İzmir’de bulunan Temel Conta Fabrikası’ndaki Petrol-İş Sendikası üyesi işçiler, sendikal haklarının tanınması ve toplu iş sözleşmesi imzalanması talebiyle 481 gündür direnişte. Grev kararı bulunan fabrikada kaçak işçi çalıştırdığı mahkeme kararıyla da tespit edilen işveren, Kemalpaşa fabrikasındaki makineleri Torbalı’da bulunan yeni fabrikaya taşıyarak işçilerin grevini kırmaya çalıştı. Ancak tüm bunlara rağmen işçilerin Torbalı’daki fabrika önündeki eylemi devam ediyor.
Direnişteki işçilerden Sinem Kaya, grev sürecinde yaşadıklarını ve verdikleri mücadeleye dair ajansımıza konuştu.
‘HER MÜCADELE BİR KAZANIM’
Grev öncesi işveren tarafından “Hiç bir yerde iş bulamazsınız, sicilinize işler. Siz kadınlar aklınızı başınıza alın, eşleriniz bile iş bulamaz” tehditlerinde bulunduğunu belirten Sinem Kaya, çocuklarının geleceği ve emeklerinin karşılığını almak için 10 Aralık 2024 tarihinde greve çıktıklarını hatırlattı. Fabrika önündeki eylemlerini soğuk ve yağışlı havaya rağmen her gün sürdürdüklerinin altını çizen Sinem Kaya, “Patron nöbet çadırında acı çekmemizden ve soğukta üşümemizden mutlu oluyordu. Kendince kazandığını hissediyordu. Ama biz her üşüdüğümüzde birbirimize daha da sarıldık, ateşimizi daha da büyüttük ve gün geçtikçe de mücadelemizin ne kadar önemli olduğunu anladık. Sendika hakkının sadece kağıt üzerinde olduğunu anladık. Temel Conta işçileri olarak ilk günden beri ‘sadece kendimiz için değil, korkan ve ‘biz bir aileyiz’ deyip kandırılan bütün işçiler için direnişoruz’ dedik. Kemalpaşa’daki makineleri, 10 otobüs çevik kuvvet polisiyle şafak operasyonu yaparak Torbalı’ya taşıdı. ‘Bizler suçlu değiliz, suçlu grevi kıran. Makinelerin çıkmasına izin vermeyin’ dedik. Güçleri bize yetti ve vurdular. Mücadelemizin boşa olmadığını biliyoruz, her mücadele bir kazanımdır” diye belirtti.
‘GÜÇLÜ BİR KADIN MÜCADELESİ VAR’
Grevdeki ikinci kışları olduğunu söyleyen Sinem Kaya, “Kemalpaşa’daki grev yerimiz de çok soğuktu ve orada sobamız da yoktu. Yağmur yağdığında 16 işçi zar zor çadıra sığıyorduk. Halen orada giydiğimiz ve delik deşik olmuş montlarımızı saklıyoruz. Arkadaşlarımızla dedik ki ‘Montlarımızı atmayacağız, çocuklarımıza bırakacağız.’ Biz kadınlar yeri geldiğinde babasına, yeri geldiğinde eşine bağlı kalıyor. Kadınlar sendikaya üye oldukları ve greve çıktıkları zaman ‘önce bir eşime sorayım’ dedi. Greve çıktığımız zaman diğer kadınlar da ‘arkadaşlarımı orada yalnız bırakmayacağım’ dediler. Yani o birlik bizde güç sağladı. Mesela eşi dışarıya gezmesine izin vermeyen kişi eşinin greve çıkmasına karışmamaya başladı. Direnişimiz farklı alanlarda mücadeleyi öğretti bize ve bu mücadele başkalarını da etkiledi. Kadın arkadaşlarımla gurur duyurum. İlk başta ‘eşimden habersiz greve çıkmam’ diyen arkadaşımız gece saat 04.00’te komşusunu uyandırıp grev alanına gelip, polis barikatının önünde makinelerin çıkartılmaması için direndi. Burada bir kadın mücadelesi var ve bu mücadele çok güçlü” ifadelerini kullandı.
‘KAZANANA KADAR BURADAYIZ’
Daha önce grev kırıcılığına karşı açtıkları bir davayı kazandıklarını hatırlatan Sinem Kaya, buna rağmen işverene herhangi bir yaptırım uygulanmadığını dile getirdi. Bir yaptırımının olmadığını fark eden işverenin bu kez daha büyük grev kırıcılığına giriştiğine dikkati çeken Sinem Kaya, “Bazı kişiler grev kırıcı olarak işe alındı ve bize ‘ne yapalım ekmek parası’ denildi. Ama biz de burada ekmeğimiz için mücadele ediyoruz. Evimiz kira, çocuklarımız okula gidip geliyor, faturalamız var. Biz mücadele etmeyi seçtik. Artık korkmanın, susmanın zamanı değil. Çocuklarımız için mücadeleyi büyütmenin zamanı. Keşke Temel Conta işçileri yalnız bırakılmasa, örgütlü mücadelemizi büyütseydik, çadırın önünde her gün halayımızı kalabalıkla çeksek. Bütün sendikalar ve siyasi partilere çağrım; bugün Temel Conta işçilerini yalnız bırakma zamanı değil, bizlerle birlik olma zamanı. Bu sadece bizim meselemiz değil, bu emek mücadelesidir. İlk gün çıktık ‘direne diren kazanacağız’ dedik ve ‘direne direne kazandık’ diyene kadar da mücadelemiz devam edecek. Hakkımızı almadan bu çadırdan ayrılmayacağız” diye belirtti.
‘DİRENİŞ ÇADIRI BİZİ BİRLEŞTİRDİ’
Sendikanın işçi mücadelesi için önemini vurgulayan Sinem Kaya, işverenin tüm baskı ve manipülasyonlarına rağmen sendikalı olmaktan vazgeçmediklerini söyledi. “Biz mücadeleyi kapının önüne çıktığımız zaman öğrendik” diyen Sinem Kaya, şöyle devam etti: “Temel Conta’da 11 yıl çalıştım, fakat maaşım hiç artmadı. Kadınları daha ‘sessiz’, ‘yönetilebilir’, ‘itaatkar’ buluyorlardı. Mesaiye kalıyorduk ama o mesai parasını alacak mıyız almayacak mıyız sorgulamıyorduk bile. Ta ki gerçeklerin farklı olduğunu gördüğümüz de direnmeyi seçtik. Her gün çadıra gelip gidiyoruz, bir ekmeği bölüşüyoruz ve fabrikada yaşadıklarımızı konuşuyoruz. Bir gün fabrikada bizi topladılar, Tesla’dan ödül almışlardı, bize ‘Bu ödül sizin emekleriniz sayesinde alındı’ dediler. Şimdi biz neredeyiz? Emeğimiz için çadırdayız. Ne oldu o gün bizim emeğimizin teşekkürü? Yeri geldi bizi içeride birbirimize kırdırmaya çalıştılar. Fark ettik ki kendi iş ve çıkarları için bizi içeride bölmüşler. Aslında çadır bizi birleştirdi, hırslandırdı ve öfkelendirdi. Sendikanın ne olduğunu çadırın içerisinde örendik. Biz keşke sendikanın ne olduğunu daha önce de bilseydik.”
MA / Uğurcan Boztaş
MA

















