Rize’nin İkizdere ilçesi Eskencidere Vadisi’nde, İyidere Lojistik Limanı inşaatına dolgu malzemesi sağlamak amacıyla Cengiz İnşaat tarafından açılan taş ocağı projesine karşı açılan dava 5 yıl sonra sonuçlandı. Rize İdare Mahkemesi taş ocağı için “iptal” kararı verdi. İkizdere Çevre Derneği tarafından 5 yıl önce açılan davada verilen karar, bölge halkı ve çevre savunucularının uzun süredir dile getirdiği “yargının gecikmesi” eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı. Zira iptal kararı, vadideki çalışmalar büyük ölçüde tamamlandıktan sonra geldi.
Olaya ilişkin konuşan Yakup Okumuşoğlu, verilen iptal kararının hukuki açıdan önemli olduğunu ancak geri dönülmez çevresel tahribatın önüne geçemediğini vurguladı. Kararın, benzer projeler açısından emsal niteliği taşıyabileceğini belirten Okumuşoğlu, çevre davalarında yargı süreçlerinin hızlandırılması gerektiğine dikkat çekti. “Doğamızı ve yaşam alanlarımızı korumak için başlattığımız hukuk yolculuğu, ‘dozer gitti, dava bitti’ sözüyle özetlenebilecek bir tabloya dönüştü” diyen Okumuşoğlu, “Süreç boyunca karşılaştığımız yüksek dava ve keşif ücretleri, vatandaşların adalete erişim hakkını ciddi şekilde zora soktu. Oysa Anayasa’da güvence altına alınan haklar, ekonomik güçle ölçülmemeli; herkes için ulaşılabilir olmalı. Bir çevre davası açmak, sıradan yurttaşlar için imkânsız bir yük haline gelmemeli. İkizdere örneğinde olduğu gibi, projeler tamamlandıktan ve doğa onarılması güç zararlar gördükten sonra verilen ‘haklısınız’ kararlarının, artık hayatı geri getirmesi mümkün olmuyor. Gerçek adalet; sadece kâğıt üzerinde kalan bir tespit değil, zamanında ve yaşamı koruyacak biçimde hayata geçen karardır. Ancak bu kadar gecikmiş bir iptal kararının, ne nehre suyu, ne yamaçlara yeşili, ne de köylünün umudunu geri getirmesi mümkün değil” dedi.
‘HAYAL KIRIKLIĞIMIZ BÜYÜDÜ’
Bu saatten sonra verilen kararın, yalnızca hayal kırıklığını büyüttüğünü söyleyen Okumuşoğlu, “Yargının bağımsız, hızlı ve erişilebilir olması ise, yalnızca toplumsal adalet duygusunu güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda kamu vicdanını ve geleceğe olan güveni de besler. Nihai amaç, üstün kamu yararına ulaşabilmektir. Biliyoruz ki, adaletin toplumdaki gerçek karşılığı; hakikate, insana ve doğaya sahip çıkmaktır. Umudumuz, bundan sonra yargının sesi yaşamın sesine daha erken ulaşır, haklılık yalnızca kâğıtta değil, hayatın içinde de vücut bulur. Netice olarak evet biz bu davada haklı çıktık; fakat yaşam alanlarımızı, vadilerimizi, suyumuzu, ormanımızı, çocuklarımızın yaşam alanlarını kaybettik. Dileriz ki benzer davalarda adalet, gecikmeden, hayatı koruyacak şekilde tecelli eder. Eskencidere Vadisi’nde açılan taş ocağı, proje başlangıcından itibaren bölge halkının yoğun tepkisine neden olmuş, vadide jandarma müdahaleleriyle gündeme gelen protestolar yaşanmıştı” diye konuştu.
MA


















