TARAFINDA
Kobanê’deki direniş, hemen yanı başındaki sınırın bu tarafını da doğrudan etkiliyor. Riha’nın Pîrsûs ilçesine bağlı ve Kobanê’ye sınır olan birçok köyde yaşam, sınırın ötesiyle iç içe geçmiş durumda. Köylerle Kobanê arasındaki mesafe kimi yerde 300, kimi yerde 500 metre, en fazla ise bir kilometre. Sınır köylerinde yaşayanlar bu durumu “bir köyün ikiye bölünmesi” olarak tarif ediyor. Bir yurttaş, “Köyü ikiye ayırmışlar. Yarımız burada, yarımız orada” diyor. Bazı köylerde beton duvarlar, bazılarında ise mayınlı araziler ve tel örgüler bulunuyor.
Sınır köylerinde konuştuğumuz herkes, Kobanê ile yatıp Kobanê ile kalktıklarını söylüyor. Gelişmeler yakından takip ediliyor; saldırıların yoğunlaştığı anlarda atılan bombaların sesleri dahi duyuluyor. Her patlama sesi, savaş gerçekliğini daha da yaklaştırıyor. Bu nedenle sınır köylerinde yaşayan yurttaşlar, Rojava’ya dönük saldırıların doğrudan içinde olduklarını hissediyor.
ROJAVA KÜRTLER İÇİN BİR VARLIK YOKLUK SORUNU
Bu hissiyatın nedeni yalnızca savaşın yakınlığı ya da akrabalık bağları değil. Belirleyici olan, Rojava’nın Kürt varlığını ve kazanımlarını güvence altına alan bir yerde durması. Görüştüğümüz hemen herkes, “Rojava yoksa Kürtler de yok” düşüncesini dile getiriyor. Bu düşünce, Rojava’yı ve özellikle Kobanê’yi savunma iradesini daha da güçlendiriyor. Kobanê’nin yalnızca Kürtler için değil, tüm dünya kadınları ve halkları için bir umut olduğu vurgulanıyor; bu nedenle Rojava ile dayanışmanın evrensel bir sorumluluk olduğu ifade ediliyor.
Yurttaşlar bu çağrılarını, 2014’te tanıklık ettikleri dayanışmaya dayandırıyor. Sınırın hemen 250 metre ötesindeki Qeremox köyünü işaret eden köylüler, DAİŞ’in o dönemde bu köye yoğun saldırılar düzenlediğini ve bu saldırılara tanık olduklarını, ama aynı zamanda DAİŞ’in nasıl yenildiğini de gördüklerini anlatıyor.
İNSANİ YARDIM KORİDORU ÇAĞRISI
Köylüler, Kobanê’deki yakınlarıyla iletişim hâlinde olduklarını ve kentte ciddi bir insani kriz yaşandığını aktarıyor. Bu nedenle Kobanê’ye acil olarak insani yardım koridoru açılmasını talep ediyorlar. “Gerekirse her türlü katkıyı sunmaya hazırız” diyen yurttaşlar, hem insani koridorun açılmasını hem de saldırıların bir an önce durdurulmasını istiyor.
SINIR KÖYLERİNDE KISMİ ABLUKA
Saldırıların yoğunlaşmasıyla birlikte sınır köylerinde kısmi bir abluka da hissediliyor. Köy girişlerinde jandarma kontrol noktaları kurulmuş durumda. Sık sık devriye atılıyor, giriş-çıkışlarda kimlik kontrolleri yapılıyor. Bazı köylerde jandarma sürekli bulunuyor. Konuştuğumuz bazı yurttaşlar, aramaların “keyfi” şekilde yapıldığını da ifade ediyor.
Bu durumdan rahatsız olduklarını belirten yurttaşlar, yine de önceliklerinin Rojava olduğunu söylüyor. Bir yurttaş yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Gece yarısı evime geldiler, Suriyeli iki kişinin geldiğini söylediler. Olmadığını söyledim ama dinlemediler. Rahatsız oluyoruz ama bize baskı yapsalar da önemli olan Rojava’dır. Orada bir soykırım tehdidi var. Bunu dünyaya duyurmak gerekiyor.”
ROJAVA’YI DİRENİŞ KURTARACAK
Sınır köylerinde yaşayan yurttaşlar, Rojava’daki Kürtlere dönük soykırım tehdidinin farkında. Ancak bu farkındalık, umutsuzluk değil direnç yaratıyor. Kobanê’den söz ederken gözyaşlarını tutamayan bir yurttaş, “Rojava’yı ancak Kürtlerin birliği ve dayanışması kurtarır. Orası giderse, biz de gideriz” diyor. Bir diğeri ise “Bi berxwedan nabe” diyerek, direniş olmadan kurtuluş olmayacağını vurguluyor.
Neredeyse tüm sınır köyleri Kobanê ve Rojava ile bütünleşmiş durumda. Yurttaşlar, kurtuluşun ancak direnerek ve birlikte mücadele ederek mümkün olduğunu söylüyor. 2014’teki Kobanê ruhuyla büyüyecek bir direniş ve dayanışmanın, DAİŞ ve HTŞ çetelerini yenebileceğine olan inanç hâlâ güçlü.
MA












