Dünyanın dört bir yanında kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne direniş, eşitlik ve özgürlük talepleriyle hazırlanırken, Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınlar öncülüğünde inşa edilen toplumsal model, sınırları aşan bir mücadele deneyimi olarak kadınlara ilham olmaya devam ediyor.
Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), DAİŞ ve Türkiye destekli grupların 6 Ocak’ta başlayan saldırılarının ardından alanlara çıkan gruplardan biri de Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden “People’s Caravan (Halklar Karavanı)” olarak buluşan enternasyonalist gençler oldu. Rojava’yı savunmak üzere harekete geçen gençler, Türkiye’ye girişlerinin ardından farklı sınır kapıları ve havalimanlarında “kamu düzeni ve güvenliği” gerekçesiyle sınır dışı edildi. Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ile Suriye Geçici Hükümeti arasında varılan anlaşmaya rağmen Kobanê’de devam eden kuşatma ve kazanımların korunması için Halklar Karavanı mücadelesini sürdürüyor.
Halklar Karavanı’nın ilk grubuna Almanya’dan katılan Laura Janku, Rojava’nın kendileri için önemi ve gençliğin mücadelesine ilişkin ajansımıza konuştu.
ROJAVA İLE DAYANIŞMA
Almanya’daki sosyalist gençlik örgütlerinden YUNA Demokratik Gençlik ve Genç Kadınlar Komünü ’nün üyesi olan Laura Janku, Almanya genelinde medya çalışmaları yürütüyor. Laura Janku, Almanya başta olmak üzere dünyadaki kamuoyunun sessizliğini kırmak amacıyla 16 kişilik ilk grupta yer aldığını hatırlattı. Rojava’daki devrimin kadın özgürlük mücadelesine dayandığı için dayanışma göstermelerinin ayrıca önemli olduğunu belirten Laura Janku, kadınların öz savunma temelinde ayağa kalktığını söyledi. Laura Janku, “Rojava’daki kadınların ayağa kalkıp, silahlanarak inşa ettikleri hayatı korumalarını görmek beni çok derinden etkiledi. İnternette, toplumda ‘normal’ bir rol üstlenen kadınların silahlanarak halklarını ve hayatlarını savunduklarına dair birçok fotoğraf dolaşıyordu. Çünkü cihatçıların ve bölgedeki faşist güçlerin kadın özgürlüğünün bu temelini ortadan kaldırma tehdidi var” diye belirtti.
ATAERKİL DAVRANIŞLARI AŞMANIN 3 UNSURU
Rojava’da kadın özgürlüğünün saldırı altında olduğunu bu nedenle dünyadaki bütün kadınların ellerinden geleni yapması gerektiğini vurgulayan Laura Janku, “Bana göre kadınlar, saldırının merkezinde ama aynı zamanda direnişin de merkezinde oldukları çok açık. Bunu çok net gösteren noktalardan biri, kesilen örgülerin yer aldığı videoydu. Bunu kendi bedenimizde de çok net yaşadık. Türk hapishanesindeyken gardiyanlar saç tokalarımızı aldılar ve örgülü saçlarımızı zorla açtılar. Bu, kadınların direnişinin saç üzerinden sembolleştirdiği çok güçlü bir anlamı gösteriyor” dedi.
Rojava’nın öz savunma, örgütlenme ve özerklik perspektifinin kendisini derinden etkilediğini söyleyen Laura Janku, “Bence bunlar kendi içimizdeki ataerkil davranışları aşmanın üç temel unsurudur. Bunun her zaman kolay olmadığını düşünüyorum çünkü alıştığımız yaşam biçimiyle bir kopuşu ifade ediyor. Ama benim için bu üç unsur, kadın olarak kimliğimin bir parçasını ve yüzeysel şeylerin ötesine geçen, dünya çapında kadınları birbirine bağlayan bir yönünü gösterdi” ifadelerini kullandı.
‘BİRBİRİMİZE DAHA SIKI BAĞLI OLMALIYIZ’
Heyet olarak karşılaştıkları en büyük engelin Türkiye’nin baskısı olduğunu belirten Laura Janku, polislerin kendilerine yönelik yaklaşımı ve sürekli takibinde bu baskıyı hissettiklerini söyledi. Türkiye’nin gençlik hareketlerinin uluslararası dayanışmasından korktuklarını bildiklerini ve bu nedenle sınır dışı edilmeyi başından beri beklediklerini ifade eden Laura Janku, “Bunun değişim yaratabilecek bir güç olduğunu biliyorlar. Bu yüzden bizi ayırma stratejisini seçtiklerini düşünüyorum. Çünkü bu sadece Türkiye değil, Almanya ve geldiğimiz diğer Avrupa devletlerinin yarattığı sessizliği sürdürmenin bir yolu. Bir gençlik hareketi olarak, devletin yaratmaya çalıştığı bu ayrışmaya boyun eğmemiz ölümcül olurdu ve elbette böyle zamanlarda daha da sıkı bir şekilde birbirimize bağlı olmamız gerekiyor” dedi.
