Demokratik Kurumlar Platformu, Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı grupların Halep’in Eşrefiyê, Şêxmeqsûd ve Benî Zêd mahallelerine yönelik saldırılarını İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Şişhane Meydanı’nda düzenlediği basın açıklaması ile protesto etti. Açıklamaya çok sayıda kişi katılırken, “Xwedî derketina Rojava, xwedî derketina mirovahîye ye… Rojava vicdandır, özgürlüktür, direniştir; teslim alınamaz” pankartı açıldı. Açıklamada, “Dîsa dîsa serhildan Serokê me Öcalan”, “Rojava ya me ye rumata me ye”, ” Bijî berxwedana Rojava”, “Bijî berxwedana Şêxmeqsûd”, “Direne direne kazanacağız”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Rojava’da düşene dövüşene bin selam”, “Kürdistan goristan ji bo faşistan”, “Bijî serok Apo”, “Jin jîyan azadî” sloganları atıldı.
Burada konuşan DEM Parti Parti Meclisi (PM) üyesi Ünal Yusufoğlu, Kobanê direnişini hatırlatarak, “Yarına dair umudu taşıyan herkes Rojava’dan ilham almaktadır. Türkiye’de 27 Şubat’tan bu yana Sayın Öcalan’ın yaptığı çağrıyla birlikte sadece Türkiye’de değil, bütün Ortadoğu’da bir barış iklimi yaşanıyor. Birlikte yaşama mücadelesi söz konusu. İnsanlar bu şekilde yarına dair umut besliyor” dedi.
‘KADINLARIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİ DESTEKLİYORUZ’
Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Sözcüsü ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise “Rojava’da direnen halkların kazandığı kazanımları ellerinden almak için en çok da kadınların özgürlüğünü ellerinden almak için hakların birlikte eşit şekilde yaşama umudunu ellerinden alabilmek için İŞİD’i tekrar hortlatmaya çalışıyorlar. Biz İŞİD’in kaybolmadığını biliyoruz. Takım elbise giyince o insanlık dışı barbarlık ortadan kalkmıyor. Kobanê ile nasıl dayanıştıysak şimdi Suriye’de bütün halkların eşitlik, kardeşlik mücadelesini, kadınların özgürlük mücadelesini destekliyoruz” ifadelerini kullanarak, mücadele çağrısı yaptı.
‘MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ’
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu da İsrail’in Suriye’de birçok yeri vurduğunu anımsatarak, “Türkiye hükümetinden o zaman herhangi bir ses yok. İsrail olunca herkes sus pus oluyor. Ama orada bir halk kendi yaşamını savununca herkesin hedefi haline dönüşüyor. O üniforma değiştirmiş İŞİD’çiler önce Alevilere, Dürzilere şimdi de Kürtlere saldırdılar. İstiyorlar ki orası sadece kendi inançlarında, dillerinde, egemenliklerinde yaşayan bir halk olsun. Ama bu Suriye gerçekliğine uymuyor. O neden biz oradaki halklarla halkların kardeşliğini savunan insanlar olarak barış mücadelesinde onların yanında mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.
‘İŞİD VE SMO SORUNU VAR’
DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, Suriye yönetimi zihniyetinin her konuda “tekçilik” dayattığını söyleyerek, “Bugün halk tekçi zihniyete karşı sokakta. Ey diktatörler, tekçi zihniyetçiler sizin varlığınız halkın sokağa düşmesiyle son bulacaktır. Halep’te 3 mahallede uzun süredir halk abluka altında. Son 3 gündür kadın, çocuk demeden İŞİD çeteleri sivil insanların ölümüne neden oluyorlar. Orada ne Kürt’ün, Süryani’nin, Arap’ın varlığı sorundur. Orada sorun olan İŞİD ve SMO çeteleridir” ifadelerine yer verdi.
