İzmir’de Ata Soyer Sağlık ve Politika Araştırmaları Derneği tarafından “İzmir’de İşçi Sağlığı Günleri” başlıklı iki günlük sempozyum düzenliyor. 4-5 Nisan’da 10.00-17.00 saatleri arasında Karabağlar Mustafa Necati Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek sempozyum, aynı zamanda kentte bir ilk olarak değerlendiriliyor. Sosyalist partilere, yapılara, sendikalara, meslek örgütlerine ve işçilere yapılan çağrıda sempozyumun yalnızca bilimsel toplantı olmadığı, emeğin, bilginin ve dayanışmanın yan yana durduğu ortak bir kürsü olmayı amaçladığına dikkat çekildi.
Sempozyumun ilk günü meslek örgütleri ve sendikaların yapacağı sunumlar ve yürütülecek tartışmalar olacak. İkinci gün ise siyasal partiler ve kurumların işçi sağlığına dair tartışmalarının yer alacağı oturumlar gerçekleşecek. İki gün yürütülecek tartışmaların ana ekseninde “İşçi cinayetleri karşısında neden sessizlik hakim”, “Toplumsal, örgütsel refleksler ve tavırlar neden geliştirilemiyor” soruları olacak. Diğer bir başlık ise işçilerin, emekçilerin örgütlüğü meselesi olacak. Örgütlenmede yaşanan sıkıntılar, yetersizlikler, çözüm tartışmaları da sempozyumda ele alınacak.
2 BİN İŞÇİ, İŞ CİNAYETİNDE KATLEDİLDİ
Ata Soyer Sağlık ve Politika Araştırmaları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Gültekin Akarca ile düzenlenecek sempozyum ve işçi sağlığı meselesinin önemine ilişkin konuştuk. İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin verilerine göre 2025 yılında 2 bin 105 işçinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Akarca, bu ölümlerin içinde tanısı konulmayan meslek hastalıklarının, göçmen işçilerin, kayıt dışı işçilerin olmadığını söyledi. “Buz dağının görünen yüzü aslında 2 bin 105” diyen Akarca, bu rakamın veri kabul edilmesi halinde bile her güne 6 işçi cinayetinin yaşandığını vurguladı. 4 saatte 1 işçinin öldürüldüğünü kaydeden Akarca, “Bizim de çıkış noktamız buydu. 4 saatte 1 işçinin öldürüldüğü bir ülkede niye bu kadar sessiziz. Yani, evet, Soma’da bir katliam yaşandığında herkesin yüreği yandı. Herkes harekete geçti. Herkes bir şeyler yapmaya çalıştı. Yakında Dilovası’nda kadınlar, 3’ü çocuk 7 kadın öldürüldü. Ya da yakın geçmişte üçüncü havalimanı yapımı sırasında 400’ün üzerinde işçi katledildi ve bu ölümlerin tam net sayısını bile bilmiyoruz. Mezarlarının neresi olduğunu bilmiyoruz. Mezarlarının bu havalimanı olduğu söyleniyor” dedi.
‘TEKNİK BİR MESELE DEĞİL’
Gözlemleri ve yaptıkları çalışmalar neticesinde işçi sağlığı konusunun teknik bir mesele olarak kavrandığını kaydeden Akarca, konunun sadece hekimlerin bir reçete yazması, tedavi süreci olarak algılanmasının yetersiz olduğunu ifade etti. Bunda bir terslik olduğunu belirten Akarca, “İşçi cinayeti, işçi sağlığı dediğimizde sadece ölümle biten vakalardan bahsediyoruz. O da karşımıza çıkabildiği kadarıyla, farkına varabildiğimiz kadarıyla. Bir işyerinde yaşadığımız duygusal yıkım da bir işçi sağlığı sorunu. Soluduğumuz tozlu hava da bir işçi sağlığı sorunu. Evde aç bir çocuğu düşünmek de bir işçi sağlığı sorunu. O çocuğun açlığı da bir işçi sağlığı sorunu. Çünkü bunların tümü bizim sermayeyle kurduğumuz ilişkiden kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.
‘İŞÇİLER, ÇOCUKLAR, KADINLAR EŞYALAŞTIRILIYOR’
Sermayenin işçileri nesneleştirdiğini söyleyen Akarca, işçilerin kendini özgür işçi olarak tanımlayabilmesi gerektiğine, bunun da örgütlü olmaktan geçtiğine dikkat çekti. Akarca, sermaye-işçi ilişkisindeki bu faktörü şöyle derinleştirdi: “Bu ilişkiyi başka nerede görüyoruz biz? Yakın zamanda epsitein çetesinin eylemlerinde görüyoruz. Orada ne oldu? Orada çocukları, genç çocukları, kadın çocukları, erkek çocukları, eşyalaştırdılar, nesneleştirdiler. Kendi şehvetleri için kullandılar ve bir eşya olarak kullandılar. Çöpe attılar. Aslında sermaye bizimle kendi dışında bütün unsurlarla aslında eşya olarak ilişki kuruyor.”
“Çocuk işçiliği”ne dikkat çeken Akarca, çocuk işçiliğinin üretim sürecine hazırlamak, anlama ve öğrenme süreci olduğunu, üretim sürecinin içinde olmaması gerektiğinin altını çizdi. Sempozyumun sınıf içi bir tartışma olduğunu dile getiren Akarca, kendisini işçi sınıfı mücadelesinden yana taraf olarak gören herkesi beklediklerini belirtti.
MA / İbrahim Açıkyer
MA

