GENÇLERİN KARŞILAŞTIKLARI SORUNLAR
Dünyadaki gençlerin karşılaştıkları sorunlara da değinen Laura Janku, şunları belirtti: “Bence gençliğin şu anda karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri bireycilik; yalnız olmak, hayatta ilerlemek, kariyer yapmak, para kazanmak için sadece kendine güvenmek zorunda olmak ve tüm bunları tek başına yapmak zorunda olmak. Kendi çevremde bu yüzden ciddi ruh sağlığı sorunları olan birçok genç görüyorum. Bu durum bir topluluk olarak bir araya gelmeyi ve birlikte bir yaşam kurmayı daha zor hale getiriyor. Bireycilik aşmamız gereken çok büyük bir mesele. Gençliğin şu anda karşı karşıya olduğu bir diğer büyük sorun da Almanya’daki militarizasyon. Zorunlu askerlik hizmetinin yeniden getirilmesi tartışılıyor ve bu sadece Almanya’da değil, küresel ölçekte de bir sorun. Krizler artıyor, daha fazla savaş gelişiyor, dünyanın daha fazla bölgesinde çatışmalar yükseliyor. Genel olarak gençliğin sorunları dünyanın bir bölgesinden diğerine farklılık gösterse de temelde dünyadaki egemen güçlerin gençliği kimliğinden koparmaya çalıştığını düşünüyorum. Bana göre gençliğin kimliği dirençli bir kimliktir ama egemen güçler onları ekonomik, fiziksel ya da başka şekillerde bastırmaya çalışıyor. Bunu ancak örgütlenerek ve birlikte durarak aşabiliriz.”
KADIN ÖRGÜTLENMESİ
Örgütlenmenin de genel ve özerk şekillerinin farklı olduğunu söyleyen Laura Junka, “Özellikle ataerkil yaşam biçiminin ne kadar derinlere işlemiş olduğunu düşündüğümüzde, belirli davranış kalıplarını aşmak için özerk örgütlenmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Bunu diğer kadınlara anlatmak yavaş bir süreç ama genel olarak daha fazla kadının örgütlendiğini, aktif hale geldiğini ve hayatlarını etkileyen sorunları gördüğünü hissediyorum. Örneğin artan kadın cinayetleri istatistikleri birçok kadını feminist gruplar içinde örgütlenmeye yöneltiyor. Almanya’daki kadın örgütlerinin özerk örgütlenmenin önemi ve hayatın hangi alanlarında gerekli olduğu konusunda farklı değerlendirmeleri var. Bu büyük bir tartışma konusu çünkü her kadın örgütü siyasetin ya da hayatın her alanında özerk örgütlenmeyi gerekli görmüyor. Hatta bazıları kadınlara özel bir alanın bile gerekli olmadığını söylüyor. Bir diğer engel ise odaklanma meselesi. Almanya’da ve Avrupa’nın geri kalanında yalnızca kadınlara özgü konulara, eşit ücrete ya da kadınlara yönelik altyapı gibi sorunlara odaklanan bazı kadın örgütleri var ve hayatı genel olarak birlikte örgütlemeye odaklanmıyorlar. Bu, hayata ve kadın olarak yaşamaya daha parçalı bir bakışa yol açabileceği için bir çatışma noktası olabilir. Ancak bu aynı zamanda tartışma başlatabileceğimiz bir nokta da olabilir çünkü belirli konuları bir temel olarak kullanıp birlikte çalışmaya başlayabilir ve birbirimizi daha iyi tanıdıkça buradan nasıl ilerleyebileceğimizi daha derinlemesine tartışabiliriz. Elbette farklı konulara odaklanan örgütler var ve birbirimizden öğrenmek kesinlikle gerekli. Kadınlar olarak birbirimizden her zaman öğrenebileceğimizi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
MİLİTARİZASYONA KARŞI MÜCADELE
Dünyadaki gençlik mücadelesinin de tıpkı kadın mücadelesi gibi her yerde farklı olduğunu ancak atılması gereken ilk adımın bir araya gelmek olduğunu söyleyen Laura Junka, şöyle devam etti: “Gençlik olarak bir araya gelmek temeldir ve buna iki örnek verebilirim. İlki, parçası olduğum heyet. Bu çok iyi bir çözüm örneği. Elbette herkes için mümkün değil ama normalde yaşamadığınız bir yeri ziyaret etmek, dünyanın başka bir yerinde bulunmak, dünya çapındaki gençliğin birbirine bağlı olduğuna ve birbirimizi gördüğümüze dair çok güçlü bir mesajdır. Bu bize birlikte mücadele etme imkanı da verir. Bu tür heyetler bireyciliği aşmak için de çok iyi bir yöntemdir. İkinci örnek ise şu anda Almanya’da gerçekleşen okul grevleri. Daha önce yeniden tartışılan zorunlu askerlikten bahsetmiştim. Birçok öğrenci buna karşı örgütleniyor ve bu okul grevlerine katılıyor. Bu çok güçlü bir örnek çünkü insanlar yaşadıkları yerde, kendi hayatları için örgütleniyorlar. Öğrenciler diğer öğrencilere giderek onları militarizasyona karşı mücadeleye dahil ediyorlar. Bu çok güçlü bir işaret. 8 Mart, her genç kadına bu dünyada mücadele edilecek çok şey olduğunu hatırlatan bir gün. 8 Mart’ta sokaklarda, bu kadar çok genç kadını gördüğümde büyük bir umut hissediyorum. Aynı zamanda genç kadınlar olarak taşıdığımız büyük sorumluluğu da hissediyorum ve daha fazla insanı örgütleme, her genç kadının yüreğine ulaşarak hem kendisi hem de kız kardeşleri için mücadele etmesini sağlama konusunda güçlü bir ihtiyaç duyuyorum.”
MA / Hivda Çelebi

