‘SALDIRILAR İNSANLIK SUÇU’
Ardından açıklamanın basın metnini Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul İl Örgütlenme Eş Sözcüsü Ayfer Çelik, okudu. Saldırıların insanlık suçu olduğunu ifade eden Ayfer Çelik, QSD’nin Suriye ordusuyla entegrasyonun konuşulduğu dönemde saldırıların olmasının “manidar” olduğunu belirtti. Kürtleri hedef alan saldırıların aynı zamanda Suriye’nin geleceğine dair olan “siyasi uzlaşma zeminlerine” de zarar verdiğini dile getiren Ayfer Çelik, “Bu saldırıların aynı zamanda Türkiye’de devam eden Barış ve Demokratik Toplum sürecini olumsuz etkileyeceği açıktır. Rojava’ya yönelik bu düşmanca tutum, SDG’nin entegrasyon ve çözüm yönündeki çabalarını zayıflatmayı, bölgesel barış ihtimalini sabote etmeyi amaçlamaktadır. Çözüm karşıtı güçler, savaşı derinleştirerek halklar arasındaki demokratik ve barışçıl gelecek ihtimalini boğmak istemektedir. Ayrıca altını özellikle çiziyoruz: Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik bu saldırılar, daha önce Süveyda’da Dürzilere, Alevi yerleşimlerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların devamı niteliğindedir. Bu saldırılar, Suriye’nin çok kimlikli ve çok inançlı toplumsal dokusunu hedef alan, halkları birbirine düşmanlaştırmayı amaçlayan karanlık bir aklın ürünüdür. IŞİD çetelerine karşı tarihi bir direnişe sahiplik yapan Kürt halkı ve Suriye Demokratik Güçleri Ortadoğu’da barışın, demokrasinin ve özgürlüklerin tek teminatıdır. Bütün dünyanın bildiği ve kabul ettiği bu hakikat, geleceğini HTŞ çetelerinde gören, çıkarlarını HTŞ üzerinden korumaya çalışan yerel ve bölgesel güçler tarafından boğulmaya çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı.
‘KÜRT HALKI SALDIRILAR KARŞISINDA YALNIZ DEĞİLDİR’
Türkiye ve HTŞ’nin ilişkisine dikkat çeken Ayfer Çelik, “Bugün yaşanan saldırılarda etkili olduğu aşikardır. Bu ilişki ve diyaloğun Suriye’ye ve Suriye halklarına hiçbir gelecek sağlamadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Halkların güvenini kazanmış Suriye Demokratik Güçlerinin tüm diyalog ve diplomasi girişimlerinin engellenmesi, bir tehdit olarak lanse edilmesi savaş ve tekçilikte ısrardan başka bir şey değildir. Zaten sorun eskinin artık yürümediği, yenilenmenin, değişimin ve dönüşümün kaçınılmaz olduğudur. Yeninin adı da özgürlüktür, eşitliktir ve demokrasidir. Kürt halkı bu saldırılar karşısında yalnız, savunmasız ve dağınık değildir. Kobanê direnişinin ortaya koyduğu tarihsel irade ve onurla, Rojava’nın kazanımlarını, Suriye halklarının haklarını korumakta kararlıyız. Özerk Yönetim’in ve halkların ortak yaşam iradesinin yanındayız. Kürt halkı, bu tür saldırılara karşı örgütlü, ulusal ve demokratik birlik ruhuyla, meşru direniş hakkını temel alarak duracaktır. Hiçbir güç, halkımızı teslim almayı başaramamıştır, başaramayacaktır” diye konuştu.
‘SESSİZLİK SUÇA ORTAK OLMAKTIR’
Ayfer Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uluslararası güçleri, Birleşmiş Milletler’i ve ilgili tüm aktörleri artık izleyici konumundan çıkmaya çağırıyoruz. Sivillerin korunması için derhal sorumluluk alınmalı, saldırılar acilen durdurulmalı ve saldırgan güçler açık biçimde teşhir edilmelidir. Sessizlik, bu suça ortak olmaktır. Buradan dünya kamuoyuna, Kürt halkının dostlarına ve demokrasi güçlerine açık çağrımızdır: Kürt halkını yalnız bırakmayın. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de direnen halkla dayanışmayı büyütün. Bugün Halep’te yaşananlar durdurulmazsa, yarın çok daha büyük yıkımların ve geri dönülmez kırılmaların önü açılacaktır.”
Açıklamanın ardından en az 30 kişi darp edilerek, gözaltına alındı.
MA

















