İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Muğla Akbelen Ormanı’nda bu sabah başlayan ağaç kesimine ilişkin Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. “Akbelen’e dokunma” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Kömüre inat yaşasın hayat”, “Limak defol bu hayat bizim” ve “Akbelen köylüsü yalnız değildir” sloganları atıldı. Açıklamaya Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Milletvekili Burcu Gül Çubuk’un yanı sıra kentte bulunan siyasi parti ve kurum temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.
Kitle adına konuşan Çevre Mühendisi Helil İnal Kınay, bölgede 3 farklı termik santral için bugüne kadar binlerce dönüm ormanlık alanın yok edildiğini vurguladı. Maden şirketlerinin ormanları, toprakları, zeytinlikleri, köyleri yok ettiğini söyleyen Kınay, “Bölgede madenini genişlemesi ve ağaç kesimlerine karşı verilen hukuki mücadele devam ediyor. Bilirkişi Raporları Madenin yarattığı geri dönüşü olmayan zararlar, Akbelen ormanının kaybedilmesi halinde yaşanacak ekolojik kırım ortaya kondu. Ancak mahkeme tarafından atanana yeni bilirkişilerin mesleklerine ihanet edercesine hazırladığı rapor ve onay süreci ile izinler yeniden yasal hale getirildi. Bir taraftan İtirazlar ve hukuki mücadele devam ederken, Hukukun kanunların, devletin korumakla sorumlu olduğu kurumların korumadığı Akbelen Ormanı’nı köylüler ve yaşam savunucuları 24 saat tuttukları nöbetle korumaya devam ediyor” dedi.
“MADENE GEÇİT YOK”
Ormanını koruyan İkizköylülerin gözaltına alındığını aktaran Kınay, “Buradan bir kez daha sesleniyoruz. Ağaç kesimlerini durdurun. Bizler madenlerin, açgözlü şirketlerin ormanlarımızı, tarlalarımızı, köylerimizi, insanlarımızı yuttuğu, tükettiği bir ülke istemiyoruz. Ne yazık ki ülkemizde egemen olan madencilik anlayışı, madenin bulunduğu tüm arazinin harap edildiği, geride ise tümüyle verimsizleştirilmiş ve kirletilmiş bir toprağın bırakıldığı bir anlayışla sürdürülmektedir. Bu anlayış nedeniyle Cerrattepe’den Fatsa’ya, Kaz Dağlarından Akbelen’e kadar her yerde verimli ormanlık alanlarımız, tabiat zenginliklerimiz yok edilmektedir. Bu anlayış, sadece madenciliği değil, yaşamı da sürdürülemez hale getirmektedir. Bu madencilik anlayışı, bir üretim faaliyeti değil, bir sömürü faaliyetidir. Madenleri olduğu gibi, doğayı ve halkı da sömürmektedir” diye konuştu.
MA


















