53 yıldır gazetecilik yapan, kendisinin deyişiyle “kıdemli bir basın sanığı” olan Aydın Engin’i 82 yaşında kaybettik. O bir gazeteci idi ama “bir basın sanığı” olmasının nedeni elbette herhangi bir gazeteci değil, kalemini ülkesinin demokratikleşmesi, barış içinde yaşaması için kullanmasından dolayı idi. Ömrü boyunca bunlar için mücadele etti.
Uzun yıllar katkı sunduğu T24 ve Cumhuriyet’te Engin’in hayat öyküsüyle ilgili verilen bilgilere göre, İzmir’in Ödemiş’te başlayan hayat yolculuğu hiç kolay olmadı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni okurken Adalet Cimcoz, Tahir Alangu gibi kimi yazar ve çevirmenlerinin yazılarını daktiloya çekerek geçimini sağladı ve yazarlık mesleği ile tanıştı. Hukuk eğitimini yarıda bırakarak Gençlik Tiyatrosu’nda amatör olarak oyunculuk yaptı. Bu alandaki başarısı ile Yılmaz Güney’in özel senaristi olarak çalıştı.
1963-1964 yılları arasında Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Kadıköy Gençlik Kolları Başkanlığı yaptı.
1967 yılında Tuncel Kurtiz, Tuncer Necmioğlu, Umur Bugay ve Müjdat Gezen ile birlikte Halk Oyuncuları’nı kurdu. ‘Devri Süleyman’ adlı oyunu yazdı ve yönetti. Oyun, büyük beğeni topladı.
1969 yılında tiyatroculuğu bırakarak gazeteciliğe başladı. Haftalık Yeni Ortam dergisinde yazı işleri müdürlüğü yaptı.
12 Mart sonrasında kurulan ilk sosyalist parti olan Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin (TSİP) kurucuları arasında yer aldı. 1976 yılında Politika gazetesinin genel yayın müdürü oldu. Bu gazetedeki köşesine seçtiği ‘Tırmık’ adı neredeyse onun rumuzu oldu.
1970’li yıllarda farklı zamanlarda 7 kez tutuklandı. 12 Eylül Darbesi günlerinde tutuklu olduğu sırada bir başka davadan ötürü 7,5 yıl hapse mahkum oldu ancak bir yanlışlık sonucu tahliye edilince Haziran 1980’de yurt dışına gitti.
12 yıl boyunca hayatını siyasi mülteci olarak Almanya’da sürdürdü. Gıyabında yargılandığı davalarda ağır hapis cezalarına çarptırıldı. Almanya’da 1982-1884 yıllar arasında Avrupa’daki Türk göçmenlere seslenen “Türkiye Postası”isimli yayının başında yer aldı. Frankfurt’ta sonraki altı yıl boyunca geçimini sağlamak için taksi şoförlüğü bile yaptı. Sürgündeki Almanya yıllarını “Ben Frankfurt’ta Şoförken” adıyla kitap yaptı.
1991 yılında çıkan kısmi aftan yararlanarak Türkiye’ye döndü, kısa süre Sağmalcılar Cezaevi’nde hapis yattı.
1992’den 2002’e kadar Cumhuriyet gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Birgün gazetesinin kuruluşunda yönetici olarak görev aldı ve bir süre Tırmık köşesini yazdı. Daha sonra Agos’ta köşe yazıları yazmaya başladı. 1 Eylül 2009’da yayına başlayan bağımsız internet gazetesi T24’ün kuruluşuna katıldı.
2015 Ağustos’unda yeniden Cumhuriyet gazetesine döndü. Cumhuriyet yazar ve yöneticilerinin “FETÖ ve PKK terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla tutuklandığı soruşturmada gözaltına alındı, yurt dışına çıkışını yasaklayan “adli kontrol” şartıyla serbest bırakıldı.
“Ben kıdemli bir basın sanığıyım. Hayatımda bu kadar ahlaksız bir dosya görmedim. Saçma demiyorum, ahlaksız diyorum” dediği ve Yargıtay aşamasında bulunan davada 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Gazetenin sahibi konumundaki Cumhuriyet Vakfı’nda, gazete yazar ve yöneticilerinin tutuklu yargılandığı davada tartışmalara neden olan aleyhte tanıklık yapan ve Cumhurbaşkanlığı’na şikâyet dilekçesi de yazdığı ortaya çıkan Alev Coşkun’un yönetime gelmesinin ardından Cumhuriyet’ten ayrılarak T24’teki köşesine döndü.
HABER MERKEZİ















