Türkiye’de Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması süreci, 11 Aralık 2020 ve 11 Ocak 2021’de iki çağrıda bulunan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin HDP’nin kapatılması çağrısında bulunmasıyla başladı.
DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre; 17 Mart 2021’de Türkiye Cumhuriyet Başsavcısı, HDP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne dava açtı. İddianamede HDP, “Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve laik doğasına ve hukukun üstünlüğüne aykırı bir şekilde hareket etmekle” suçlanıyor.
HDP suçlamaları reddetti ve davayı muhalefet seslerini bastırmak için siyasi olarak motive edilmiş bir hamle olarak nitelendirdi. Parti, HDP’nin kapatılmasının Anayasa’ya ve uluslararası insan hakları hukukuna aykırı olacağını savundu.
HDP’nin kapatma davası şimdi Anayasa Mahkemesi’nde ilerliyor. 11 Nisan 2023’te mahkemenin HDP’nin sözlü savunmasını dinlemesi planlanıyor. Ancak HDP, 6 Nisan 2023’te, yoğun seçim kampanyası dönemini gerekçe göstererek sözlü savunma yapmayacağını açıkladı. Mahkeme bu kararı “sessiz kalma hakkı” olarak yorumlayabilir ve HDP’nin savunmasını dinlemeden davaya devam edebilir. Bu durumda mahkeme, davanın esası hakkında bir rapor hazırlaması için davayı bir raportöre gönderecek ve bu rapor incelenmek üzere hakimlere dağıtılacaktır.
HDP’YE ULUSLARARASI DESTEK
HDP’nin kapatılması davası, Avrupa Birliği ve ABD de dahil olmak üzere Türkiye’nin uluslararası ortakları arasında da endişelere yol açtı. AB davayı eleştirdi ve Türkiye’yi hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygı göstermeye çağırdı. ABD de davayla ilgili endişelerini dile getirdi ve Türkiye’yi ifade ve toplanma özgürlüğünü korumaya çağırdı.
HDP’nin kapatma davasına ek olarak, eski eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ da dahil olmak üzere birçok HDP üyesi şu anda terör suçlamalarıyla cezaevinde. Hapsedilmeleri, suçlamaların siyasi amaçlı olduğunu ve yargılamanın uluslararası adil yargılama standartlarını karşılamadığını savunan insan hakları grupları ve Türkiye’nin uluslararası ortakları tarafından eleştirildi.
YEŞİL SOL PARTİ’DE SİYASİ YASAK İSTENEN İSİMLER YER ALIYOR
HDP, 14 Mayıs seçimleri için milletvekili aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na teslim etti. HDP, “Yeşil Sol Parti” adı altında seçimlere katılacak ve liste, Pervin Buldan, Mithat Sancar, Sezai Temelli, Mehmet Rüştü Tiryaki, Saliha Aydeniz, Ömer Öcalan, Habip Eksik, Berdan Öztürk, Dilşat Canbaz Kaya, Muazzez Orhan ışık, Necdet İpekyüz, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Murat Sarısaç, Saruhan Oluç, Meral Danış Beştaş, Gülüstan Koçyiğit Kılıç ve Sırrı Süreyya Önder gibi en az 17 isimden oluşuyor, bu isimler kapatma davası kapsamında siyasi yasak ile karşı karşıya.
İMRALI GÖRÜŞMELERİ DE SUÇLAMA KONUSU
Yargıtay Başsavcısı’nın kapatma davasına delil olarak gösterdiği olaylar arasında “Kobani” ile “Hendek” olayları, Diyarbakır Anneleri’nin eylemleri yer aldı. 2013 yılında çözüm süreci kapsamında İmralı Adası’na giden Pervin Buldan, Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder ve İdris Baluken’in Abdullah Öcalan ile yaptığı konuşma içerikleri de iddianamede suçlama konusu yapıldı. İddianamede, şöyle denildi:
“Davalı Partinin silahlı terör örgütü PKK/KCK/PYD ile süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylemleri itibariyle organik bir bağ içinde bulunduğunun anlaşıldığı, silahlı terör örgütü ile aynı saikle gerçekleştirdiği eylemler itibariyle yakın ve açık tehlike halinin var olduğu, bu bağlamda kapatma yaptırımının demokratik toplum gereklerine uygun olduğu, orantılılık koşuluna haiz bulunduğu değerlendirilmiştir.”
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN İHLALİ OLACAK
Dava tam duruşmaya devam ederse, mahkemenin HDP’yi kapatmak için üçte iki çoğunluk oyu alması gerekecek. Bir siyasi partinin kapatılması, Anayasa’nın ve hukukun üstünlüğünün ihlalini gerektirir. HDP’nin kapatılması, parti ve destekçilerinin yanı sıra Türkiye’nin demokratik kurumlarına da önemli bir darbe olacaktır.
HABER MERKEZİ

















