Kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan ve AKP ile MHP oylarıyla kabul edilen 11’inci Yargı Paketi, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Pakette Kovid düzenlemesi olarak yer alan düzenlemeyle 50 bin kişi, tahliye edildi. Kadın örgütleri, yasa teklifinin Meclis’te görüşüldüğü süreçte paketin kadınlar açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekerek çok sayıda eylem ve açıklama yaptı. Ancak bu uyarılar dikkate alınmadı. Yargı paketinden yararlanarak tahliye edilen Okay Gür, cezaevinden çıktıktan yalnızca 3 gün sonra Amed’de Rojda Yakışıklı’yı katletti.
‘KAYGILARIMIZDA HAKLI ÇIKTIK’
Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, kadın örgütleri olarak yargı paketi öncesinde şiddetin ve kadın cinayetlerinin artacağı yönündeki kaygılarını dile getirdiklerini hatırlattı. Paketin 27’nci maddesinde yer alan “genel ahlak” kavramının muğlaklığına dikkat çeken Göksoy, “Bu tanım; kadınların bedeni, giyimi, yaşam tarzı ve kamusal alandaki görünürlüğü üzerinden müdahaleye açık. Aynı zamanda kadınların can güvenliğini riske atan bir içerik taşıyor. Buna rağmen paket çıkarıldı ve kaygılarımızın ne kadar haklı olduğu çok kısa sürede ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.
Tahliye edilen yaklaşık 50 bin kişinin profiline bakıldığında kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, uyuşturucu ve fuhuş suçlarının öne çıktığını belirten Çiğdem Göksoy, “Cezaevinden çıkanlar yarım kalan işlerine devam etti. Keşke yanılmış olsaydık ama maalesef yanılmadık” diye konuştu.
‘CEZASIZLIK POLİTİKASI BESLENİYOR’
Meclis’te 12’nci Yargı Paketi ile 120 bin kişinin daha tahliye edileceğinin ifade edildiğini hatırlatan Çiğdem Göksoy, çıkan her yargı paketinin kadınlar için daha fazla tehlike anlamına geldiğini vurguladı. İstanbul Sözleşmesi’nin feshi ve 6284 sayılı yasanın işlevsizleştirilmesinin de bu süreçlerin parçası olduğunu belirten Çiğdem Göksoy, “Kadınlar hem kamusal alanda hem de evlerinde güvensiz hale getirildi” diye belirtti.
Kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin artmasının temel nedenlerinden birinin cezasızlık politikaları olduğunu ifade eden Çiğdem Göksoy, “Erkek egemen zihniyet yargı sistemine sirayet etmiş durumda. ‘Nasıl olsa ceza almam’ algısı yaygınlaşıyor. İyi hal ve haksız tahrik indirimleri bu algıyı daha da güçlendiriyor” şeklinde konuştu.
‘CİNSİYET EŞİTLİĞİ ERKEK İKTİDARINI ZORLUYOR’
Sağ otoriter ve muhafazakâr politikaların kadın bedeni üzerinden şekillendiğini söyleyen Çiğdem Göksoy, “Kadınların özgürleştiği her alan erkek iktidarını sarsıyor. Bu nedenle kadın örgütleri hedef alınıyor. Cinsiyet eşitliği erkeklerin işine gelmiyor” dedi.
Kadınların yaşamlarının bir yargı paketine indirgenemeyeceğini vurgulayan Göksoy, mücadeleyi büyüterek sürdüreceklerini ifade ederek, “Sokakta, örgütlerde, basın açıklamalarıyla ve dayanışmayla bu politikalara karşı durmaya devam edeceğiz. Barışın inşasından kadına yönelik şiddetle mücadeleye kadar her alanda 2026 yılına kadın mücadelesiyle damgamızı vuracağız” diye ekledi.
Mehmet Güleş / MA


















