Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci bir yılını geride bıraktı. Bu süreç zarfında iktidar ve devlet herhangi bir somut adım atmadı.
Wan Girişimci İş İnsanları Derneği (VANGİAD) Başkanı Kadri Salaz, sürecin ekonomiye katkısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Salaz, “Barış gelmediği sürece ülkenin kalkınmasından söz etmek mümkün olmayacaktır. Ülkenin hem refahı hem de kalkınması açısından bu tarihi fırsattı mutlaka değerlendirmek ve bu süreci desteklemek gerekir” dedi.
İş dünyası olarak süreçten umutlu olduklarını ifade eden Salaz, “Özelikle Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’ın başlatmış oldukları süreç değerlidir. Aradan bir yıl geçti, gelinen aşama önemlidir. Unutmayalım ki barış toplumların kalkınmasındaki en büyük araçlardan biridir. Barış olmadan eğitimde, ekonomide, sağlıkta, sosyal yapıda herhangi bir kalkınmadan söz edemezsiniz. Savaşın olduğu yerlerde bunların hiçbiri olmaz, savaş ülkelerin ve toplumların bütün dinamizmlerini berhava eder, savaş maliyetlerini topluma yansıtır ve bunu yansıtırken de eğitimden, kültürden, sağlıktan, kısacası kalkınmadan keserek yapar” diye belirtti.
‘SAVAŞ İÇİN HARCANAN KAYNAKLAR TÜRKİYE’Yİ BAŞTAN KURABİLİRDİ’
Türkiye’nin son 20 yılda çatışma ve güvenlik politikaları için çok büyük bütçeler ayırdığını belirten Salaz, bu kaynakların farklı alanlara yönlendirilmesi halinde ülkenin ekonomik ve sosyal açıdan çok daha ileri bir noktada olabileceğini söyledi. Salaz, “Türkiye bugüne kadar yaklaşık 8 trilyon TL savaş bütçesi kullanmış. Bu para ile Türkiye yeniden kurulabilirdi ama biz halen savaşa karşı ciddi bütçeler harcayan bir toplumuz. Kime karşı neye karşı kullanılıyor bu bütçe, ne kazanıldı ve ne kaybedildi, hepimiz bunu görüyoruz. Bundan sonra bu bütçenin doğru bir şekilde harcanması önemlidir. Bu bütçenin eğitim, sağlık, kültür kısacası kalkınmaya dönüşmesi lazım” diye konuştu.
‘KALKINMANIN ÖNÜNDEKİ ENGEL YANLIŞ GÜVENLİK POLİTİKALARI’
Bölgenin kalkınmasının önündeki tek engelin yanlış güvenlik politikalarına harcanan bütçenin olduğunun altını çizen Salaz, “Bugün halen bu bölgede Hatay’dan başlayarak Ermenistan sınırına kadar 900 kilometrelik bir sınır duvar hattı inşa ediliyor. Bir yandan barış görüşmeleri yaparken bir yandan da kardeş halkların yani Güney Kürdistan’da bulunan Kürtler ile bizler arasına bir duvar çekiliyor. Suriye ile Türkiye Kürtleri arasına bir duvar çekiliyor, İran Kürtleri ile Türkiye arasında bir duvar örülüyor. Bizim bu tarz harcamaları bir kenara bırakıp barışa, kardeşliğe, toplumsal kalkınmaya, eğitime ve alt yapıya harcama yapmamız lazım” ifadelerini kullandı.
‘TOPLUMSAL BARIŞIN YOLU ANAYASAL DÜZENLEMELERDEN GEÇER’
Toplumsal barışın yolunun anayasal düzenlemelerden geçtiğini sözlerine ekleyen Salaz, “Türkiye’nin Osmanlı’dan bu yana Kürt sorununu yaşıyor. Kürtler ne istiyor? Önce buna dönüp bakmak lazım. Bugün gelinen noktada 50 binden fazla insan canını kaybetti. Kaç trilyon dolar para harcandı bu savaşa, şimdi hepimizin oturup eteğindeki taşları dökmesi lazım. Türkiye kendi anayasasına bakacak, bundan sonra bu gibi sorunlar yaşamamak için Kürtlerin taleplerini anayasaya işlenmesi lazım, gerisi lafügüzaftır. Kürtlerin başta gelen talebi anadil hakkı, anadil ana sütü gibi haktır. Türkiye’de yaşayan 25 milyondan fazla Kürdün bu talebini görmemezlikten gelmek olmaz. Kürtçe anayasal çerçeveye alınmalı ve resmi olarak Kürtler dillerini kullanmalı” şeklinde konuştu.
MA / Lütfü Pala

















