Halep’te Kürtlerin varlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirildiğine dikkati çeken İHD İzmir Şubesi Eşbaşkanı Ahmet Rodi Polat, “Geçiş Hükümeti savaş suçu işledi” dedi.
HTŞ’ye bağlı silahlı gruplar ve Türkiye destekli paramiliter grupların Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine dönük gerçekleştirdiği saldırılarda çok sayıda sivil yurttaş hayatını kaybetti ve onbinlerce kişi göçe zorlandı. Saldırılılarda ayrıca yüzlerce kişi de gruplar tarafından kaçırıldı. HTŞ güçlerinin bölgedeki baskıları da sürüyor. Mahallelerdeki saldırılarda yaralananlara tıbbi müdahalede bulunmak üzere bölgeye giden 3 Heyva Sor A Kurd sağlık çalışanı da HTŞ tarafından kaçırıldı. Yine gruplar, halkın direnişini kırmak amacıyla Xalid Fecir Hastanesi’ni ağır silahlarla hedef aldı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Eşbaşkanı avukat Ahmet Rodi Polat, saldırılar sırasında yaşananları değerlendirdi.
2011 Suriye savaşından sonra Kürtlerin özerk bir yapı kurduğunu ve sonraki süreçte bölgedeki çatışmalı süreçten uzak kalmayı tercih ettiklerini söyleyen Polat, “2024 yılında Esad rejimin yıkılmasının ardından geçici hükümet kuruldu. Bu hükümet bir kimlikler hiyerarşisi kurduğunu söyleyebiliriz. Geçiş hükümeti Kürtlerin varlığını kabul etmedi ve tahammülsüz davrandı. 2024’de rejim devrildikten sonra Kürtler otonom yapılarını korumak istediler ve akabinde 10 Mart mutabakatı imzalandı. Halklar geçiş hükümetinden bu mutabakata uyumasını beklerken son dönemde Kürt mahallelerinde halklar saldırılar ile karşılaştılar. Bu saldırı Kürtlerin varlığına yönelik bir saldırı. Yani bu saldırıyı Kürtlerin varlığını tanımamaya yönelik bir saldırı olarak okuyabiliriz” dedi.
‘SALDIRILARDA SAVAŞ SUÇU İŞLENDİ’
Yapılan saldırıların uluslararası hukuk bağlamında iç açıcı bir tablo olmadığını ifade eden Polat, “Hastanelerin bombalandığını gördük. Aslında savaşın da bir hukuku var. Ancak Halep’teki saldırılarda bu hukuk tanınmadı. Sivillere yönelik saldırılar oldu. Kadın savaşçının cansız bedeninin bir binadan atıldığını gördük. Bunlar aslında uluslararası ceza mahkemesinin kurucu statüsü olan Roma Statüsü’nde savaş suçu olarak kabul ediliyor. Gerek sağlık birimlerine gerekse sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar savaş suçu olarak kabul ediliyor. Halep’teki saldırılarda geçiş hükümeti savaş suçu işledi. Çünkü Roma Statüsü’nde tıbbı birimlere yönelik saldırılar savaş suçu kapsamında değerlendirilebiliriz” ifadelerine yer verdi.
‘KAÇIRILAN SAĞLIK ÇALIŞANLARI SERBEST BIRAKILSIN’
Saldırılarda yaralıları çıkarmak için bölgeye giden üç Heyva Sor çalışanının kaçırılmasına değinen Polat, “Kaçırılan sağlık çalışanlarının derhal serbest bırakılması gerekiyor. Sağlık çalışanlarının kaçırılmasını zorla kaybettirme olarak değerlendirebiliriz. Zorla kaybettirmelerde kişinin güvenliği, yaşam hakkı gibi haklarının ihlali söz konusu. Bu yönüyle kaçırılmaları en ağır hak ihlallerinden biri. Bunun yanı sıra uluslararası hukuk kapsamında baktığımız zaman sivillerin pazarlık konusu yapılmasını ve rehin alınmasını Cenevre Sözleşmesi’nin de ihlali anlamına geliyor. 2011 yılında Suriye’de iç savaş çıktıktan sonra Birleşmiş Milletler (BM) çok yetersiz kaldı, arabuluculuk yapmayı kabul etmedi. Astana ve Cenevre görüşmeleri sonuçsuz kaldı. Bugün Suriye’de yaşanan gelişmelerde de aynı şekilde insan hakları ve hukuk ayaklar altına alınırken yaptırım gücü bulunan devletlerin sessiz kalmalarını anlamak oldukça güç bir durum. ABD, AB ve BM bu noktada yaşanan hak ihlallerine karşı yaptırım gücüne sahip. Ancak yaptırım gücünü kullanmaktan imtina ediyorlar. Şu an insanlığa karşı bir suç işleniyor. Tüm bunlar yargılama konusu ve bu anlamda derhal bir yargılanmanın yapılması lazım. Suriye’de barışın sağlanması adına tarafların 10 Mart mutabakatına uyması gerekiyor” diye konuştu.
MA / Uğurcan Boztaş











