Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) İstanbul Bölge Temsilciliği, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Şubeler Platformu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyon Kurulu ve İstanbul Tabip Odası (İTO) tarafından, 2 Nisan 2024’te yaşanan Gayrettepe katliamının 2’nci yıl dönümü dolayısıyla açıklama yapıldı. Yangının çıktığı İstanbul Beşiktaş’taki Masquerade gece kulübü önünde “Artık Yeter, İş Cinayetlerini, İşçi Katliamlarınım Durduralım” şiarıyla yapılan açıklamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek ve Özgül Saki’nin yanı sıra yaşamını yitirenlerin aileleri, siyasi parti temsilcileri, emek örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklama öncesi Gayrettepe Melas Hotel’den Masquerade gece kulübü kadar bir yürüyüş gerçekleşti. “İhmal Değil Olası Kast, Gayrettepe Katliamı İçin Adalet 29 Can İçin Adalet” pankartının açıldığı yürüyüşte “Cezasızlığa karşı bir aradayız”, “Kaza değil iş cinayeti” ve “Gayrettepe için adalet” gibi dövizler açılırken katledilen işçilerin fotoğrafları karanfillerle taşındı. Yürüyüşün ardından kitle Masquerade gece kulübünün önüne gelerek basın açıklamasını yaptı.
Açıklamayı katliamda yaşamını yitiren Şivan Dolu’nun ablası Zülfiye Dolu okudu. Gayrettepe işçi katliamını unutmayacaklarını ve adalet istemekten vazgeçmeyeceklerini söyleyen Zülfiye Dolu, “2 Nisan 2024’te Gayrettepe’de bulunan Masquerade kulüpte yürütülen tadilat sırasında çıkan yangında 29 sevdiğimiz yaşamını yitirdi. Aradan 2 yıl geçti. Ancak bizim için takvim yalnızca zaman değil, eksilmeyen acıyı, bilmeyen özlemi ve hâlâ karşılık bulmamış adalet talebinde gösteriyor. Bugün burada hayatını kaybeden 29 canımızı anmak, onların adını ve hatırasını yaşatmak, yaşananların üzerini örtülmesine izin vermeyeceğimizi bir bir kez daha söylemek için bir aradayız. Gayrettepe’de yaşanan bir kaza değildi, bir kader değildi. Bu önlenebilir olduğu halde önlenmeyen gerekli tedbirler alınmadığı için meydana gelen, sorunların yükümlülüklerin yerine getirmemesi sonucu ortaya çıkan bir işçi katliamıydı. Ruhsatsız tadilatın sürdürülmesi, iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, çalışma koşullarının denetlenmemesi ve açık tehlikelere rağmen işçilerin çalıştırılmaya devam edilmesi, 29 işçinin yaşamına mal oldu. Bu nedenle burada yaşananı tesadüf, dikkatsizlik ya da sıradan bir ihmal olarak adlandırmak, gerçeğe örtmek olur” ifadelerini kullandı.
18 MAYIS’TAKİ DURUŞMAYA ÇAĞRI
Dosyaya ve yargılama sürecine yansıyan bilgilerin, olayın tekil bir eksiklikten değil bir ihmal zincirinden kaynaklandığını ortaya koyduğunu vurgulayan Zülfiye Dolu, “Çıkışların insan taliyesine uygun olmaması, çalışma alanında yangın riskine karşı gerekli düzenlemelerin bulunmaması, işçilerin güvenliğini sağlayacak temel önlemlerin alınmaması ve bütün bunlara rağmen faaliyetin sürdürülmesi. Bu ölümün nasıl adım adım hazırladığını göster veriyor. Ortada öngörülmeyen bir durum değil. Göz göre göre büyüyen bir tehlike vardı. Bu kadar açık riskler varken neden çalışma durdurulmadı? Neden gerekli önlemler alınmadı? Neden işçilerin yaşamı korunmadı? Asıl sorumlular, önlemleri almayanlar, alınmayan önlemlere rağmen tadilatın sürmesine izin verenler, denetim görevinin yerine getirmeyenler ve bu koşulları görmezden gelenlerdir. İşçilerin ölümüne yol açan koşullar kendiliğinden oluşmadı. Bu koşullar yaratıldı ve uyarılması gereken yerde sessiz kaldı. İki yıldır süren yargılamada adalet duygusunu zedeleyen gelişmeler yaşandı. Sorunların tamamı tutuklu değil. Dosyada etkili bir yargılama yürütüldüğünü söylemek mümkün değil. 29 işçinin yaşamını yitirdiği bir olayda sınırlı ve eksik bir yargılama kabul edilemez. Bu dosyada ihmal sözcüğünün gerçeğe karşılamadığını başından beri söylüyoruz. Çünkü burada yalnızca eksik bırakılmış bir takım tedbirlerden değil sonucu öngörebilir bir tehlikeye rağmen gerekli adımlarının atılmamasından söz ediyoruz. Bu nedenle herkesi 18 Mayıs’ta görülecek duruşmada bizimle birlikte olmaya çağırıyoruz” diye konuştu.
‘BU SİSTEM PATRONLARIN İŞİNE GELİYOR’
Daha sonra kısa bir konuşma yapan Özgül Saki ise şunları söyledi: “29 işçi öldü. Çünkü kapitalizmin çarkları hızla dönmek zorunda. Onları ne işçilerin ne de çocukların kanları durduruyor. Kaza denilen bu katliamda, biran evvel tadilatın yapılması için dört farklı taşeron birbiriyle alakasız bölümlerde tadilat yaparak göz göre göre 29 işçinin ölmesine sebep oldu. Ama biz bunlara karşı her daim ‘Adalet istiyoruz’ diyoruz. Olayın başında apar topar gözaltına alınan birkaç kişi ama asıl sorumlular bakanlıktır ve bu davalarda mutlaka yargılanmaları gerekiyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliği adeta ticarileştirilmiş bir şekilde yürüyor. Bu ucube sistem de patronların işine geliyor.”
MA

















